Ruhu İyileştirme Yolları
“Savruluyoruz. Kendimize ve dünyaya ait tutunacak bir şeyler ararken, varmak istediğimiz noktanın uzağına savruluyoruz.
Cebimizdeki adresler, yüksek tanıdıklar, bol limitli kredi kartları bile önüne geçemiyor bu savruluşun. Bizi koruyacak, iyi gelecek, stresimizi azaltıp ruhumuza cennet ferahlığı üfleyecek bir liman arıyoruz”.
•
Bu hayati tespitler, bugün tanıtmak istediğimiz kitabın sayfalarından. Eser, Profil Kitaptan çıkmış. Yazarı Gökhan Ergür.
Gökhan Ergür’ün alanı insan psikolojisi. Günümüzde kapitalizme esir düştüğünü idrak edemeyerek, kurtuluşta olduğunu gören ve normal bir insan gibi içimizde dolaşan herkesin tökezlediği dertlere çare üreten bir uzman.
Ruhu İyileştirme Yolları’ndaki yazılar, bu minval üzere kaleme alınmış düşünceler ve tedavi yöntemleridir.
İnsanı kadavra itibariyle ele alan kapitalizmin tüketim zorbalığı-baskısı, tükettikçe mutlu olunacağına inandıran fakat bir türlü mutluluğu yakalayamayan ve bunalımlarının sebeplerini kendilerinde değil, başkalarında arayan insan tipi meydana getirmiştir.
Gökhan Ergür’ün “Ruhu İyileştirme Yolları” kitabı, kapitalizmin dayattığı bu tip insanlara yol göstermekte ve ruhun esas olduğunu, onu iyileştirmeden, kişinin iyileşemeyeceğini anlatmaya çalışmaktadır.
Gökhan Ergür, kitabının bir sayfasında okura şu soruyu soruyor:
“İnsan kimdir sevgili okur? Sen kimsin? Ayna karşısına geçip ‘ben kimim’ diye sor kendine ve bu soruya verecek anlamlı bir cevap bul.
Şimdiden söyleyeyim bu cevabı; Netflix’te, Nusret’te, sosyal medya şaklabanlarının özel hayatlarında, kaydırmalı postlarda, zengin eşlerde, ‘makamında ziyaret ettik’ diye başlayan gönderilerde kimse bulamadı. Sen lütfen farklı bir yol dene”.
•
Haksız mı yazar? Çok acı bir hususu derç etmem lazım.
Dünyada marka tapıcılığına adapte olmuş ülkeler ve halklar üzerine yapılan bir araştırmada maalesef, Müslüman ülke ve halklar başı çekmektedir.
Bu niye böyledir yıllardır aklım ermedi, bir ereni de bulamadım. Neyse kitaptan şu satırlara yer verelim:
“Tüketimin merkezinde bir gençlik! Gençler artık tüketimin merkezindeler.
Tüm büyük markalar öncelikli olarak gençleri hedef belirliyor, çünkü onların ruhlarında günden güne büyüyen anlamsızlığın ve manevi boşluğun farkındalar.
Gençler artık tükettikçe, daha yenisini, en yenisini satın aldıkça mutlu olacaklarına inanıyorlar-inandırılıyorlar fakat ellerindeki ürünün yeni modeli çıktığında, sahip oldukları mutluluk da kayboluyor, kısır döngü bu şekilde devam ediyor”.
•
Evet, sanırım bu hali yaşamayan parçalanmış yahut bütün aile yok gibidir. Gerçi artık “aile” kavramı bile önemini yitirmek üzere. Aile denilince “geri kalmışlık” algılanmaktadır.
Özellikle bizim ülkemiz için bu algı çok büyük bir afettir. Afetin boyutlarının her geçen gün büyüdüğünü haberlere bakarak görebiliriz.
Ezcümle:
İnsana ruhu merhamet hazinesi olarak ikram edilmiştir. Bu ikrama ihanet, merhametsizliği doğurur vesselam.
Eser hakkında: Profil Kitap:
0216-365 70 91 [email protected]







