Ruhaniyetli Şehir Bursa
Evliya Çelebi Bursa için “Ruhaniyetli Şehir” der. Gerçekten halen “Ruhaniyetli Şehir”! Tabi ruhaniyetli olup olmadığı, nereden ve nasıl baktığınıza bağlıdır.
Eğer şehre Muradiye II. Murat, Çekirge I. Murat türbelerinden, Tophane’de Orhan ve Osmangazi’nin türbelerinden, Üftade Hz.’lerinden, Ulu Camii’nden, Emir Sultan’dan, Yıldırım’dan bakarsanız, ruhaniyetli şehri bulursunuz.
Yine Tanpınar’ın; “Cetlerimiz şehri kurarken inşa etmiyorlar, ibadet ediyorlardı. İnşayı ibadet aşkıyla yapıyorlardı” dediğini görürsünüz.
Bu manada maddeye geçmesini ısrarla istedikleri bir ruh ve imanları vardı. Taş ellerinde canlanıyor, bir ruh parçası haline geliyordu.
Duvar, kubbe, kemer, mihrap, çini, hepsi Yeşil Türbede dua ediyor, Muradiye’de düşünüyor, Yıldırım’da harekete hazır hale gelerek, göklerin derinliğine susamış bir kartal hamlesiyle ovanın üstünde bekleyerek tek bir ruh haline dönüşüyordu.
Bursa’ya bu zaviyeden bakıldığında Evliya Çelebi’nin çok haklı olduğunu görmek mümkündür.
Çünkü Bursa’nın tarihi adadaki herhangi bir sokağından geçip; “Tamam burayı görmüştüm” dedikten sonra nice görmediğiniz tarih olacağını bilmelisiniz.
•
Selçuklu ve Osmanlı şehirlerimizin tarihi bellekleri, elbet atalarımızın yaptığı eserlerdir. Bu bellekleri kaybettiğimiz yahut yaşatılması için uğraş vermediğimizde, bellek silindiği gibi tarihimiz de silinecektir.
Bu anlamda Bursa tarihine yeniden kavuşuyor. Büyükşehir Belediye Başkanı Alinur Aktaş, çok cesur adımlar atarak, kültürel belleği yeniden canlandırıyor.
Tarihi eserleri ihya etmek, şehrin tapusunu çıkarmaktır. Bugünkü ve gelecek nesillere tapulu bir tarih ve şehir bırakmak demektir.
Tarihin ve medeniyetin yaşatılmadığı şehirde insanların, nefes alıp verdikleri, rızıklarını temin ettikleri, hayatlarını idame ettirdikleri mekânlara aidiyetleri zayıflar.
Aidiyet zayıflığı ise şehre karşı “nemelazımcılığı ve bana neciliği” getirir ki, bu hal haset etmeye benzetilir.
Haset, ateşin odunu erittiği gibi insanı eritir denilir. Nemelazımcılık da hem insanı hem şehri eritir.
Bu sebeple Alinur Aktaş, tarihi yarımadayı yeniden geçmişteki ihtişamına kavuşturmak için radikal kararlar alarak çalışmaktadır.
•
Bu seferki Bursa ziyaretimde şimdiye kadar hiç görmediğim müzeleri gördüm. Günümüzde tarihin anlatıldığı yerlerden birisi de müzelerdir.
Büyükşehir belediyesine ait dokuz müze varmış, hepsine varamadım fakat görebildiklerim harikaydı. Bir başka güzellik de müzelerin bedava olmasıydı.
Yine önemli hususlardan birisi de tarihi yarımadadaki eserlerin pek çoğunun ya kültür merkezleri olması veya kültürel faaliyetlere ev sahipliği yapmasıydı.
Buraları görünce aklıma Dr. Süheyl Ünver’in, Yahya Kemal’den aktardığı şu sözler geldi: Üstat Beyatlı şöyle dermiş:
- “Üsküp’te doğmasaydım yanardım. Bursa’yı da pek severim. Bana Üsküp’te mi veya Bursa’da mı doğmak isterdin deseler, Bursa’yı isterdim. Fakat Üsküp’ü de arzu ederdim”.
Evet, zatıma da Ankara’da mı doğmak isterdin, Bursa’da mı deselerdi. Bursa derdim. Memleketim Ankara ama gönlüm ve ruhum Bursa diyor.







