Ruh Tufanına Uğramışlar
Nuh tufanını ve sebebini bilirsiniz.
Bugün de inkâr edenler, şirk koşanlar, küfredenler, Müslim görünümlü menfaatçiler, dâvâ adamı gibi görünen lüpçüler, siyasi veya başka oluşumlar altında ittifak ederek, tarihe “Nuh Tufanı” olarak geçen hadiseyi, “Ruh Tufanına” dönüştürme gayretindeler.
Müslümanlar, daha doğrusu “imanı kavi olanlar” bilirler ki, Cenabı Allah, insanoğlunun hayatını idame ettirmek için ruhu bir ikram olarak sunmuştur.
Bu ikramı reddedenler-sömürenler-riyakârca suiistimal edenler, sadece Allah’a karşı değil, kendilerinin dışında her canlıya karşı da ihanet içerisindedirler.
Nuh (a.s.) zamanındaki tufan ile bugünkü “Ruh Tufanı” arasındaki benzerlikler hemen hemen aynıdır. Sosyal medya, “Ruh Tufanının” yaşandığı bir zemindir.
•
Başta Cumhurbaşkanımız Erdoğan olmak üzere Covid-19 hastalığına yakalanmış ve “ruhunu tufana kaptırmamışlara”, Rabbim şifa hazinesinden şifa ihsan eylesin.
“Ruhunu tufana kaptırmamış” ifadesini bilerek kullandım. Kaptırmış olanlar; ne Allah’a ne hikmetlerine, ne Kur’an’a, ne Peygamberimize uzak durdukları için onlara şifa dilemek haddimi aşmak olur. İnanmayana kim ne yapsın?
Bir şeytan üssü olan sosyal medya mecrasında, Cumhurbaşkanımız Erdoğan’ın rahatsızlığı sebebiyle küfredenlerden bayram edenlere kadar sevinenler oldu.
Kişinin karakter belgesi sözleridir. Küfredenler, sevinenler, farklı şekilde hakaret edenler, kimlik ve kişiliklerini toplum önünde sergilemiş olmaktalar.
Yalnız normal insanların cevabını bulamadığı soru şu:
“Malum kişi yahut kişiler, ahlak ve aile mefhumuna inanıyorlar mı? Aynı hakaretler kendilerine, ailelerine yapılsa acaba ne düşünürler”?
Sosyal medya üzerinden ruh hallerini tüm dünyaya yayanlar, içine düştükleri çıkmazın ne büyük bir çukur olduğunu göstermekteler. Bunları destekleyenler de aynı çukurdalar.
Allah böylelerinin şerrinden, gece kara taş üzerinde görülmeyen kara karınca yavrusundan tutun da bilinen bilinmeyen bütün canlıları ve insanlığı korusun! Âmin!
Ruhlara sindirilememiş edep ve hayâ yoksunu kimseler, sadece memleketimizde değil, insanın ve tüm canlıların yaşadığı yerkürenin hiçbir noktasında, yaşadıkları ortama uyum sağlayamaz ve sürekli maraz çıkarırlar.
Sosyal medya denilen gayya kuyusu da bu marazlara ev sahipliği yapmaktadır. Çünkü kendilerini ifade edebilecek tek becerileri; küfür, iftira, bühtan, riyakârlık ve yalandan ibaret.
•
Aklı ile ahlakı arasında bozguna uğramış kimselerin beslendikleri oluktan; fitne, fesat ve kibir akmaktadır.
Kibrin abluka altına aldığı kimselerde akıl, ruh ve beden sağlıklı değildir.
Ehli irfan bir münevverimiz kibri şöyle tarif etmektedir:
-“Kibir; müşriklerin üzerinde, sadece onlara yakışır bir şirk sıfatıdır. Böbürlenmenin arka planında; kendi varlığını, aklını, mantığını, vicdanını velhasıl insani melekelerini başkalarına kiralamış, kurtuluşu orada görme inancı hâkimdir”.
Ezcümle:
Kötülük, küfür ve ihanette ittifak edenler kadar; iyilikte, vefada ve dürüstlükte ittifak edilmediği sürece, “Ruh Tufanı” yaşayan bu güruhların musibetlerinden kurtulmamız mümkün değildir.







