Retçilerin zihniyet belgeleri
Yeni Türkiye’yi reddedenlerin en büyük marifeti nedir? Yalan ve iftiralarla toplumun milli ve manevi değerlerini yok etmektir. Buyurun şu haber ve detayına.
Vakit Gazetesi 30 Kanunuevvel (Aralık) 1928’de şöyle bir haber verir:
“Müessesat-ı Diniye Müdürlüğünce, cemaatsiz camilerin seddedileceği yazılmıştı.
Bu suretle kapatılacak camilerin adedi 85’le 96 arasındadır. Ve ekserisi İstanbul cihetinde bulunmaktadır. Kapatılacak camilerin hiçbirinin tarihi ve mimari kıymeti yoktur. Hemen hepsi de ahşaptır. Kapatılacak camiler satılacaktır”.
Sanki 8500 yıllık şehir betonarmeymiş de camiler ahşapmış öyle mi? Bu haberi “Temellerin Duruşması” kitabına alan rahmetli Ahmet Kabaklı şunları söylüyor:
“Kapatılan, satılan bu mabetlerin, halka verdiği hayal kırıklığı ve devlete yabancılaşma hali korkunçtur. Bunlardan daha acı olanı da saygısızlıktır.
Büyük ve küçük birçok camiler, nüfuzluların çıkarları için depo, ‘meyhane’ yapılmak gibi süfli işlerde kullanılmıştır”.
Peki, bunlar ve benzeri camilerin akıbetleri ne olmuştur?
CHP istibdadı bitince “Anıtlar Derneği”, güya hiçbir mimari özelliği olmayan ahşap camilerimiz ve diğerleriyle ilgili olarak 1954 yılında, “Abidelerimiz” adlı bir kitap yayınlar.
İşte bu eserin 313-315 sayfalarında “Kapalı ve Meşgul Camiler” adı ile 36 meşhur camiin durumları kayıt altına alınır ve Kabaklı hoca da listenin bir kısmına yer verir.
¥
Ahmet Kethüda Camii: (Cerrahpaşa’da) ikametgâh.
Ebekadın Camii: (Cerrahpaşa’da) ikametgâh.
Caferağa Camii: (Odabaşı’nda) ikametgâh.
Koruk Mescidi: (Korucu Mahmut Ağa) (Odabaşı’nda) depo ve imalathane.
Sultanselim Medresesi Camii: (Halıcılar köşkü) ikametgâh.
Hidayet Camii’nin zemin kısmı: (Bahçekapı’da) Türk Ticaret Bankası ardiyesi.
Babahasan Âlemi Camii: (Aksaray civarında) ikametgâh.
Çamaşırcı Camii: (Şehzade karakolu yanında) ikametgâh.
Mimar Sinan Mescidi ve Mektebi: (Fatih Mimar Sinan mahallesinde) ikametgâh.
Burmalı Mescidi: (Şehzade Camii kutbunda) depo ve imalathane.
Mimarağa Mescidi: (Vefa Bozacısı yanında) depo ve imalathane.
Hocaali Mescidi: (Eğrikapı semtinde) ikametgâh.
Kesmekaya Mescidi: (Balat civarında) ikametgâh.
Melekhatun- Karaağaç Mescidi: (Silivrikapı yakınında) ikametgâh.
Çatalçeşme Camii: (Sultanahmet’te) ikametgâh.
¥
Evet, Kabaklı hoca listeyi bu kadar vermekle yetinerek şu ilaveyi yapıyor:
“Listeyi tamamlamamıza gerek yok. Yalnız ‘Küçüksu Mescidi, Şimkeşhane Dershanesi ve Süleymaniye kütüphanesi içindeki Darülkurra’nın 1954 senesinde yani demokrasi döneminde bile CHP’nin ‘ocak merkezi’ olarak kullanılmaları, ülkemizin bir tragedyasıdır”.
Kabaklı’yı rahmetle anıp, bu bahsi kapatmadan şu tarihi vakıayı da derç ediverelim.
“Batılıların ve sanat adamlarının ‘Mavi Cami’ diye göklere çıkardıkları Sultanahmet Camii; 1939-1945 yılları boyunca, Anadolu’dan toplanarak Trakya sınırlarına gönderilecek olan erlerin, sevkıyat durağı olarak kullanılmıştır.
O muhteşem yapının içinde ocaklar yakılmış, yemek pişirilmiş, çamaşır kazanları kaynatılmıştır”.
Evet, hangi insaf ve vicdan sahibi bir insan bunlarla birlikte hareket edebilir ki?







