Retçilerin manipülasyonları
Bu ülkeyi sahiplenmek, sevmek, uğruna fedakârlıkta bulunmak, ancak memleketimizin bütün resmini görmekle mümkündür.
Kuzeyden, güneye, doğudan batıya, tüm renkleriyle coğrafyamızın tamamını görenlerin, referandumda “EVET” diyecekleri bellidir.
Açık yüreklilik ve temiz bir niyetle, ön yargısız ve peşin hükümsüz bir şekilde, “gönül evladı” olan herkes, bu “EVET” i görmektedir.
Ret cephesinin böylesine hakikati anlamamasının sebebi ise kirli ideolojilerinin gereği, halkımızın muhafazakâr değerlerine karşı içlerindeki kin ve öfkeleridir.
Hemen sıradan bir örnek verelim. Cumhuriyet tarihi boyunca, hangi Cumhurbaşkanının etrafında böylesine bir halk sevgisi olmuştur.
Yine Cumhuriyet tarihi boyunca, hangi siyasi parti her türden darbeye rağmen böylesine iktidarda kalabilmiştir?
Demek ki, millet Cumhurbaşkanında ve hükümette, kendi sahiplendiği değerleri bulmakta ve tüm eksik ve gediğiyle desteğini sürdürmektedir.
¥
CHP ve bastonlarının bildikleri tek şey ise halka kafa tutamayınca, Cumhurbaşkanı ve hükümet üzerinden, dağarcıklarındaki küfür ve hakareti boşaltmak olmaktadır.
Ne yazık ki, ret cephesinin muhalefeti, küfür ve hakaret seviyesinden öte geçmemekte ve haliyle seviyelerince muhalefet etmektedirler.
Bu acizliği gören bir kısım ucuz ve kaçak sosyal medya kullanıcıları ile bu hezeyanları yayan bazı medya grupları, hurda manipülasyonlarla birbirlerini sevindirmektedirler.
Milletimizin özündeki birlik ve beraberlik ruhunu kavrama yoksulluğunda boğuldukları için de bir türlü ülkemizdeki dev resmi görememektedirler.
Yeni Türkiye’nin büyük resminden kendilerini koparmış ve toplumla barışmamak için direnen ret cephesinin hali, fil tarifine benzemektedir.
Bilmeyenler için hatırlatalım. Mevlana Hz.leri, ünlü fil hikâyesini şöyle anlatır:
……………
“Hintliler bir fili halka göstermek için getirip karanlık bir ahıra kapattılar. Hayvanı görmek için o karanlık yere bir hayli adam toplandı.
File ellerini sürmeye başladılar. Birisi eline hortumu geçirdi.
-“Fil bir oluğa benziyor”, dedi. Başka biri filin kulağını yakaladı:
-“Fil, yelpaze gibi bir hayvan”, dedi. Filin ayağını yakalayan ise:
-“Fil bir direğe benziyor”, dedi. Bir başkası da sırtına dokunmuştu:
-“Fil taht gibi”, dedi.
Herkes filin neresine dokunduysa ona göre anlatmaya başladı. Herkesin elinde bir mum olsaydı, sözlerine aykırılık kalmazdı”.
¥
Evet, bütünü görmek, sosyal ve siyasi hadiseleri doğru yorumlayabilmek, erdem işidir, irfan sahibi olmaktır. Bütünü görmek için de gönül gözünün açık olması lazımdır.
Gönül gözünün sermayesi ise bu toprakları vatan bilmek ve toplumun değer yargılarıyla barışmaktan ibarettir.
Yeni Türkiye’nin yarınları için direnen “ret cephesinin” yaptığı ve yaptırdığı manipülasyonlar ise atalarından kalan miraslarının gereği, “getirsinler yiyelim, yapsınlar görelim” bedavacılığıdır.
Velhasıl “ret cephesi”, devlet ile millet arasındaki açığın kapanmasından ve devletin millete iadesinden çok ürkmektedir. Yetmez mi biraz da devlet milletin olsun.







