Puslu havalarda zenginleşenler
Ülkemizde üç tip zenginlik vardır. Birincisi harp zenginleridir.
Memleketin hiçbir derdi onları ilgilendirmez. Siyasetten ekonomiye cepheleri bellidir.
Kendilerini milletin ve devletin üzerinde görerek, işlerine gelmeyen hükümetlere karşı muhalefetlerini; siyaset, medya ve ekonomik çevreleri kullanarak yaparlar.
Türkiye olarak geçmişte bu kepazeliklerin çok yaşandığı aklı erenlerin malumudur.
Hamdolsun AK Parti ve Cumhurbaşkanımız Erdoğan’a güçleri yetmediği için, Amerika ve AB’den medet ummaktadırlar.
İkinci zengin tabaka ise, puslu havalarda gıda ürünleri ile çeşitli ihtiyaç maddelerini stoklayarak, stoklattırarak yahut belli medyayı kullanarak algı operasyonları yaptırıp, fahiş fiyatlarla halkımızın kursağına göz dikenlerdir.
Üçüncü varlıklı kesim ise devletin ve milletin kalkınmasında harama ve haram yollara tevessül etmeden işini yapan ve kazandıklarını millet ve devlet hesabına paylaşanlardır.
•
Birinci ve ikinci gruba girenlerin tıynetleri ortaktır. Mesela işleri olmayan ne kadar mevzu varsa, burunlarını sokarak, devlete ve millete ayar vermeye kalkarlar.
İnsandaki ihtirasın tetikçisi haram paradır. Kişiyi maskeli yaşamaya sevk eder. Maskeli hayatlar, sürekli kaç-göç sarmalı içinde döner durur.
İyi, doğru, güzel, haklı ne varsa düşman kesilir ve inandığı değer yargılarını hırsına kurban ederler. Bunlara göre nerede olursa olsun, insan topluluklarının hükmi şahsiyetlerinin bir değeri yoktur.
Kendilerini âlemin merkezine koydukları için duran, yürüyen, dönen, velhasıl hareket eden her şey bunlara hizmet etmelidir. Hizmet etmeyenleri ötekileştirirler.
Bugünlerdeki histeri yüklü haram hırsları ise yaş veya kuru gıda konusunda panik havası oluşturmaktır.
Hamdolsun sağduyu sahibi milletimiz artık bunlara inanmıyor ama yine de “acaba” diyerek endişe ve şüphe ile yaşıyor.
•
Puslu havaları fırsat bilip milletin cüzdanına göz dikenlerin bilmedikleri ve görmedikleri bir hakikat var.
Biz Müslüman bir toplumuz. İslam’ın emir ve tavsiyesi olan “zekât, sadaka, yardım ve yardımlaşma” inancı, gönülden yapılmaya devam etmektedir.
Yardımsever derneklerimiz, vakıflarımız, sadece ülkemizde değil, dünyanın pek çok fakir ve mazlum milletlerine, yıllardır Allah rızası için yardım ulaştırmaktadır.
Rızıklarını haramla değil, bereketle bollaştırmaktadırlar. Yine şükür ki, milli iradeye sahip çıkan halkımızın, bu iradeyi temsil eden hükümeti işbaşındadır.
Cumhurbaşkanımız Erdoğan ve ilgili devlet kurumlarımız, arzu eden esnafımızdan sanayicimize ve tarım kesimimize destek vermekte, borç ertelemesi yapmakta ve KDV’leri düşürerek ekonomiyi canlı tutmaya çalışmaktadır.
Puslu hava gaspçılarıyla birlikte hareket eden muhalefet ise malum çevrelerin çıkartmak istedikleri panik havasının zurnasını ve davulunu çalıp halay çekmektedir.
•
Ezcümle:
Yunus Emre’mizin den gelsin:
“Ana rahminden geldik pazara/Bir top bez alıp döndük mezara”.
Bu sözlere inanmak için önce ahiret gününe iman etmek gerekir. Hiçbir “Ah’ın” bedeli ödenmeden bu dünyadan göçülmüş değildir.







