--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Osmanlı ve İstanbul’u kuran şehir Amasya (1)

Hüseyin Öztürk
Hüseyin Öztürk
5

 

Bir şehir düşünün ki, yok düşünmeyelim, görelim ve tanıyalım.

Bir şehir görelim ki, neredeyse her metrekaresi Selçuklu ve Osmanlı medeniyetinin tarihini, kültürünü, sanatını, sosyal hayatını, dini ve ilmi geçmişini ve bugün gelinen noktayı anlatsın.

Amasya işte böyle bir şehir. Her sokağı her caddesi her eseri bir tarih öğretmeni gibi. Elbet başka kavimler de gelip geçmiş ama Amasya’yı şehir yapan Selçuklu ve Osmanlı olmuş.

Osmanlı’yı ve İstanbul’u kuran şehir gerçekten de Amasya. Şehzadelerin, padişahların, paşaların, vezirlerin, ilim adamlarının, âlimlerin yetiştiği ve Osmanlı coğrafyasına dağıldığı bir şehir.

Malum Cihan Devletinin ikinci kurucusu Yıldırım Bayezid oğlu Çelebi Mehmet’tir. Fetret devrinden sonra Devlet-i Aliye’nin temelini Çelebi Mehmet burada atmıştır.

Selçuklu ve devamında bir Osmanlı şehri nasıl kurulur, hangi dini-milli değerlere göre medeni bir şehir inşa edilir, devletin ve milletin birliği için hangi kurumlar tesis edilir ve nasıl yönetilir gibi soruların şehri Amasya’dır ve Amasya’nın yaşayan tarihinde bunları görmek mümkündür.

Şehir tarihi yazmak, siyasi yahut fiziki tarihi yazmaya benzemez. Şehir tarihi ince eleyip sık dokunmalıdır. “Kılı kırk yarma” tabiriyle söyleyecek olursak; kapı kapı, pencere pencere, sokak sokak yazmak gerekir ki, nice görmezden gelinen yahut “Bir gereği var mı” gibi bazı önemli noktalar kaçabilir.

Bu anlamda Amasya’nın çok ciddi bir tarihi var. Tabii zatımın işi tarih dersi ve tarih anlatıcılığı olmadığına göre izlenimlerimizi yazma icabı bu kadarıyla yetinmeli. Yine de tarihine değineceğiz elbet.

Amasya’nın adı üzerine birçok bilgi mevcut. Çeşitli uygarlıklara dair izler, kalıntılar var ama bunları kutsayıp içinde yaşadığımız şehrin tarihini es geçmeyi veya anlatmamayı, bu toprakları vatan etmiş büyük bir millete karşı ayıp etmiş saymaktayım.

Bu anlayış diğer tarihi şehirlerimizde de var. Kendi tarihini benimsemeyip, kaybolmuş gitmiş olanları kutsamak.

Bu sebeple zatım şehir gezilerimde; Beylikler, Selçuklular, Osmanlılar ve Cumhuriyet dönemi tarihine sahip çıkarım. Geçmiş uygarlıklar ile kendi uygarlığımız arasında ortak bir köprü yok çünkü.

Osmanlı bir şehri kurarken, önce şehrin ortasına camisini, yanına hamamını çevresine çarşıyı, şifahaneyi, hanları, çeşmeleri, medreseleri, kışlayı ve mahalleyi inşa eder ki, insanı imar edebilsin.

Bu açıdan diğer uygarlıkların hiçbirisine benzemeyiz. Nasıl benzeyelim ki, bizim medeniyetimiz İslam merkezli bir medeniyettir.

Lakin gelin görün ki, bugün hangi şehrimizin -Amasya hariç- tarihini, kültürünü tanımaya kalksak, önce geçmiş medeniyetler ballandıra ballandıra anlatılmakta, o devirlere ait isimler yeniden yaşanılır kılınmakta ve Müslüman bir şehre mi yoksa Roma veya Bizans şehrine mi geldik anlamakta zorlanmaktayız.

Bu sebeple Amasya’yı kendi tarihimizden baktık. Yarına devam.

 

Yorumlar

(5)

Yorum yazın

0/1000

Yorumlar editör onayından sonra yayınlanır.

Mak

30 Ağustos 2024 03:15

Hüseyin bey 1970-1978 Amasya IHL. yi bitirdim.Beyazit Camii Sadirvanin yaninda bir Cam Agaci var ben onunla konustum bana Tarihi Sehzadeleri Yavuz Sultan Selimi anlatti, ben bunlarin hepsini nsil aklinda tuttun sen kac yasindasin diye sordum. Bin kerre MasaALLAH bana 500 yasindan fazlayim dedi.

Mikail okuroğlu

29 Ağustos 2024 19:41

Benim şehrim diye iç geçirdiğim 52 yıllık hasretim olan yere bursadan selamlar..

Okur

29 Ağustos 2024 13:54

Amasya'nın Alevileri Türk kökenlidir.

iyildiz

29 Ağustos 2024 09:46

Selçuklu-Osmanlı şehir kuruyor, sonra da o şehir Osmanlı ve İstanbul’u kuruyor, abartmasak...

Seyyah

29 Ağustos 2024 07:08

Bir insan bir şehre geldiğinde öncelikle 2 şey çok önemli: 1-Yemek yiyeceği yer. 2-Kalacağı (yatacağı) yer. Diğerleri çok önemli değil.

Hüseyin Öztürk Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle