--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Osmanlı Hilafetine Aykırı Bakışlar

Hüseyin Öztürk
Hüseyin Öztürk

Bu haftaki kitabımız İşaret Yayınları’ndan. Eserin üst başlığı; II. Abdülhamid Döneminde Osmanlı Hilafetine Aykırı Bakışlar” ismini taşıyor.

Yazarı ise Beyoğlu Belediye Başkanı Ahmet Misbah Demircan.

Hilafet kurumu, İslam medeniyetinin olmazsa olmaz temel direklerindendir. Bu kurumumuz, işlev ve güç bakımından II. Abdülhamid Han ile sona ermiştir.

Abdülhamid Han’ın tahttan indirilmesiyle fiilen Osmanlı Devleti de Halifelik de makam ve unvandan öte geçmemiştir.

Osmanlının kötü artığı İttihat ve Terakkiciler, sadece Osmanlı Devleti ve Hilafeti değil, bütün bir İslam dünyasının parçalanmasına sebep olmuştur.

Ahmet Misbah’ın ifadesiyle Hilafet müessesesi; “Müslüman toplumların aklı mesabesindeki tepe yönetimini, coğrafyamızın ruhunu, Müslümanların inanç esaslı birliğini temsil eden çok önemli bir kurumdur.

Osmanlı’nın son 50 yılında, her gün siyasi meşruiyetin kaynağı tartışmaları devam etmiştir. Dünya bilişim ve iletişim çağını yaşarken, bizim hâlâ Batı medeniyeti tarafından oluşturulan değerlerimize aykırı düşünce akımlarına kapılmamız, kendi medeniyetimizi içselleştirerek hayata geçiremediğimizdendir”.

Evet, bugün İslam dünyası maalesef hızla çözülmekte ve değer kayıpları yaşamaktadır. Her bir İslam ülkesi, kendi yaralarını diğer İslam ülkeleriyle birlikte sarması gerekirken ne yazık ki ayrı ayrı Batı’ya sığınma yarışı gözlemlenmektedir.

“Hilafet olsaydı böyle mi olurdu”? Sorusunu sormaya korkuyorum ama sanırım bugünkü halden daha kötü olmazdık.

Gerçi o zaman da Türkiye başta olmak üzere diğer İslam dünyasından bir yığın kifayetsiz adam ortaya çıkıp Halife olmak isterdi, o vakit birbirimizi yerdik. Geçelim.

Eserin yayıncısı ve İstanbul Milletvekili İsmet Uçma, kitaba bir takdim yazısı yazmış ve İslam dünyasının bugünkü hazin durumuna; “gerçekçi, uygulanabilir ve sürdürülebilir çözümler üretmek gerekir” diyerek şunları kaydetmiş.

-“Bu ağır ve ihmal edilemez görev, tefekkür sahibi hiçbir Müslümanın kaçınmayacağı, kaçınmaması gereken bir sorumluluktur.

Çünkü medeniyetlerin yükseliş ve düşüş süreçlerini yönetme sorumluluğu, öncelikle toplumların bilinçlendirilmesinden sorumlu aydın, eğitimci ve ediplerin sırtındadır”.

Yayıncı ve yazar olarak Uçma fikrini böyle beyan ettikten sonra bir de siyasetçi gözlüğüyle mesele bakmış ve şunları söylemiş:

-“Siyasetçiler bu zemin üzerinde oluşan aydınlanmayla toplumları yönetip yönlendirirler. Bu zeminden yoksun toplumlarda siyaset sınıfı sadece ‘idare-yi maslahat’ eyler. Ne gelişmelerin istikametini belirleyebilir ne de kalıcı çözümler üretebilir.

Hilafet konusu, İslam’ın siyaset alanına ilişkin ana teorilerinden biri olması hasebiyle daha pek çok araştırmanın konusu olmaya devam edecektir.

Ancak Demircan, bizzat pratik siyasetin içinden gelen bir düşünür olarak konuya geniş bir kapı aralamış, bazı noktalarda alışılagelmiş yorumlara aykırı bir gözle bakabilmeyi başararak tefekkür sahiplerine yeni bir perspektif sunmuştur”.

Eser hakkında: İşaret Yayınları 

0212- 519 17 28

 

Hüseyin Öztürk Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle