Osman Nuri Önügören
Rahmet-i Rahman’a kavuşan Osman Nuri Önügören ağabeyi tanıyanların buluştuğu ortak nokta, “ihlas ve ihsan sahibi” olmasıdır.
Bu iki özelliğini bilmeyen yok gibidir. Maddi imkânlarını davası yoluna sarf etmeyi kendisine vazife edinmiş nadir insanlardan birisidir.
Osman Nuri ağabey, Allah’a ve Peygambere direkt giden tüm yolların hasbi yolcusu olmuştur. Yol arkadaşlarına yarenlik etmiş ve vazife istememiş, verilen vazifeyi üstlenmiştir.
Milli Selamet Partisi’nin kuruluşundaki 19 kişiden birisidir. “Kim var” denildiğinde “Ben varım” diyen ilklerdendir.
Evet, zor zamanlarda zor kararlarda ve dava erlerinin zor bulunduğu dönemlerde, zorluklara göğüs geren cesur yüreklerdendir.
Fiili olarak siyasetten uzaklaştıktan sonra hayatının ikinci en verimli devresini hayır faaliyetlerinde geçirmiştir.
¥
Geçtiğimiz yılın son aylarından birisiydi. Fatih’ten geçerken Osman Nuri ağabeyi ziyaret etmiştim.
Her vakit yüzünden eksik olmayan babacan tebessümü ile ve sanki hiç konuşmayacakmış gibi bakışlarıyla karşılamıştı.
Hal hatır suali ve şükürlerden sonra gazetenin nasıl gittiğini sordu, dilim döndüğünce anlattım. Kendisi de şöyle demişti:
“Akit çok büyük vazife ifa ediyor, bu minval üzere yürüyün, yanlış ile doğruyu ayırt edemeyenlerin haline düşmeyin.”
Masasındaki cep telefonunu göstererek; “Dünyada olup biten her şey, bu teneke kutuya sığmakta, bir düğmeye basınca dünyanın neresinde ne varsa anında görülmekte, bu teneke kutuların ve televizyonların içini iyi şeylerle doldurmak lazım.”
¥
Sonra MSP’nin kuruluş aşaması ve seçimlerdeki çalışmalardan söz etmişti.
Bugün AK Parti’nin geldiği başarının arkasında o günlerdeki fedakâr insanların azim ve gayretleri olduğunu dile getirdikten sonra da şöyle demişti:
Cumhurbaşkanı Erdoğan başta olmak üzere hükümet ve milletvekillerinin önemli bir kısmının, iman ve inanç mayası o yıllarda yoğrulmuştur”.
Erdoğan liderliğinde Türkiye’nin iyi yolda olduğunu ve bu insanlarla birlikte olmanın, önemine değinerek de şöyle demişti:
“Dünyevi ve uhrevi meseleleri aynı zihinde taşıyabilen ve yoğurabilenler, hesap gününde uzuvlarının şahitlik edeceğine inananlardır, böyle insanlarla birlikte olmalı”.
¥
Sohbetimizin hitamında her vakit âdeti olduğu üzre yine bol miktarda küçük dua kitabı vermişti. “Hem oku, hem dağıt, yer gök dua iledir” diyerek, Mustafa Bey’e ve arkadaşlara selam göndermişti.
Yeri gelmişken Mustafa Bey ile Osman Nuri ağabeyin iletişiminden de söz edeyim.
Mustafa ağabey ile ayrı bir dostluk ve kardeşlik hukuku vardı.
Mustafa ağabeyin her Cuma, “Hayırlı Cumalar” dileğinde buluştukları 30 kişilik bir isim listesi vardır.
Bu listenin başında Hasan Aksay ağabeyden sonra Osman Nuri ağabey gelirdi. İstisnasız her Cuma, Ümmet-i Muhammed’e dua ederlerdi. Son Cuma da görüşmüşlerdi.
Son tavsiyesi, “Evrad-ı Şerife” mutlaka devam etmeli olmuştu.
Ruhu için El-Fatiha.







