--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Nice 30 yıllara (3)

Hüseyin Öztürk
Hüseyin Öztürk
3

Yazıları 3 gün sürdürmemeye gayret ederdim. Mustafa ağabey bu hususta yıllar önce yazarlarımıza bir hatırlatma yapmamı istemiş ve nazikçe:

-“Hüseyin sen herkesle rahat konuşuyorsun, seni yanlış anlamazlar, yazarlarımıza söyle de yazılarını iki günden fazla uzatmasınlar” demişti. Bir istisna oldu 3. güne ben sarktım. Özür.

Bir gazetenin; -hiçbir sermayeye dayanmadan- aynı inanç ve azimle, inandığı yolda 30 yıl yayın hayatını sürdürmesi inanılması zor bir durumdur.

Bu istikrarın öncüleri okuyucularımızdır. Elbet yazarlarımız ve çalışanlarımızdır. Eskiler der ki; “İnsanın nasibiyle kaderi bir yürür, bu hakikate inananların hayatında istikrar olur”.

Vakit/Akit’in istikrarı, basın tarihinde bir ilk olsa gerektir. Okuyucusuyla, yazarıyla aynı dava uğruna gönül birliği oluşturmak bir amentü meselesidir.

Evet, 30 yıl içerisinde gazetenin, yönetimin ve bazı yazarlarımızın başına gelmeyen kalmadı, çekmedikleri çile kalmadı.

Özellikle 28 Şubat döneminde ne akşama varılacağı, ne sabaha çıkılacağı belli değildi. 

Ortalık hep karanlıktı ve yakılan her ışık da söndürülüyordu.

Yalnız bu karanlık güruhun görmediği, bizimkilerin gördüğü başka bir ışık vardı. İman ışığı, inanç huzmeleri, kendilerini garantiye teslim ettikleri Allah’a inanmakta ve güvenmekteydiler.

Mustafa ağabey ile gazete temsilcilerini ziyaret ettiğimiz günlerdeydi. Mustafa ağabeyin herhangi bir soruşturması yoktu ama, gidip geldiğimiz şehirlere geldiğimiz anlaşılınca, emniyet içerisindeki bir kısım şer kimseler; “Nasıl iftiralar atar da içeri alabiliriz” diye suç icat ediyorlardı.

Bu sebeple otellere gece 02’den sonra giriyor ve sabah namazı mecburi uyanışla birlikte güne başlıyorduk. Söylemezsem iyi ama şu hatırayı anlatayım.

Galiba Tokat’ın bir ilçesindeydik. Şehre saat gece 21 civarında varmıştık, kimseyi rahatsız etmeyelim diye parklarda oturduk, sonra gece iki yıldızlı bir otele gittik.

Görevli; “Bu saatte size oda açamam, şurada küçük bir oda var, razı olursanız orada kalın” dedi. Öyle bir oda ki, iki küçük somya koymuşlar, adım atacak yer yoktu.

Mustafa ağabey biraz iyice olan yatağı bana verdi, küçük olanda kendi yatmak istedi ama beni ikna edemedi. Sabah ezanla kalkıp, camiden sonra çorbacı bulup karnımızı doyurduk.

Bu kadar yıl Mustafa ağabeyle birlikte çok zaman geçirdik, seyahatler ettik, daha bir sefer bile hiç kimseye yük olduğunu görmedim.

O sabah da yine temsilcimize veya okuyucularımıza yük olmamak için çorbamızı içip toplantı salonuna gitmiştik.

Ezcümle:

İttihat ve Terakki’den bu tarafa basın tarihini incelemiş birisiyim. Yayın gayesi sadece hakkı söylemek olan böylesine bağımsız ve bağlantısız bir tek gazeteye denk gelmedim.

Gazetemizin yayın hayatına başlamasından itibaren başta Mustafa ağabey olmak üzere emeği geçen ve vefat eden yazarlarımızla, çalışanlarımıza Allah rahmet eylesin.

Mazlumların yanında olmak çok önemli bir şeref payesidir. Hepsinin ruhu için el-Fatiha.

 

Yorumlar

(3)

Yorum yazın

0/1000

Yorumlar editör onayından sonra yayınlanır.

Yuksel Ozkalay

14 Eylül 2023 09:31

Ustat 1950 den beri milli eğitim elinizde. 73 sene olmuş. Kendinizi kendinize mi şikayet ediyorsunuz?

Yemeyip yiyene susmak çelişkisi

13 Eylül 2023 19:44

Siz yemiyorsunuz belki,,,ama yiyenlerede susuyorsunuz..ne anladık bu işten..

nusret hoca

13 Eylül 2023 15:15

Hüseyin bey,"Mazlumların yanında olmak çok önemli bir şeref payesidir." diye bitirmişsiniz. Efendimizin (s.a.s.) tabiriyle "Sen onlardansın..."

Hüseyin Öztürk Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle