--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Nice 30 Yıllara (2)

Hüseyin Öztürk
Hüseyin Öztürk
4

 

“Her kimin yokdur cihanda bir münasib hem-demi. Hem günü zâyi geçer hem rüzgârı hem demi” (Bu dünyada münasip bir dostu olmayan kişinin, hem günü hem ömrü hem de zamanı boşa gider) Lâedri.

Mustafa ağabey yola kendisine inanan ve güvenen dostlarıyla çıkmıştı. Bu hususu da en iyi anlatacak isim Ülkü Kumral’dır.

Her gazete okunur ama bizim gazete okunmaktan öte bir ev ödevi gibiydi. Bir gazetenin okunması için önce o gazetenin sahiplenilmesi gerekirdi.

Beklenen Vakit ve ondan sonra değişen isimlerle yayın hayatına devam eden gazetemiz, okuyucularımızın çok büyük ekseriyeti tarafından sahiplenilip; “Benim gazetem” diyerek okunmuştu, bugün de öyledir.

Bir de gazetenin her an kapatılması için geldikleri yerlere kumpasla gelen, kumpasla giden ve her işlerini kumpasla yürütenler vardı ki, onlar da her sabah, önce Vakit/Akit’e bakıyor ve tuzaklarının bozulacağı endişesiyle bunalıma giriyorlardı.

Bu kısmı da Ali İhsan Bey iyi anlatır. Yıllardır onun çalışma odasına girer çıkarım, odasında mahkeme dosyalarından başka eşya koyacak yer yoktu. Epeydir hafifledi şükür.

Mustafa ağabey başta olmak üzere çalışma arkadaşlarımızın büyük çoğunluğu bir aile bütünlüğü içerisinde çalışıyor ve herkes birbirine yardımcı oluyordu.

Sadece çalışanlar mı? Esas kahramanların başına okuyucularımızla birlikte iller ve ilçelerdeki gazete temsilcileriyle dağıtıcılarımızı da koymalıyız.

Geçmişe dair çok hatıra var ama yeri gelmişken önceki hafta dinlediğim bir hatırayı paylaşayım. Bir ilçemizin müftüsüyle oturuyorduk. Müftü hatıralarını anlatırken, şunları söyledi:

“Sabah namazı için bir saat önce kalkar, ilk yarım saatte camiye yakın mahalleye gazeteyi dağıtır, namazdan sonra da geri kalanını dağıtırdım. O günleri hâlâ unutamıyorum, çok bereketli günlerdi” dedi.

Böyle nice hatıralar var. Vakit/Akit, yerli ve milli bir hamlenin yerli ve milli temsilcisiydi. Çünkü arkamızda Allah’tan başka, iman eden insanlarımız vardı ve onların dualarıyla, gayretleriyle tüm engellemelere rağmen kervan yürüyordu.

Hele gazetenin ilk yayınlanmaya başladığı yıllardaki imkânsızlıklar çok garip bir haldi. Hiçbir gazetenin yaşamadığı acayip yokluklar içerisinde gazetecilik yapılıyordu. Bunu da en iyi anlatacak isim Serdar Arseven’dir.

Bunlar bir şikâyet filan değil tabii. O yıllardaki heyecanı ve imkânsızlıktan nasıl imkân doğar, onu da Nuri Bey iyi anlatır.

Mesela şahsımdan bir örnek vereyim.

Üsküdar Bulgurlu’da küçük bir daktilo ile yazıları yazıyor, sonra dolmuşa biniyor, Üsküdar’a iniyor, vapurla Eminönü’ne, oradan da otobüsle Aksaray’a gidip, Langa’daki binada yazıyı Hasan Karakaya’ya teslim ediyor, yapılacak bir iş varsa yapıyor, tekrar geri dönüyordum.

Ezcümle:

Basın tarihinde bu şartlarda böyle bir gazete çıkmış değildir. Bütün mesele, inanan insanların neye nasıl gücü yetiyorsa, onu inanarak yapmasıydı. Gerisi geliyordu.

 

Yorumlar

(4)

Yorum yazın

0/1000

Yorumlar editör onayından sonra yayınlanır.

Serdar

12 Eylül 2023 20:53

Eskiden hakkınızın peşindeydiniz.

bir de buradan bakın:

12 Eylül 2023 09:54

imam hatipte en arkalarda oturan, 5’ten fazla not alamayan, cebire hiç kafası basmayan, işsiz aylak tipler vardı. hoca derse ara verip o günün dedikodularından konuşmaya başlayınca bunların herbiri anında başbakan kesilirdi! işte bizim tarafta gazeteye televizyona heves eden tipler bunlardı ve oldular da;  ahmet hakan mı, hepsi piyasanın kaşarları şimdi

Yusuf Duman

12 Eylül 2023 03:55

Hüseyin abi şu Süleymancilarla ilgili bir yazı yazsan. Neden hep CHP'ye destek verirler

sırayla

12 Eylül 2023 10:55

süleymancılar kendilerinin dışındaki müslümanlara karşı biledikleri dişlerini bu son 10 yılda dudaklarını geri sıyırarak dışarı çıkardılar! benim tahminim Erdoğan değil ama ondan sonraki gelen, haklarından gelecek bunların inşallah (çünkü feto her ne kadar imha edilmiş de olsa Erdoğan’ı çok yıprattı)

Hüseyin Öztürk Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle