--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Nezaketle Yönetme Sanatı

Hüseyin Öztürk
Hüseyin Öztürk
1

 

Bu hafta tanıtacağımız eser, Albaraka Yayınları arasından çıkan ve günümüzde acil ihtiyaç duyduğumuz ve duyulan “Nezaket” kavramını, yönetenlere ve yönetilenlere hatırlatan bir kitap.

Eserin adı; “Nezaketle Yönetme Sanatı”. Yazarı Edgar II. Sehein. Çevireni, Y. Gurur Sev.

Dünyada medeniyetler, devletler, şehirler kurmuş milletlerin örf, adet ve gelenekleri, türlü türlüdür ve medeniyetler, uygarlıklar birbirinden etkilenmişlerdir.

Hepsinin de hiç kaybolmayan ve yüzyıllarca örnek olunan ortak yönleri ise birdir. İnsan ilişkilerinde nezaket sahibi olarak; iyilerin, iyiliklerin tüm toplumlarda aynı olmasıdır.

“Nezaketle Yönetme Sanatı” isimli eser de bu hususta dikkat çekici bir yayın.

Nezaketin olmadığı yerde malumdur ki, kabalık ve kabalığın ürettiği gayri insani vukuatlar meydana gelir.

Bu sebeple Yazar Edgar II. Sehein, kitabın girişinin bir bölümünde kendisine şu soruyu sormaktadır:

-“Olumlu ilişkiler kurmak daha iyi sorular sormayı öğrenmek neden bu kadar önemli ki” diye sorduktan sonra cevabını yine kendisi vermektedir:

-“Çünkü gittikçe karmaşıklaşan, birbirine bağımlı ve kültürel olarak çeşitli bir dünyada, nasıl soru sorulacağını ve karşılıklı saygıya ve bizim bir görevi yerine getirmek için bilmemiz gereken şeylerin bilgisine, başkalarının sahip olabileceğinin kabulüne dayanan ilişkiler kurmayı bilmiyorsak, farklı mesleki, profesyonel ve ulusal kültürlerden gelen insanları anlamayı ve onlarla birlikte çalışmayı umamayız”.

Evet, günümüzde soru sormayı bilmek elbette çok mühimdir. Maalesef, soru sorma tarzımız genelde sorgulama şeklinde olmaktadır.

Karşılıklı öğrenmek ve bilgilenmek yahut bilgi almak değil de sanki bir güvenlik müfettişi tarzında suçlayıcı veya eleştirel bir kıvamda sorular sormaktayızdır.

Kitapta bu husus ayrıntılarıyla işlenmiş ve yazar şöyle demektedir:

“Öte yandan her soru da aynı değerde değil. Ben de özel bir soru sorma biçimini öğrenmenin gerektiği sonucuna vardım.

İlk kez ‘Helping’ (Yardım ediş) kitabımda (2009) ‘Alçak Gönüllü Tahkikat’ adını verdiğim bir soru sorma biçiminin tanımı şöyledir:

“Alçak Gönüllü Tahkikat, birini konuşmaya teşvik etme, yanıtını henüz bilmediğiniz soruları sorma ve diğer kişiye duyulan merak ve ilgiye dayalı bir ilişki kurma sanatıdır”.

Evet, malum bizim medeniyetimizin, yönetenlere ve yönetilenlere tavsiyesinde edilegelen hal, tavır ve sözlerinin temelini alçak gönüllük oluşturur.

Kitabı okuyunca aklıma Şeyh Edebali’ni şu sözü geldi:

-“Alçak gönüllü insan ömrünü boşa harcamaz, yüreğini ucuza satmaz, edep tacını başından atmaz. Gönül erinin her zaman yüzü yerde, gönlü göktedir. Haklı olduğunda hakkını aramasını bilir. Hakkını sadece bileği ile değil, ilmiyle ve yüreğiyle yapmasını da bilir”.

Yazıyı kitaptan bir alıntı ilen hitama erdirelim:

“Herkesin üzerine düşeni doğru düzgün yapması, iyi bir iletişim ve alçak gönüllü tahkikat gerektirir”.

……………….

Eser hakkında: www.albarakakultur.com

 

Yorumlar

(1)

Yorum yazın

0/1000

Yorumlar editör onayından sonra yayınlanır.

Biga

28 Ağustos 2023 19:31

Hakkaten nazik eğitimli alcakgonullu idareciler siyasilere ne zaman kavuşur bu ülke.zor uzun süredir görmedik

Hüseyin Öztürk Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle