Nalbant Dükkânı Olan Cami
Türkiye’de faal veya kaç tabela partisi var bilmiyorum ama bunların içerisinde “insan hakları” ile “adaletten” asla ve kat’a, söz etmeyecek tek parti var, o da CHP’dir.
Okuyanlar hatırlayacaklardır, dün Kadir Mısıroğlu’nun, “Benden Tarihe Haberler” isimli kitabını tanıtmıştım.
Sekizyüzyirmi dört sayfa kitabın her sayfası, yakın tarihin karanlık noktalarını aydınlatacak belgesel niteliğinde, böyle bir eser kısaca anlatılıp geçilir mi?
Elbet geçilmez. Sayfalar arasında gezinirken ve tarihe düşülen notları okurken, en hafif mevzuları seçip paylaşmak istedim.
İşte Kadir Mısıroğlu’nun dilinden bir caminin nalbant dükkânına dönüşmesi.
¥
“…. İsmail Hakkı Konyalı’nın tarihi eserlerin tahribiyle alakalı olarak bana anlattıkları yazmakla bitmez.
Bunların çoğunu Sebil’de tefrika ettiğimiz için bir iki misalle iktifa ettim. Ancak bu mevzuda benim de yaşadığım birçok hadise vardır ki, kısaca bir ikisini nakletmek isterim.
1960 yılında Vefa’daki eski İmam Hatip Mektebini ‘Vefa Talebe Yurdu’ olarak çalıştırdığım esnada meşhur Vefa Bozacısının bitişiğindeki, Mimar Mehmed Ağa Camii, at nallanmak üzere bir nalbanta kiraya verilmişti.
Caminin üstü açık ve dört duvar halinde bir iskeletti. O zaman İstanbul’da pek çok atlı araba vardı.
Nalbant duvara atların ayağını sabitleştirmek için demir halkalar yerleştirmişti. Bu halkalara bağlanan iplerle atların ayağını sabitleştirir ve nal çakardı.
Vefa Bozacısının sahibi Hacı İsmail Efendi ile birlikte uzun bir mücadele vererek, nalbantı oradan çıkarmaya muvaffak olduk.
İsmail Efendi öncülük etti ve cami-i şerif, ciddi restorasyonla bugünkü haline geldi.
Bu restorasyon esnasında Hacı İsmail Efendi’ye; at nallamak için kullanılan duvardaki halkaların, bir ibret-i âlem olmak üzere yerinde bırakılmasını rica ettim.
Bu ricamı kabul ile o halkalar yerinde bırakıldı. Bugün minberin sağ tarafında duvardaki halkaları görenler ihtimal buna bir mana veremezler.
Bu sebeple CHP’nin bir zulüm nişanesi olan bu halkalar yerinde durmaktadır. İsteyenler gidip görebilirler”.
¥
Bir örnek daha:
…. “Talebelik yıllarımda Fatih Medreseleri talebe yurdu yapılmıştı. Ben de Şehzadebaşı Camii’nin etrafındaki medreseleri talebe yurdu yapmak düşüncesiyle bir araştırma yaptım.
Gördüm ki; bu medreselerin kubbesindeki kurşunlar sökülmüş, yağan yağmurlarla medrese harabe haline gelmiş. Bunun nasıl olduğunu merak edip araştırdım.
Öğrendim ki, İsmet Paşa II. Cihan Harbi esnasında tasarruf tedbirleri cümlesinden olmak üzere Şehzadebaşı medreselerinin kurşunlarını söktürüp sattırmış ve bu sebeple yağan yağmurlarla, medrese odaları harabiyete maruz kalmıştır.
Aynı şeklide Süleymaniye Camii etrafındaki dükkânlar da satışa çıkarılmış, Rum ve Ermeniler bu dükkânları satın almış ve bilahare bu malları, Rum Patrikhanesiyle, Ermeni Patrikhanesine hibe etmişler”.
¥
Allah aşkına adalet arayanlara bakar mısınız?







