Muhalefet Küfür ve İnkârda Zirvede
Devlet ve millet olarak Cumhuriyet tarihi boyunca görülmemiş bir güce sahip olduk. Nihayet yüz yıl sonra kendimiz olabildik ve kendimize gelebildik.
Bu hakikati anlamanın en kestirme yolu, muhalefet ile bunlardan nemalanan çevrelerin devlet-millet bütünlüğüne olan ihanetlerine bakmaktır.
Milletimiz adına devletimizin yaptığı bütün hizmetlere, işlere muhalefet ile yancıları itiraz etmekte, millete gitmek yerine geleceklerini Haçlı Batılılara bağlamışlardır.
Ne büyük bir zül! Bu topraklarda siyaset yapacaksınız, devlet idaresine talip olacaksınız ama gücünüzü milletten almak yerine Haçlılardan medet umacaksınız. Vay bee!.
İnsanın söyleyecek sözü yoksa küfre sığınır. Devletimizin-milletimizin- dinimizin-bayrağımızın selameti ve istiklali için şehitlerimizi öteleyecek ve söveceksiniz.
E tabi böyle bir muhalefet elbet milletten bir şey isteyemez. Haliyle ancak terörden, darbelerden, mafyadan ve Haçlılardan imdat isteyebilir.
Yine Cumhuriyet tarihi boyunca böylesine millet ve devlet bütünlüğüne karşı hınç- öfke-iftira ve küfürle mücadele eden muhalefete de rastlanmamıştır.
Rabbim; devletimizi, milletimizi, topraklarımızın üzerindeki ve altındaki bütün canlılarla beraber kabirlerimizi, denizlerimizin altında ve yüzeyinde yaşayan bütün canlıları bunların şerrinden korusun.
•
Milletimizin istiklal ve istikbali için yerli ve milli devlet olmaya mecburuz. Aksi takdirde Batı bütünüyle üzerimize saldırmaya hazır leş yiyicileri olarak beklemektedir.
Önceki gün Cumhurbaşkanımız Erdoğan bir konuşmasında “ABD’den kiralık İHA ve SİHA istediğimizde bile vermiyorlardı” demişti.
Hamdolsun şimdi hepsini yaptık ve satmaya başladık. Derdi mide ve cüzdan olanların bunları anlaması imkânsız ama derdi devlet ve millet bütünlüğü olanlar pekâlâ anlayabilirler.
Millet olunmadan devlet olunmayacağı, aklıselim sahibi kimselerin kabul edeceği bir hakikattir.
İçteki ve dıştaki Türkiye düşmanlarının hedefinde, milletimizdeki “devlet olma şuurunun” yok edilme mücadelesi vardır.
Bir milletin, yerli ve milli şuuru ve bu şuurun yaşanılır kılınması, tarihinin ve medeniyetinin bir sonucudur.
Bunu ancak devlet ve millet olma şuuruna sahip kimseler anlayabilir, kavrayabilir, idrak edebilir. Esas olan bu şuura ihanet edenleri tanımak-bilmek gerekir.
Milletimiz, savaş ve barışla dolu uzun tarihi içerisinde; imanının, bayrağının, vatanının, devletinin bütünlüğü ile yoğrulmuş bir toplumdur.
•
Aklını seleye koyup ırmaktan su taşıdığını zannedenlere göre hükümetin ve Cumhurbaşkanımızın yaptığı icraatın hiçbir hükmü yoktur.
Bu hem kendilerinin hem milletin hem de bütün bir dünya insanlığının gözünü, kulağını, aklını, mantığını inkâr ile reddetmek ve nerede yaşadığını bilmemektir.
Ülkemizin ve milletimizin başındaki en büyük musibet işte bu zihniyettir. Gelin görün ki, en çok da bunların sesi organize bir şekilde yayılmakta ve yayınlanmaktadır.
Sadece bu vaziyet bile yetmez mi hakikati görmek için!
Ezcümle:
Bu milletin “devlet olma şuurunu” ne muhalefet ne Haçlılar yok edemeyecektir.







