Milli Sinemanın Çınarı Yücel Çakmaklı
Allah rahmet eylesin Yücel Çakmaklı ağabeyin ahirete irtihalinin üzerinden 8 yıl geçti. Ruhu şerifleri için El-Fatiha.
Sinemanın çeşitli tarifleri vardır. Bunlardan birisi de; “Toplumun siyasi, sosyal, ekonomik ve kültürel değerlerine ayna tutmaktır”.
Bizdeki sinema anlayışı ise bu değerlere karşı sürekli cephe alan ve toplumun değer yargılarına karşı mücadele eden filmlerle örülüdür.
Yücel Çakmaklı ağabeyle başlayan “Milli Sinema” akımı ise sinema yoluyla halkımızın değerlerini karalayan çarpık zihniyete karşı doğmuştur.
Yücel Çakmaklı’nın “Milli Sinema” yürüyüşündeki ilk arkadaşı, yine ilk filmlerinin yapımcısı Aliosman Emirosmanoğlu’dur.
¥
Dönemin “Yeşilçam” adıyla anılan ve sinema sektörünün yaşadığı Beyoğlu’nun sokakları, nihayet milletimizin; dini ve milli hassasiyetlerini aşağılamayan, iftiralarla yüklü senaryolar çekmeyen iki kişiyle tanışmıştır.
Niyetleri ve amelleri, “doğruluk ve dürüstlük” üzere olan bu iki kişiye, yıllar sonra sinema ve televizyonculuğa hizmet edecek iyi insanlar katılmıştır.
Milli sinemanın çınarı başka çınarlara öncülük etmiş ve sinema-televizyon tarihine önemli projelerle katkıda bulunan isimlerle yolculuk yapmıştır.
Yeri gelmişken, bazı kadim yol arkadaşlarını da rahmetle analım ve onların da ruhu şeriflerine birer Fatiha gönderelim.
Ahmet Beyazıt, Tuncay Öztürk, Erdem Beyazıt gibi duayen isimlerle Ajans 1400 adlı bir şirket kurarak, milletimizi tarihi ve kültürel değerleriyle buluşturup, “belgesel, sinema ve televizyon dizilerinde” bir çığır açmışlardır.
¥
Merhum Yücel ağabeyin, vefatından önce yapmak istediği önemli sinema filmlerinden birisini daha önce de yazmıştım, yeniden hatırlatmakta fayda vardır.
Önemli bir kişiliği daha rahmetle anmalı ve Fatiha’ya dâhil etmeli.
Kalbi ile dili arasında en küçük bir leke bulunmayan Ömer Lütfi Mete’nin senaryosunu yazmaya başladığı Denizli Müftüsü Ahmet Hulusi Efendi ve Demirci Efe’nin hayatını, Yücel ağabey çekecekti nasip olmadı.
Ahmet Hulusi Efendi gibi İstiklal Mücadelesindeki nice din adamlarımızın hayatları ve mücadeleleri, ister devlet tarafından ister özel sektör tarafından mutlaka sinema ve televizyonlara aktarılmalı.
Böylesine milli bir vazifenin yerine getirilmesi, imkânı olan her insanımızın boynuna borçtur.
Yücel Çakmaklı, dini ve milli değerlerimize karşı acımasızca mücadele eden sinema filmlerine karşı, yokluk ve yoksulluk içerisinde iki kişiyle başlamıştı.
Şimdi sinemacımız, televizyoncumuz, patronumuz bol ama galiba değer yargılarımız zayıfladı.
Önce para, sonra para, sonra yine para, sonra şan, sonra şöhret ve bütün bunların ürünü olan sarsılmaz ve yenilmez “ene”, haliyle değerlerimizi hüsrana sevk etmekte. Geçelim.
¥
Yücel ağabey çok şey yaptı ama sessiz yaşadı. Sessizliğini, sanatı ve azmiyle taçlandırdı ve merhum dedesinin nasihatini tuttu:
-“Oğul! Toprağımıza ve milletimize sakın sırtını dönme”. Ve öyle yapıp yaşayarak, Rahmet-i Rahman’a kavuştu.







