--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Milli Kültür Şûrası 2

Hüseyin Öztürk
Hüseyin Öztürk

“İnkılapçılar, örflerle kıyafet değiştirmede kurtuluşumuzun sırrını aramak gibi gülünç bir davaya kendilerini kaptırdılar”. Nurettin Topçu.

Bugün ülkemizin yaklaşık 80 yıldır, yerli ve milli kültür yoksulluğu çekmesinin sebebi işte bu gerçektir.

Halka sormadan ve ikna etmeden milli kültürümüz bütününe ters yapılan inkılapların faturasını ödüyoruz.

Bin yıllık tarihimizi ayakta tutan ve hastalığında onaran değer yargılarımızın üzerinden inkılaplar dozer gibi geçmeseydi, elbet bugün daha farklı bir yerde olurduk.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın şuranın açılışında söyledikleri bu gerçeğe vurguydu. Ne demişti hatırlayalım:

“Kültür faaliyetleri adı altında niteliksiz, milli kültürümüze uymayan, kültür hayatımıza katkı sağlamayan etkinlikler konusunda dikkatli olmalıyız.

Çağımızın en büyük sorunlarından biri kültürel sığlaşmadır. Hiçbir derinliği ve kalıcılığı olmayan, günlük üretilip tüketilen işlerle bir kültür ve medeniyet inşa edilemez.

Kalıcı ve uzun vadeli işlere yoğunlaşmak zorundayız. Özellikle gençlerimizi bir ustanın, bir üstadın dizinin dibinde oturtarak gerçek sanat ve kültürü öğrenmeye teşvik etmeliyiz. Benim siyasetteki tecrübem bunu gösteriyor”.

¥

Evet, batılılaşma sevdasına kapılan kirlenmiş ruhlar, 80 yıldır elimizde milli kültürden hemen hiçbir şey bırakmadılar. Bin yıllık bir kültürü bir pula satar oldular.

Bu sebeple, milli kültür şuuruna ihtiyacımız var. Cumhurbaşkanı Erdoğan bu meseleyi şu ifadelerle anlattı:

“Unutmayınız siyasi iktidar seçimle, oyla, sandıkla olunabilir ama kültür iktidarı için çok farklı bir birikime, emeğe, çalışmaya, dirsek çürütmeye, alın teri dökmeye ihtiyaç vardır.

Kültürel yabancılaşmaya ve kültür emperyalizmine karşı yerli ve milli olan kültür değerlerimizi, evrensel dille yeniden keşfetmeli, yeniden inşa etmeliyiz.

Bir kültür ürününün formunun yerli ve milli olması, onun manasının ve mesajının evrensel olmasına asla engel değildir”.

¥

Evet, sadece şu ifadeler anlaşılabilse bir de “masa-kasa beklentisi” olmadan, milli kültür gibi bir emanet, ehil kimselerle teslim edilebilse.

Kültür ve Turizm Bakanımız Nabi Avcı, milli kültür havzasında yetişmiş birisidir ama niye kültür treni hâlâ rayına oturamadı anlamıyorum.

Nabi Bey’in sonuç bildirgesindeki sözlerini “milli kültür senedi” sayarak şu sözlerine yer verelim.

“Milli Kültür Şûrasının mesajı olarak diyoruz ki ‘Dünyanın İyiliği İçin Türkiye…’

Medeniyet tarihinin en parlak sayfalarının yazıldığı Türkiye, dünya kültür mirasının da en kıymettar hazinelerinin ev sahibidir.

Şûramız kuvvetle teyit etmiştir ki bütün zenginliğiyle bu evi, evimizi, dilimizi, ülkemizi, kültürümüzü, irfanımızı bütün tehdit ve saldırılara karşı özenle koruyacağız.

Kültürümüzü, sanatımızı, edebiyatımızı, değerlerimizi korumakla yetinmeyeceğiz, bütün insanlık için geliştireceğiz.

Devlet ve millet olarak, merkezi ve yerel yönetimler olarak, üniversiteler ve sivil toplum kuruluşları olarak, kamu ve özel sektör olarak, kurumlar ve şahıslar olarak elimizden geleni yapacağız.”

İnşaallah… 

 

Hüseyin Öztürk Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle