Milletçe geziyoruz
Eşrefoğlu al haberi
Bahçe biziz gül bizdedir
Biz de Mevla’nın kuluyuz
Yetmiş iki dil bizdedir.
İlk dörtlüğünü aldığım türkünün sözleri, Kırklareli Kofçaz İlçesi Beycili köyünden derlenmiş.
Aynı türkü, Ötüken Neşriyat’tan çıkan “İstanbul Türküleri” isimli eserde, “İstanbul Türküsü” olarak geçmektedir. Biz irfana dost olanlardanız, sözün hasını bulunca alır dağıtırız.
Bu dizeler, yazının başlığını koyup gözlemlerimi yazacağım sırada, yakınımdaki bir sesten geldi. Sözün durusu ortada kalmazmış. Tam da bugün paylaşacaklarımı anlatmakta!
Millet olarak gezmeyi-görmeyi-tatmayı seven bir halkız. Bu özelliğimiz genetik yapımızda var. Millet olma hasletlerimizi mayalayan geleneklerimizi öğrenenler, bilenler, araştıranlar, böyle olduğunu görürler.
Kul Hasan Dede, “Yetmiş iki dil bizdedir” derken, yetmiş iki milletle anlaşacağımızı söylemektedir. Nihayet gönüller sultanı Yunus Emre de:
“Bir kez gönül yıktın ise, kıldığın namaz değil,
Yetmiş iki millet dahi, elin yüzün yumaz değil”
derken aynı ikazı yapmaktadır.
Dolayısıyla hayatın her safhasına dair ilkelerimizin temeli; birbirimizi tanıma, bilme, anlama ve sevme merkezlidir. İşte bu hususu anlatmak istiyorum.
•
Biliyorsunuz geçtiğimiz Perşembe öğleden sonra tatildi. Dolayısıyla yarım gün tatil doğal olarak tam güne zaten dönüştürülmüştü.
Yarısı iş yarısı ziyaret olmak üzere Perşembe günü İstanbul’dan yola çıktık. Yalnız ne çıkma! İstanbul trafiği kilit! Altı dakikalık mesafe, 60 dakikaya çıkmıştı. Meğer İstanbul’un her tarafı aynı vaziyetteymiş.
Ücretli ücretsiz yollar tıklım tıklımdı. Yeni yapılan yollara karşı çıkanların, nice varlıklar olduklarına akıl erdirmeyerek yola revan olduk. Yollar bayram trafiğinden farksızdı.
Bu gidişin bir de dönüşü vardı. Gidişi değil de dönüş güzergâhımızda gördüklerimi anlatayım. Kısaca memlekette kervan yürüyor, yürüyen kervana bakmalı.
Sonbaharda en çok gezilen yerler, “sakin şehirler” unvanlı ilçelerimiz oluyor. Bunların başında da Mudurnu, Göynük ve Taraklı geliyor.
Mudurnu üzerinden Göynük’e girdiğimizde araç park edecek yer bulunamadı. İlçe merkezi ziyaretçiden geçilmiyordu. En çok gezilen yerlerden 4000 bin nüfuslu Göynük’te lokanta sayısı 6’dan 10’a çıkmıştı.
Dostlara bile selam veremeden Akşemseddin Hz.’leriyle Ömer Sıkkîn Dede’nin ruhaniyetlerine Fatiha göndererek yola devam ettik.
•
Taraklı’ya geldiğimizde yine aynı manzara ile karşılaştık. Araç ve ziyaretçilerden adım atacak yer yok desek yeriydi.
Taraklı’nın meşhur bir kuru fasulyecisi vardır. Park Et Lokantası. Orada insanlar kuru fasulye yemeği sırasındaydılar.
Taraklı, Geyve yoluyla İstanbul’a dönerken, güzergâh üzerindeki tesislere göz attık. Cumartesi olduğu halde hem gidişte hem dönüşte Bercesteler tıklım tıklım araç doluydu.
Ezcümle:
Memleketimizi ve milletimizi seviyorsak, aslında bu hal son derece normal bir durumdur. Birbirimizi seviyor ve anlıyoruz mesajından başka bir şey değildir.
Türkiye kervanını durdurmak isteyen haramilere fırsat vermeyelim yeter.







