Mevlana Hz.lerinin 748. Vuslat Yıldönümü
“Bütün ilimlerin aslı insanın kendini bilmesidir”. Mevlana Hz.leri
Gündemin “dünyalıklar” üzerine seyrettiği şu günlerde, 17 Aralık 1273 senesi, dünyayı ahiretin tarlası olarak bilen ve ona göre yaşayan-anlatan, yazdıklarını miras olarak bırakan Mevlana Celaleddin Rumi Hz.lerinin vuslatıydı.
Konya İl Kültür Müdürlüğü tarafından düzenlenen 748. Vuslat yıldönümü, Mevlana Hz.lerinin ruhaniyetine uygun şekilde icra edildi. Kültür İl Müdürü Abdüsettar Yarar’a teşekkürler.
“Ruhaniyetine uygun şekilde icra edildi” sözü üzerinde azıcık durmalı. Malum son yıllarda sema törenleri bir eğlence ve ticari araç ve amaç olarak kullanılır oldu.
Otellerde, tatil beldelerinde, eğlence merkezlerinde, düğünlerde önce sema gösterisi ardından oyun havaları icra edilmekte. Hele semazen geçinenler başka rezalet.
Hangi inançtan olursa olsun, Mevlana Hz.lerini zerre anlamış bir kimse, öncelikle “edepli, hayâlı ve ahlaklı” olur.
•
Mevlana Hz.leri ilk yazmaya başladığında on sekiz beyitlik bir şiirle meramını anlatır. O on sekiz beyitte, bugünleri görmüşçesine ikazını yapmıştır.
On sekiz beyitten biri şöyledir ve meseleyi net anlatmaktadır:
-“Herkes kendi anlayışına göre benim yârenim oldu/Yalnız içimdeki esrarı kimse araştırmadı”.
Hakikaten de Mevlana Hz.lerini anlayan tanıyan birisi, onun sözlerini işine geldiği gibi kullanıp, “Esas ne diyor” diye sormaz mı? Bir diğer beyit ise şöyle:
-“Benim sırrım feryadımdan uzak değildir/Lâkin her gözde onu görecek nur, her kulakta onu işitecek kudret yoktur”.
Kısacası, Konya’da yapılan merasimin dışında ticari, siyasi yahut riyakârlık, ikiyüzlülük ve benzeri gayri insani amaçlarla, cüzdanı ve makamı için sema törenleri düzenleyenler, eğer insan olduklarını iddia ediyorlarsa bu sözlere bakabilirler.
•
Mevlana Hz.lerinin ölümü düğün olarak değerlendirmesi de ne yazık ki, günümüzde bize pek bir şey anlatmıyor. Ne diyor ölüm için:
Ölüm, hepimiz için vardır. Sadece iman ehli öldüğünde yok olmaz. Hakk’ın huzurunda tazelenmiş ve nimetlere gark olmuş olarak başka bir halde vücut bulur. Ahiret yurdu asıl yurdumuzdur. Dolayısıyla ölüm bize armağandır, ceza değildir”.
Kur’an’sız ve İslam’sız bir Mevlana isteyenler şu söze sığınıyorlar.
“Gel ne olursan ol yine gel, tövbeni bin kere bozsan da yine gel”. Mevlana’yı ve Mesnevi’yi “anlayan ve bilenler”, hazretin böyle bir sözü olmadığını belirtirler.
Oysa Mevlana Hz.leri net olarak ne buyuruyor:
“Ben yaşadıkça Kur’an’ın kölesiyim
Hz. Muhammed Mustafa’nın yolunun tozuyum
Biri benden bundan başkasını naklederse
Ondan da şikâyetçiyim, o sözden de şikâyetçiyim”.
Şimdi böylesine büyük ikaz karşısında ne denilebilir bilmem ki. Allah dostu söylemiş söyleyeceğini ve yapmış tembihini.
•
Ezcümle Mevlana Hz.lerinin 18. Beyitinden:
-“Ham ervah olanlar, pişkin ve yetişkin zevatın hâlinden anlamazlar.
O halde sözü kısa kesmek gerektir vesselâm”.







