Meğer Orta Asya’dan geldiğimiz gibiymişiz
M. Akif diyor ki;
Bir zamanlar biz de millet, hem nasıl milletmişiz:
Gelmişiz dünyaya milliyet nedir öğretmişiz!
Kapkaranlıkken bütün afakı insaniyetin,
Nur olup fışkırmışız ta sinesinden zulmetin;
•
Ülkenin dört bir yanındaki meydanlara; “vatanı, milleti, devleti ve bayrağı” için çıkanlar; boy boy, kabile kabile, bin yıl önce Orta Asya’dan gelenlerin şanlı nesilleriydi.
Benim nöbet yerim Kısıklı Meydanı olduğu için diğer meydanlara göre burada gözlem ve araştırma yapma imkânı buldum ve yazının başlığı öyle ortaya çıktı.
Evet, meydanlara çıkan insanlarımızın; “vatan, bayrak, devlet, millet” sahiplenmesine gösterdikleri azim, gayret ve mücadele, her hallerinden okunmaktadır.
Meydanların dilini anlatmak için şu hatırlatmayı da yapmalı.
“Diriliş Ertuğrul” dizisinin başarısı, çok iyi bir sinema dili olduğu için mi, yoksa bu milletin mayasına hitap ettiği için mi? Elbet milletin mayasına hitap ettiği için. Geçelim.
•
Meydanların bana öğrettiği gerçeklerden birisi şudur:
Ortak değer yargıları, “vatan, millet, bayrak, devlet” olan hiç kimseyi, özel yaşamından veya bu değerler dışındaki ifadelerinden dolayı eleştirmemeyi, hakkında ön yargılı ve peşin hükümlü olmamayı.
Meydanların öğrettiği bir başka şey ise FETÖ terör örgütünün, bu derece tehlikeli olduğu bilindiği halde, bugüne kadar gevşek davranıldığı, bu mücadelenin mutlaka “millet-devlet eliyle” yapılması gerektiğini, ülkemizin ve milletimizin en az yüzyılının kurtulduğunu.
Bir şey daha öğretti.
Memleketin tabanının çok sağlam olduğunu, söz konusu “vatan, bayrak, millet ve devlet” olunca hiçbir fedakârlıktan kaçılmayacağını.
Cumhurbaşkanımızın cesur yürekliliği, hükümetle birlikte TBMM’nin harekete geçmesi, ihanetin ilk dakikalarında canlarını ortaya koyan insanlarımızla, medyadaki namuslu kimselerin, “darbenin millet tarafından durdurulduğunu dile getirmesi” ve bu minvalde hareket etmesi, tabanın sağlamlığının eseriydi.
•
Kelime-i Şehadet hamuruyla yoğrulmuş bu topraklar, bin yıl boyunca nice böyle badireler atlatmış ve her birinde de karşılarında işte bu mayanın sahiplerini bulmuşlardır.
Eskilerin “Çarıklı Erkân-ı Harp” dediği yüce milletimizin evlatları, devletin ve milletin başına musibet kesilen binbir suratlı ejderlerin ihanetlerine dur demiştir.
Yerkürede tarihiyle en canlı yaşayan millet bizizdir.
İstanbul başta olmak üzere, Anadolu’muzun her köşesinde meydanları dolduran halkımız, tesiri yüzyıl sürecek bir tehlikeyi bertaraf etmiştir.
Dünyada böyle bir millet yoktur.
•
Bedeninin değil, ruhunun şehit edildiğine inanan bir toplumun üyeleriyiz biz. Şehitlik mertebesi bu yüzden bizde en kutlu noktada canlılığını her daim korumaktadır.
Bugün meydanları dolduran milyonlar, ruhunun şehit edildiğine inanan nesillerin çocuklarıdır.
Mukaddesatına saldıran kim olursa olsun, sınırsızca mücadele etmekten asla geri durmaz ve durmayacaktır.
Bu hakikati, ne ABD ne Avrupa ne de bunların beslemeleri terör örgütleri anlayamaz.







