Medeniyetimizin Sosyal Dinamikleri (2)
Dünkü yazımızda İskilipli Atıf hocamızın kitabından söz etmiş ama içeriğine fazlaca yer verememiştik. Bugün kitaptan özetle nasiplenelim.
“Hz. Ali’nin (r.a.) hilafeti zamanında birisi demiştir ki:
- Ey Mü’minlerin emiri! Zatı aliniz imamet şartlarına tamamen haiz olduğunuz halde, insanların hilafet konusunda ayrılığa düşüp de Hz. Ebubekir ve Ömer’e ittifakla biat etmelerinin sebebi nedir?
Halife Hz. Ali:
- ‘Hz. Ebubekir ile Hz. Ömer, hak ve adalete razı, hile ve garazdan uzak Müslümanlar üzerine hâkim oldukları için bütün insanların biadına mazhar oldular.
Benim hilafetimse senin gibi nefis ve arzularına mağlup kimselerin zamanına tesadüf ettiğinden uyum yolundan sapıp hakkı kabulden kaçındılar’ diyerek asrında bulunan ricalin adalet ve insaf dairesinden çıkmış olduklarına işaret etmişlerdir”.
•
Medeniyetimizin temel taşlarından birisi de dinimizin öncelik verdiği “istişare” hususudur. İster devlet, ister hususi işler olsun hemen her alanda yapılacak icraların istişare ile hayata geçirilmesi tavsiye edilir.
İskilipli Atıf hocamız, Hz. Ali Efendimizin istişare konusundaki sözlerine yer vermiş ve şunları derç etmiş:
- “İstişare edilen kişiler, istişare edilen konuya dair yeterli bilgiye sahip olan kimselerden olmalıdır. (İşimizdeki, ailemizdeki kayıplarımız bu ilkeye uymamaktır H.Ö.)
- Kendisiyle istişare olunarak fikrinden istifade edilecek zatları, ‘Ümmetimden Abid olanları bulundurunuz’ hadisi şerifi gereğince Abid ve müttaki olmalıdır.
- ‘Danışılan kişi güvenilir olmalıdır’ hadisi şerifi hikmetince emin kimselerden olup, insanların ve istişare etmek isteyenlerin zararına olmasına bakmadan kendi çıkarlarından dolayı hak ve hakikatten sapmayacaklardan olmalıdır.
Çünkü böyle rezil vasıfları olanlar, bu özelliklerinin gereği, doğruyu söylemeyecek ve hakkı takip edemeyeceklerinden, yapılacak istişareden fayda yerine zarar geleceği muhakkaktır.
- Müşavirler, istişare olunan konuda son derece fikir ve söz hürriyetine sahip olup, hiçbir kimseden çekinmemeli ve hiçbir kuvvetten korkmamalı, hak ve hakikati söylemekten kaçınmamalı, bu konuda gayet metin ve cesur olmalıdır.
•
İskilipli Atıf hocamız kitabın bir bölümünde de zulüm üzerinde durarak şunları söyler:
- Allah’a karşı zulüm: Küfür, şirk, nifak, isyan ve benzeri hallerdir.
- Halka karşı olan zulüm: İnsanların can, mal ve ırzlarına ve sair haklarını gasp etmek!
- Kendi şahsına karşı olan zulüm: Bir kimsenin nefsani arzularına kapılarak dünya ve ahirette kendisi için zararlı olan hal ve hareketlerde bulunması.
- Gücü yettiği kadar adaleti yerine getirmeye uğraşmak her şahıs üzerine farzdır. O yüzden adaleti terk zulümdür, günahtır. En yüksek derecesi küfürdür.
- Hud Suresinin 11. Ayeti kerimesinde:
- ‘Zalimlere meyledip, sevgi göstermeyiniz. Onlara itaat ve eylemlerine rıza göstermeyiniz. Eğer meyledip sevgi gösterirseniz size Cehennem azabı dokunur”.
•
Ezcümle: Millet-devlet bütünlüğüne kast eden yerli-yabancıları tarif etmiyor mu?







