Maveraünnehir Medeniyetine Düşmanlık
Memleketin hali ortada. Tarih boyunca bu topraklarda “mümin ile kâfir mücadelesi” hep yaşandı. Bundan sonra da sürecek.
Belki bir asır öncesine kadar düşmanın ve ihanetin fazlası, geniş Osmanlı sınırlarımız dışındaydı, şimdi ise çoğu içimizden, azı dışarıdan.
Gerçi içimizdekiler de dışarıdakilerin kulları ve köleleri durumunda olduklarına göre yine de düşmanın azılısı dışarıdan demektir.
Aklına imanını rehber edinenler der ki:
“İnsanı Allah’ın yarattığına inanan kişi, Allah’ın ona verdiği iradeyi başkasının emrine tahsis edip kullandırtmaz, satmaz, kiralamaz”.
Çünkü Allah hesap günü herkesi verdiği iradesiyle yargılayacaktır. Hiçbir mazeretin geçerli olmadığı tek yer, bir daha dönüşü olmayan mahşer günüdür.
Bunları imanın altı, İslam’ın beş esasına iman eden, iman ettikleriyle de amel eden her mümin bilir.
¥
Silahlı silahsız terör örgütlerine hizmet eden ve kamuoyuna demokratik eylemler gibi sunulan hadiseler, kişilerin iradesiyle yaptığı eylemler değildir.
Akıl ve iradesini kullanabilen insanlar bilir ki, terör örgütlerinin maşa olarak kullandığı kesimler, bilerek ve inanarak büyük bir ihanet içerisindedirler.
Ne dış ne iç ihanet şebekelerinin tahmin edemediği ölçüde Türkiye’nin gelişmesi, büyümesi, asla bir araya gelinmez zannedilen örgütleri, Türkiye düşmanlığında bir araya getirmiştir. Sebeplerden birisi şudur:
Türkiye, II. Abdülhamid Han’dan sonra durdurulan “Maveraünnehir Medeniyetini” yeniden inşa etme safhasına çoktan geçmiştir.
İşte bu safha; Avrupa, Rusya ve Amerika gibi topraklarımızda bitmek bilmeyen bir hırsla gözleri olan ve her fırsatta ihanetlerini taşeronlarıyla harekete geçirenleri çileden çıkarmaktadır.
Allah’ın izniyle “Maveraünnehir Medeniyetinin” yeniden inşası sürmektedir. Topraklarımızın altı bu medeniyetin kurucularıyla doludur. Üzerinde de temsilcileri mevcuttur.
“Maveraünhehir Medeniyetinin” temelini topraklarımıza getirenler, gelirken Rasulullah’ın (s.a.v) ahlak ve sünneti üzerine geldiler ve kıyamete kadar da bu ahlak ve sünnetin yaşaması için tohumlarını ektiler.
¥
İşte Cumhurbaşkanı Erdoğan nezdinde devlete ve millete düşmanlık besleyen kesimlerin esas hedeflerinde; batının ve doğunun en güçlü İslam ülkesi olmamız vardır.
Bu topraklarda ebediyete kadar, Müslüman nesiller Allah’a kul, Peygamberimiz (s.a.v)’e ümmet olmanın izzetinden hiçbir zaman mahrum kalmayacaktır.
“Maveraünnehir Medeniyetinin” temelini atan Selçuklu ve Cihan Devleti Osmanlı, “İkra” inancı ve ameliyle kurulmuştur.
“Maveraünnehir Medeniyetinin” temelinde dört ana gövde vardır. Bu medeniyeti ulu çınar haline getiren dört ana gövdeye sahip çıkıldıkça, hiçbir menfi güç çınarı yıkamayacaktır.
Bunlar “Ailede Birlik”, “Dinde Birlik”, “Vatanda Birlik ”, “Devlette Birliktir”.
Terör ve terör destekçilerinin yıkmak istedikleri hedeflerden biri de işte bu dört ana gövdedir. Fiili eylemlerle birlikte, medyanın her türlüsünde yapılan saldırılarda bu hakikati görmek mümkündür.
Yukarıdaki dört ana gövdeye sahip çıkmak ise Müslümanların imanının gereğidir.







