--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Mahşerde yüz akıyla dirilecek

Hüseyin Öztürk
Hüseyin Öztürk
2

Önce Rabbim rahmet ve merhametiyle kuşatsın. Mekânı cennet olsun. Âmin!

Pek çok seveni ve tanıyanı gibi inanırız ki, Diriliş şairi, mütefekkiri, münevveri Sezai Karakoç ağabey, mahşerde Allah’ın hoşnutluğunda yüz akıyla dirilecektir.

Duamız ve temennimiz budur.

Sezai Karakoç, inanma çizgisinde hemen hiç oyalanmadan; belge, kanıt, şahit, keramet ve mucize beklemeden, “İşittim ve itaat ettim” sözünü tutarak yaşamış, yazmış, konuşmuş ve Hakk hatırından daha büyük hatır bilmemiştir.

Onun derdi büyük emaneti üstlenen insan olmuştur. Unuttuklarımızı hatırlatmış, hatırladıklarımızın da yaşanmasını istemiştir. 

Yazdıklarının her kelimesi, insanı diriliş gününe hazırlamak üzere seçilmiştir. Diriliş gününün ve sonrasının ebediliği üzerinde durarak, inanmakla iman etmek arasındaki farkta, insanlığın aldanmamasını arzulamıştır.

Unutuş ve Hatırlayış kitabından sözü sürdürelim:

“Dünyanın genel manzarası ve insanlığın yazgı levhası, ne kadar iç karartıcı görünürse görünsün, umut kesmek gerekmez, umutsuzluğa düşmek lazım gelmez.

Tam tersine, bu çabamızı arttırmalı, irademizi bilemelidir. İnsan olmanın gereği budur.

Unutmayalım ki, yalnız kendi hayatımız değil, başkalarının hayatı, hatta yalnız insanların değil, yeryüzündeki bütün varlıkların yaşaması, bizim şu veya bu biçimde, şu veya bu yönde davranmamızdan etkilenecektir.

İnsanın omuzuna yüklenmiştir böylesine ağır, fakat ağır olduğu kadar şerefli sorumluluk”.

İşte Sezai Karakoç bu sorumluluğun nadir sahiplerindendi ve gölgelik şu dünyada, hakikaten de bir ağaç gölgesinde kalarak yaşadı, söyleyeceğini söyledi, amelini gösterişten uzak tutarak Hakk rızasına uygun eyleyip, Rabbine kavuştu.

Hainlerden, ihanetçilerden, yardakçılardan, yağcılardan, yancılardan, riyakârlardan, dolap beygiri gibi menfaat peşinde koşanlardan hazzetmezdi ve şöyle tarif ederdi:

“İhanet veya gaflet, insanı ani olarak bastıran, içten yıkmaya ve çökertmeye, çözmeye, çürütmeye ve bozmaya çalışan iç zehirlenme olaylarıdır. Bu haldeki kimselere ancak içyapıları sağlam olabilenler dayanabilirler”.

Sezai ağabey, bu dünyada dirilişi yaşamadan, ebedi âlemdeki dirilişte muvaffak olmanın zorluğu üzerinde de durur ve söylemek istediklerini önce kendisine, sonra başkalarına duyururdu.

Peygamberimiz (s.a.v.)’e bağlı olmanın gereğini şu örnekle anlatırdı.

“Bütün inanmışların inancı terazinin bir kefesine, Hazreti Ebubekir’in inancı öbür kefesine konsa, O’nunki ağır basardı” buyurulmuştur.

Yol göstericiye, öndere sadakat, bir davanın başarıya ulaşmasında birinci derecede önem taşıyan faktördür. İlk ve en zorlu imtihan, yol göstericiye sadakatte verilen imtihandır”.

Ezcümle:

Sezai ağabeyin bu imtihanı kazandığına gösterdiği sadakatten kaniyiz. O sınanmış bir mütefekkirdi. Dünyanın bir imtihan salonu olduğunu bilerek yaşadı ve sınavı başarıyla verebilmek için hak etmediği hiçbir dünyevi imkânı kabul etmedi.

Sözü onunla bitirelim. “Yol kıldan ince ve kılıçtan keskin kabul edilmiştir”.

Kıldan ince kılıçtan keskin yolu huzurla geçtiğine inanıyoruz.

Ruhu için el-Fatiha.

 

Yorumlar

(2)

Yorum yazın

0/1000

Yorumlar editör onayından sonra yayınlanır.

Bir

18 Kasım 2021 08:05

ALLAH cc razı olsun, yazınızdan dolayı,Sezai Karakoç ağabeyimiz için el- Fatiha selavat.

Allah rahmet eylesin

18 Kasım 2021 07:21

Kendi kendine dua ederken ‘Rabbim’; duanızı toplulukla paylaşırken ‘Rabbimiz’ dememiz gerektiğini bir türlü anlatamayacağız galiba. Bir teyze yerleştiriyor dilimize, öylece devam edip gidiyor..

Hüseyin Öztürk Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle