Kitap Çarşı Kütüphane
“Bir kötünün bin iyiye zararı var” denilir. Binlerce hainin, milyonlarca iyiye zarar verdiği darbe kalkışmasının artçı zararları yüzünden, işimize gücümüze bakamaz olduk.
Yaklaşık 7-8 yıldır, kültüre ve kitaba ayrıcalıklı bir hizmet olsun diye her Pazartesi kitap tanıtmaya gayret ederim.
İlgi gördüğü pek gün yüzüne çıkmasa da Pazartesi günkü kitap tanıtımlarını takip eden ciddi bir “okur-dost” sayımız vardır.
Devlete ve millete dair çok ağır ihanetler olmadıktan sonra Pazartesi günlerini kitaptan ayırmamışımdır.
Haliyle 15 Temmuz FETÖ terör örgütünün ihanetinden sonraki Pazartesilerde kitap tanıtımı yapamadım.
Millet ve devlet olarak İstiklal mücadelesi verirken, gündem dışına çıkıp da kitap tanıtmayı pek şık bulmadım.
Tarifi mümkün olmayan bir ihanetle dağıtılmak istenen bin yıllık kervanımız, hamdolsun yolunda ilerlemektedir.
•
Bu hafta kitaplardan ziyade uzun zamandır defalarca önünden geçtiğim halde şöyle kafamı uzatıp da “İçeride ne var” diye bakmadığım bir kütüphaneden söz etmek istemiştim.
Devlet-i Aliyye’yi Osmaniye’nin insan ve şehir kurgusu içerisinde olmazsa olmazları vardır. Bunların başında; “mektep, kütüphane, cami, tekke, çarşı ve hamam” gelir.
İnsan merkezli Osmanlı medeniyetinin bu ulvi anlayışı, şimdilerde yarım yamalak da olsa, Üsküdar Balıkçılar Çarşısı olarak bilinen mekânda yaşamaktadır.
Burası halen Osmanlı’nın yaşadığına dair küçük bir numunedir. Korkarız ki, modern şehircilik adına “Kâbe Toprağı” olarak da bilinen bu güzide çarşı, “rant merkezli soğuk batı mimarisine” kurban gitmez.
Hem de AK Parti iktidarında. Vaziyet öyle gözüküyor çünkü. Geçelim.
•
İstanbul’da yerli veya misafir olarak bulunan herkesin, bu çarşının sokaklarında bir kez de olsa yürümelerini arzu ederim.
Çarşıda şimdilerde tekke ve hamam yoksa da mektep, kütüphane, cami, arasta ve kapalı çarşıları faaldir.
Esnafın büyük kısmı paragöz değildir, orta yaş üzeri ve güngörmüş esnaf, “aile merkezli çarşı ahlakına” genelde uyum sağlarlar.
İşte bu çarşının Selami Ali Caddesi üzerinde küçücük bir kütüphanesi vardır. Adı “Hacı Selim Ağa Kütüphanesi’dir”.
Geçen hafta bahçesine girebildim. Kütüphanedeki görevlilerle sağlıklı iletişim kurmayı beceremediğimden içerisini göremedim ama hakkında kısa bir bilgi sunabilirim.
•
Kütüphanenin banisi Hacı Selim Ağa, Reisülküttab Mustafa Efendi’nin, İran’dan küçük yaşta getirdiği kölesi imiş, bilahare azad edildikten sonra kabiliyet ve çalışkanlığı sayesinde devlet hizmetine girmiş ve süratle yükselerek Darphane Emirliği’ne kadar gelmiş.
Allah için medeniyetimize bakar mısınız? Kölemiz bile kütüphane, mektep kuruyor da… Neyse geçelim.
İşte bugün ismiyle anılan kütüphanede, İslami ilimler dışında; tarih, coğrafya, felsefe, edebiyat, tıp, astronomi, matematik, mantık ile musiki ilim dallarında yazma ve matbu eserlerden oluşmuş beş koleksiyon bulunmaktaymış.
Her Pazartesi kitaba devam inşaallah.







