--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Kışla-Cami-Okul Bütünlüğü

Hüseyin Öztürk
Hüseyin Öztürk

Bizim millet olarak devlet oluşumuzun temel dört direğinden birisi, “Kışla-Cami-Okul” bütünlüğüdür.

Selçuklu ve Osmanlı devletleri ile Cumhuriyetin kuruluşu bu minval üzere hareket ederek tesis edilmiştir.

İstiklal Mücadelesine katılan ve akabinde, I. ve II. TBMM’ye halkın seçimi ile giren kanaat önderlerinin hiçbirisi; mücadelelerini ne bu dünya için ne de ahiret için nefisleri adına tescil ettirmemiş ve ettirmeyi de düşünmemişlerdir.

Düşünemezdiler de. Çünkü kucakladıkları davanın zafere ulaşabilmesi, maddi olarak kabul edilir değildi, imkânsız bir durumdu. Bütün umutlar yok olmuştu.

¥

Toplamda “Dokuz Ayrı Cephede Yedi yıl”, aralıksız ise “Dört yıl” acımasız ve adaletsiz bir savaş, çetin şartlar altında sürmüş ve bir dünya savaşından mağlup çıkmıştık.

1911’de başlayan Trablusgarp ve Balkan Savaşları sebebiyle sürekli toprak ve insan kayıpları veriyorduk ve I. Dünya Savaşıyla eli silah tutan insanımız kalmamıştı.

Bütün bu gerçeklere rağmen ne olursa olsun, dünya yüzündeki müstakil son Müslüman devlet yok edilemezdi.

Bu devleti kurmak ve yeniden dünyaya varlığını ilan etmek; “İman, Vicdan ve Namus” meselesiydi ve bu dava, sahiplenecek insanları bekliyordu.

İşte Allah’ından başka hiçbir umudu olmayan kırık-yıkık insanlarımızın ruhundaki “İman, Vicdan ve Namus” fitili ateşlenmeliydi.

Kışlasıyla, camisiyle, okuluyla, beşikteki bebeleriyle, yatalak nineleriyle, bütün bir millet yeniden “Bismillah” diyerek topraklarından Haçlıları kovmuştu.

O günkü aynı ruh, bugün de yeniden güçlenmekte ve bizi biz yapan dini ve milli mayamız yarınlarımızı aydınlatmaktadır.

¥

“Kışla, Cami ve Okul”, yine “Yeni Türkiye’nin” öncüsü olacaktır. Bizim kadim medeniyetimizde “Kışla-Cami ve Okul”, birbirine kopmaz bağlarla bağlıdır.

Bu halkaların kopmaması için ödenen bedeller, maddi manevi büyük kayıplar, millet ve devlet bütünlüğü adınadır.

Bu bütünlük bugün Haçlı Avrupa’sının sınırsız desteğiyle oluşturulan ve başını CHP’nin çektiği, tüm terör örgütlerinin de içinde yer aldığı “Tam Bağımsız Yeni Türkiye’yi Ret Cephesi” tarafından bozulmak istenmektedir.

Oysa Türkiye artık, Haçlıların ve içerideki uşaklarının, “öte git-beri gel” diyecekleri bir ülke değildir.

Hamdolsun, “Kışla-Cami ve Okul” yeniden buluştu ve topraklarına sahip çıkmaktadır. Milletimiz kurduğu devletinin başında geçecektir.

¥

Kısaca hatırlayacak olursak, Osmanlı’nın da Cumhuriyetin de kuruluşları sırasında baş düşmanlar aynı Yunan-Bizans soyu Haçlılar ve onların artıkları değil miydi?

1300 yıllarında da 1920’lerde de Hıristiyan-Emperyalist âlemi güç birliği ederek, Türkiye ve Müslümanlık adını dünyadan kaldırmak istemiyorlar mıydı?

Peki, bugün farklı mı? 

Değil! Yerli ve yabancı aktörleriyle Haçlı zihniyetinin düşmanlığı devam etmektedir. Fakat artık Haçlıların kapısında “aman” dilenen bir Türkiye yoktur.

16 Nisan halkoylaması, Yeni Türkiye’nin istiklalinin gelecek bin yıla vuracağı mühür olacaktır inşaallah. 

 

Hüseyin Öztürk Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle