Kırıkkale’deki Değişim
Son on beş yıl öncesine kadar büyük illerimiz dışındaki şehirlerimizde, üç beş firma reklam levhası dışında değişen pek bir şey görülmezdi.
Şimdi bir yıl önce gittiğiniz şehirleri tanıyamaz oluyorsunuz. İyiye mi işaret kötüye mi bilmem ama şehirlerin içi ve dışı konut tarlasına dönüşmüş.
Çok küçük yaşlarda tanıdığım emekliler şehri Kırıkkale, son on yıldır öyle gelişmeler ve değişim yaşamakta ki, Kırıkkalelilerin bile inanası gelmiyor.
Devletin tüm kurumlarını içinde barındıran Kırıkkale Valilik binası şehre hâkim bir tepeye kurulmuş.
Yeni yapılan kütüphanesi, kapalı pazar yeri ile insanlara nefes aldıran modern parklarıyla, Kırıkkale’nin çehresi Yeni Türkiye’ye hazırlanmış.
Elbet her değişim iyilik ve güzellik getirdiği gibi bir takım olumsuzlukları da beraberinde taşımaktadır.
Kentleri modern mimariyle donanımlı hale getirebiliriz fakat içine oturacak insanları bu ortama hazırlayamaz ve dönüştüremezsek, yapılan işler ambalajdan öte gitmez.
İstanbul başta olmak üzere bütün ülkemizde uygulanan kentsel dönüşümlerde atlanılan esas gerçek şudur ki, insanı dönüştürmeden binaları dönüştürmekteyiz.
Kırıkkale gibi Anadolu’yu adım adım ve büyük bir takip iradesiyle benimseyerek, onun tarihi kaderini sırasına göre yaşatan, sırasına göre değiştiren insanımız, İslam kubbeli inanç değerlerine ters düşen ne varsa bir sel hücumu ile yıkmış, süpürmüş, sonra da yavaş yavaş kendi inanç örgüleriyle vatanının bağlarını örmüştür.
Şimdi bu noktadan, şu noktaya nasıl geldiğimizi paylaşmak istiyorum.
Kırıkkale’nin yüz akı haline gelen Nur Camii vardır.
Cumhurbaşkanımız R. Tayyip Erdoğan’ın başbakan iken eski halini görüp; “Burayı yıkalım büyükçe bir cami yapalım” talimatından sonra cami yıkıldı ve yerine şimdi her Müslümanın; onurla, huzurla ibadet ettiği bir ibadethane yapıldı.
Değişim vazgeçilmezdir de yalnız sınırlarını iyi belirlemek gerekir.
Nur Camii, yerli yabancı herkesin görmek istediği bir yer olması hasebiyle evlenen gençlerin de mekânı olmuş.
Yalnız gelin, damat ve yakınları, buraya namaz kılmak için değil, fotoğraf çektirmek için gelmeye başlamışlar.
“Ne var bunda, gayet normal değil mi? Ne güzel işte, insanlar camiye geliyorlar”.
Haaa! kazın ayağı öyle değil işte. Caminin içinde ve dışında cami adabına ve edebine uymayan kıyafetlerle resimler çektirmedelermiş.
Ne yani, kıyafet uygun olsa resim çektirebilirler mi?
Hayır! Çektiremezler. Cami ibadet, sohbet ve dini amaçlı programlar içindir. Düğüncülerin fotoğraf stüdyosu değildir.
Müftü Bey önlemini almış, artık resim çekilmesine müsaade edilmeyecekmiş ama ezanda kulağı, namazda gözü olmayan fitne ve fesat mayalı kesimler meseleyi kaşımaktalarmış.
Aynı güruh, Nur Cami yıkıldığında de “Erdoğan cami yıktı” diye fitne çıkarmışlardı.
Evet, Kırıkkale’deki fiziki değişim yerinde lakin biraz da insanımızı değiştirmeliyiz.







