Kin ve kibrin panzehiri kardeşliğimizdir
Gaziantep, Elazığ, Diyarbakır ve diğer bölgelerimizdeki terör olaylarında hayatını kaybeden vatandaşlarımıza Allah’tan rahmet, yaralılara acil şifalar, ailelerine sabırlar dileriz.
Kin ve kibrin panzehiri, ısrarla ve iştiyakla köklerimizden gelen “kardeşlik” bağlarımızın güçlendirilmesiyle mümkündür.
Her iki terör örgütü ve yandaşlarının, tüm hücrelerini saran “kin ve kibirleri” karşısında ancak ve ancak “kardeşliğimiz” durabilir.
Bu kin ve kibir ateşini; doğudan, batıya, kuzeyden güneye, bütün bir toplum olarak kardeşliğimizin haykırılması ve fiiliyata geçirilmesi söndürebilir.
Siirt başta olmak üzere, diğer illerimizdeki teröre karşı “birlik ve beraberlik mayalı direniş kardeşliği” güçlendirilmelidir.
Bu noktada elbet görev devletimize düşmekle birlikte, uygulayıcı ve harekete geçirici güç, her şehrimizde bulunan sivil toplum örgütlerimizin olmalıdır.
¥
Edirne’den Kars’a, Sinop’tan Anamur’a, yurdumuzun her yerinden, güneydoğudaki illerimizin meydanlarına akın edilmeli, özümüzde ve sözümüzde var olan ama terör rantçıları tarafından yok edilmeye çalışılan kardeşlik destanımızı yaşatmalı ve yazmalıyız.
Teröre karşı “İstiklalimizin muhafazası” olan bu diriliş hareketine, THY ve diğer özel havayolu şirketleri, uçak olmayan yerlerde de yolcu otobüs firmaları, memleketimizin her köşesinden ücretsiz taşıma yaparak destek verebilir.
Devletimizin terörün karşısındaki kararlı duruşuyla birlikte, vatanın birliği ve bütünlüğüne hizmet ettiğine inanan tüm sivil toplum örgütlerimiz, hiçbir siyasi ve fikri ayrıma gitmeden, teröre karşı seferberlik ilan edebilir ve başlatabilir.
15 Temmuz darbe kalkışmasından sonra sağlanan “İstiklalimizde birlik ve beraberlik” hamuru ekşitilmeden, kokutulmadan, “kardeşlik mayası” ile sürekli yoğurulmalıdır.
Değişik alanlarda iştigal eden sivil toplum örgütleri, eğer bu meseleye canla başla sahip çıkar ve “kardeşlik ahdimiz” güçlendirilirse, “birlik ve beraberlik temelli Yeni Türkiye’nin diriliş destanı” yazılabilir.
¥
Kin ve kibir, yaratılış fıtratlarına müdahale edilip, beyinleri yıkanmış kimselerin Cehennem halidir.Terör örgütlerini ittifak ettiren de bu haldir.
Oysa İslam inancı da diğer inançlar da; kin ve kibri, Allah’a karşı bir isyan ve şirk olarak belirtir ve öğretirler.
Hz. İsa (a.s.) Hz. Musa (a.s.) Hz. Muhammed (a.s.) bütün hayatları boyunca, kin ve kibir sahiplerinin hedefi olmaktan kurtulamamışlardır.
Hangi inançtan olursa olsun, şirk ve inkârda bulunanlar, içinde yaşadıkları topluma karşı sürekli düşmanlık beslerler.
Çünkü böylelerine göre sadece onların bildiği doğrudur ve sadece onların istedikleri yerli yerine getirilmelidir.
Kendilerini seçkin kimseler olarak görürler. Diğerleri bunların emrinde olmalıdır. Kin ve kibirlerinin esaretinden kurtulamayan herkes için durum böyledir.
¥
Ezcümle:
Biz millet olarak derme çatma bir halk değiliz. Ahmet Yesevi’mizden, Hacı Bektaş-ı Veli’mize kadar; “Bir olan Allah’ inanma ahdimiz” vardır.
Bu ahdin gereği kardeşliğimizdir ve kardeşliğimizin gereği yerine getirilmelidir.







