Kifayetsiz, riayetsiz ve sadakatsiz
Nasihat alana edem bir öğüt
Kendini bilmeyen kuldan uzak ol
Yoklamadan geçme dere tepeyi
Dibi görünmeyen gölden uzak ol.
Dörtlük, Narmanlı Âşık Summani’den. Benim nasihat etmek gibi bir niyetim yok. Günümüzde nasihat artık sevilmiyor.
Çünkü herkes her şeyi o kadar çok iyi biliyor ki, ortalık bilgelerden geçilmiyor. Sanırım bu hali yaşamayanımız yoktur.
“Neden” diye soran olur mu bilmiyorum fakat eğer olursa, onlarla bazı hususları paylaşabilir, dertleşebiliriz.
Mesela yazının başlığındaki “Kifayetsiz, riayetsiz ve sadakatsiz” kavramları üzerinde durarak, önce kendimize sonra çevremize bakalım.
Yalnız sakın siyasete bakmayalım. Siyasetin her türlüsünde ciddi bir kifayetsizlik, riayetsizlik ve sadakatsizlik görüldüğü meydandadır.
Siyaset; düşünce, fikir, ideal şuuruyla yapılması gereken bir idare sanatıdır. Gelin görün ki, Türkiye’de siyaset, özellikle muhalefet kanadında “kin, öfke, hırs, tamah” yüklü bir şekilde icra edilmektedir.
Peki, böyle kifayetsiz, riayetsiz ve sadakatsiz kişi yahut kişiler iktidarda yok mu? Eğer yok dersek, haksızlık etmiş oluruz.
Siyasetin açmazlarından ve doymazlıklarından birisi de konfor merkezli, hırs ve tamah arzularının tedavi edilememesidir.
İnsanlık tarihinin her devresinde görülen bu hastalığın ilacı yok mudur? Neden olmasın elbet vardır.
Ahiret gününe, hesap vereceğine inanan ve hakikaten iman eden her insan, iman ettiğinin gereğini yapsa, hiçbir masrafa girmeden hiçbir yükün altına girmeden tedavi olabilir.
İşte mesele burada düğümleniyor. Bu ilaca tevessül etmek, bu ilacı kullanmak günümüzde öyle zor ki, pek çoğumuz yanaşmak istemiyoruz.
•
Yeri gelmişken Üstad Necip Fazıl’ın şu ifadesini paylaşmadan olmaz. İnanıyorum ki, aklıselim sahibi kimselerin seslendirmek istediği hakikatlerdir. Şöyle diyor üstat:
“Bakarsanız yüzde doksan dokuz Müslümanız. Ben bunlara musalla taşı Müslümanı diyorum. Evet, musalla taşında yüzde doksan dokuzumuz Müslüman…
Yani haberimiz olmayacak olan zamanda… Bu yüzde doksan dokuzun yüzde biri, dinine aşkla, alakayla, alışmalar ve tesir dışında bağlı olan yüzde biri, bu yüzde birin de, binde biri, aradığımız gerçek ve halis Müslümandır.
Düşünün kaç kişiyiz? Çok defa arkadaşlarıma demişimdir ki: ‘Kalabalığımıza bakmayın -ki bu kalabalık şimdi artıyor hamdolsun- biz bir tekne dolusuyuz. Bir dolmuş motorunu, ya doldururuz ya doldurmayız”!...
Üstad Necip Fazıl bu sözleri 1970’lerin sonlarındaki konferanslarından. Üstadın ifadelerini bugüne taşıyıp teraziye koysak acaba nasıl bir sonuç çıkar?
Hamdolsun şimdi oldukça çok iyi durumdayız yalnız şu “kifayetsiz, riayetsiz ve sadakatsiz” kişi yahut kişilerin dikkatle aranarak bulunup ayıklanması lazımdır vesselam.
•
Ezcümle yine Narmanlı Âşık Summani’den
Şah-ı cihan olsan dâr-ı fenada
Vurup kol kanadın kırarlar bir gün
Kimse bâki kalmaz yalan cihanda
Zemine bir çukur kazarlar bir gün…







