Kavgalı Evden Muhtar Seçilmez
Anadolu’da Ankara’daki muhalefet tiyatrosunu izleyen ehli irfan sahipleri, uzun uzun konuşan tartışmacılara, akıl dağıtıcılara, çok bildiğini zanneden güdük sözcülerin ifadelerine bakınca şu cevabı yapıştırıveriyorlar.
-“Kavgalı evden muhtar seçilmez efendiler”.
“Yedili Örgütü” daha iyi anlatan başka bir ifade olabilir mi derken, “İşte budur” demeye kalmadan, “Kavgalı eve kız verilmez” lafı ortaya düşüveriyor.
Daha ne denilebilir? Görünen o ki, hasıraltına süpürdükleri yahut “süpürttürülen” nice akılların kabul edemeyeceği kirlilikler dökülüyor. Çünkü hiçbir kir kendisini gizleyemez.
Böylesine muhteşem benzetmeden sonra bir başka söze lüzumu hacet kalmadı derken askerliğini sıhhiye çavuşu olarak yapan Bekir Çavuş, sözü söze ulayıveriyor.
- “Bunların nabızları da bir atmaz”! Bilenler bilir bilmeyenler için hatırlatma yapalım. Herkesin nabzı bir atmaz, insanların psikolojik hallerine göre nabız atışları değişir. Hele birbirlerine şüpheyle bakanların nabızları hiç atmadığı gibi kalplerini zorlar.
Bekir Çavuş, “Bunların nabzı bir atmaz” derken başka bir yorum getirerek şöyle diyor:
- “Birbirlerine o kadar zıt bir yetişme tarzları var ki, nereden bakılsa, hep ayrılık ve aykırılık görülmekte. İnançları, adetleri, görgüleri, örfleri birbirine hiç uymuyor”.
Toplandıklarında birbirlerine olan güvensizlikleri yüzünden; “Aldatılmamak için” diken üstünde oturduklarından, nabızları normal seyretmez ve kimle oturursa otursunlar, birbirlerine güvenmez, akılları şüphelerinin altında eziyet çeker”.
•
Koalisyon dönemlerini yaşamayan ve “koalisyon da olabilir” diyen gençlerimizin varlığında söz edilir. İşte arkadaşlar, koalisyon tam da böyle bir şeydir.
Düşünsenize iktidara geldiklerini -Rabbim korusun ve koruyacaktır inşallah- önce kendilerine Cumhurbaşkanlığı yardımcılığı dağıtacak, bakanlıkların sayısını çoğaltacak, TBMM’yi kendi milletvekilleriyle dolduracaklarmış. Hangi ülkede acaba?
Bu hal rüyada bile görülmez. Görenlere de sağlıklı insan gözüyle bakılmaz.
Sanki uzaydan boş bir araziye konmuşlar da orada kendilerine yeni bir ülke kuruyorlarmış ve halkı da imal edeceklermiş gibi hareket etmekteler.
Neyse ne halleri varsa görsünler ve millete-devlete bulaşmadan halleri içinde kalsınlar.
Görünen köyün ırağı olmazmış. Şurada seçime ne kaldı. Milletimiz amentü yüklü ferasetiyle herkesin hak ettiği mazbatasına eline verecektir.
•
“Yedili Örgütün” birbirlerine düğün ziyareti yapar gibi gülerek, samimi pozlar vererek karşılamalarına eğer milletin inandığını sanıyorlarsa vah ki vah!
Kendilerinin inanmadığı şeye milletin inanması beklemek nasıl bir insanlık halidir? Onu da psikologlar ve sosyologlar söylesin.
“Yedili Örgütün” hırçınlığı, kibri ve kinleri; karanlık bir tünele girip, önlerini görememenin ve seçimi baştan beri kaybedeceklerini bilmelerinin sonucudur.
Ezcümle:
Meselenin gerçekten en acı tarafı şu hakikattir!
CHP örgütünün başını seçtirmek isteyen şahısların kendilerini bilemeyiz ama ailelerinin ömrü CHP zihniyetiyle mücadele etmekle geçmiştir.
Bu sebeple ailelerini bile ikna edemezler ve edemiyorlar.







