• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Hüseyin Öztürk
Hüseyin Öztürk
TÜM YAZILARI

Kara yere koyacaklar çaresiz

06 Temmuz 2023
A


Hüseyin Öztürk İletişim: [email protected]

 

Dünkü yazı, şu ifadelerle bitmişti.

“Ahir zamanın fitnesi, ‘hırs ve tamah hastalığı imiş’. Bu hastalığın tedavisi ancak ‘Kara Yerde’ biter” idi. “Bugün bitermiş” diyelim.

Kara yerden kasıt elbette mezardır. Bu hususta irfan ehli şairlerimiz, badeli âşıklarımız, fani dünya ile ebedi âlem arasında insana yolculuk yaptırır ve fener olmaya çalışırlar!

İşte bu isimlerden birisi de Âşık Reyhani’dir. (1932-2006) Asıl adı Yaşar Yılmaz olan Reyhani, Erzurum Hasankale ilçesi Alvar köyünde doğmuş, 1990 yılında Bursa’ya taşınmış ve orada vefat etmiştir.

“Kara Yer” (Gözünü Yumdun mu) isimli şiirinde, hırs ve tamah hastalığına tutulmuş dermansızlara şu mısralarla seslenir:

Gözüm yummuş gafletinen giderken

Dediler ki tebdil görmüş kara yer

Dünya varlığını hayal ederken

İki taş bir mezar örmüş kara yer.

Sanma bu dünyanın bir vefası var

Aldatır oynatır eder ihtiyar

Ağayla hizmetkâr yan yana yatar

Ne asıl ne nesil sormuş kara yer.

 

Reyhanî, farkı ne az ile çoğun

İkisi bir olur var ile yoğun

Mezar bir tarladır insanlar tohum

Her gün dane dane sürmüş kara yer

Aklın yolu birdir denilir. “Bir” olan yolun sonu elbet “Bir” olana çıkar. Bütün yollar “Bir’den” başlar ve tekrar “Bir’e” gider.

Bu hakikate inanmak için öncelikle kavi bir iman ve sağlım bir karakter lazım gelir. Yukarıda asrın hastalığı olarak işaret edilen hususun tedavisi de sanırım kavi bir iman ve sağlam bir kişilik ve kimlik sahibi olmakla mümkündür.

Neyse sözü uzatmayalım. Şiirin olduğu yerde söze hacet kalmaz. Âşık Reyhani’den, badeli Âşık Ruhsati’ye geçelim.

Âşık Ruhsati’nin nasihat merkezli mana ve insanı imar anlamında harika şiirleri vardır. Âşık Ruhsati (1835-1911) Sivas’ın Kangal ilçesinin Deliktaş köyünde doğmuş ve kaynaklara göre bir sefer Hacca gitmesi dışında, vefatına kadar köyünden hiç çıkmadığı söylenir.

İçimiz kararmasın ama sözü akışına göre sürdürmeli, su akar yolunu bulur hesabı söz de akıp yolunu buluyor. Âşık’ın, “Dünya Malına Meylini Verme” şiirinin ilk ve son kıtası şöyle:

Dünyanın mekrine meylini verme

Sen de kurtulamazsın mevtin elinden

Ben filanım deyi göğsünü germe

Sen de kurtulamazsın mevtin elinden

 

Aşık Ruhsat ister din ile iman

Hani tahtın yel götüren Süleyman

Lokman bulamadı ecele derman

O da kurtulamadı mevtin elinden.

Yazıya Âşık Ruhsati’ye ait “Deli Gönül” şiirinin iki kıtasıyla son verelim:

Şu yalan dünyadan ümidini üz

İnanmazsan bak kitaba yüz be yüz

Hanen mezaristan malın bir top bez

Daha doymadıysan doy deli gönül

 

Baktım iki kişi mezar eşiyor

Gam kasavet geldi boydan aşıyor

Çok yaşayan yüze kadar yaşıyor

Gel de bu rüyayı yor deli gönül

Not: Bu şiirler aynı zamanda Türk Halk Müziğimizin yüz aklarındandır.

 

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

Şeref

Üstad ,aşık İhsani dende söz etseydiniz....!!!

Orhan İnan

İnsan için en büyük nasihat ölüm. Müslüman için ölümsüzlüğe doğuş. Rabbim nasihat alanlardan olabilmeyi nasip etsin. Ellerinize sağlık. Güzel bir nasihat olmuş.
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23