Kara yere koyacaklar çaresiz
Dünkü yazı, şu ifadelerle bitmişti.
“Ahir zamanın fitnesi, ‘hırs ve tamah hastalığı imiş’. Bu hastalığın tedavisi ancak ‘Kara Yerde’ biter” idi. “Bugün bitermiş” diyelim.
Kara yerden kasıt elbette mezardır. Bu hususta irfan ehli şairlerimiz, badeli âşıklarımız, fani dünya ile ebedi âlem arasında insana yolculuk yaptırır ve fener olmaya çalışırlar!
İşte bu isimlerden birisi de Âşık Reyhani’dir. (1932-2006) Asıl adı Yaşar Yılmaz olan Reyhani, Erzurum Hasankale ilçesi Alvar köyünde doğmuş, 1990 yılında Bursa’ya taşınmış ve orada vefat etmiştir.
“Kara Yer” (Gözünü Yumdun mu) isimli şiirinde, hırs ve tamah hastalığına tutulmuş dermansızlara şu mısralarla seslenir:
•
Gözüm yummuş gafletinen giderken
Dediler ki tebdil görmüş kara yer
Dünya varlığını hayal ederken
İki taş bir mezar örmüş kara yer.
Sanma bu dünyanın bir vefası var
Aldatır oynatır eder ihtiyar
Ağayla hizmetkâr yan yana yatar
Ne asıl ne nesil sormuş kara yer.
Reyhanî, farkı ne az ile çoğun
İkisi bir olur var ile yoğun
Mezar bir tarladır insanlar tohum
Her gün dane dane sürmüş kara yer
•
Aklın yolu birdir denilir. “Bir” olan yolun sonu elbet “Bir” olana çıkar. Bütün yollar “Bir’den” başlar ve tekrar “Bir’e” gider.
Bu hakikate inanmak için öncelikle kavi bir iman ve sağlım bir karakter lazım gelir. Yukarıda asrın hastalığı olarak işaret edilen hususun tedavisi de sanırım kavi bir iman ve sağlam bir kişilik ve kimlik sahibi olmakla mümkündür.
Neyse sözü uzatmayalım. Şiirin olduğu yerde söze hacet kalmaz. Âşık Reyhani’den, badeli Âşık Ruhsati’ye geçelim.
Âşık Ruhsati’nin nasihat merkezli mana ve insanı imar anlamında harika şiirleri vardır. Âşık Ruhsati (1835-1911) Sivas’ın Kangal ilçesinin Deliktaş köyünde doğmuş ve kaynaklara göre bir sefer Hacca gitmesi dışında, vefatına kadar köyünden hiç çıkmadığı söylenir.
İçimiz kararmasın ama sözü akışına göre sürdürmeli, su akar yolunu bulur hesabı söz de akıp yolunu buluyor. Âşık’ın, “Dünya Malına Meylini Verme” şiirinin ilk ve son kıtası şöyle:
•
Dünyanın mekrine meylini verme
Sen de kurtulamazsın mevtin elinden
Ben filanım deyi göğsünü germe
Sen de kurtulamazsın mevtin elinden
Aşık Ruhsat ister din ile iman
Hani tahtın yel götüren Süleyman
Lokman bulamadı ecele derman
O da kurtulamadı mevtin elinden.
Yazıya Âşık Ruhsati’ye ait “Deli Gönül” şiirinin iki kıtasıyla son verelim:
Şu yalan dünyadan ümidini üz
İnanmazsan bak kitaba yüz be yüz
Hanen mezaristan malın bir top bez
Daha doymadıysan doy deli gönül
Baktım iki kişi mezar eşiyor
Gam kasavet geldi boydan aşıyor
Çok yaşayan yüze kadar yaşıyor
Gel de bu rüyayı yor deli gönül
Not: Bu şiirler aynı zamanda Türk Halk Müziğimizin yüz aklarındandır.