Kanlı darbeye karşı toplumsal direniş
Dini ve milli kavramlarla ambalaj edilerek, 40 senedir milletimizi sömüren FETÖ terör örgütünün bilinmeyenleri, bir bir ortaya çıkmaya devam ediyor.
Yakın tarihte de bitecek gibi değil. Çünkü aileler başta olmak üzere 40 yıldır devletin ve halkımızın en mahremlerine kadar sızan bu yapının, içi-dışı öyle kolay çözülemez.
15 Temmuz kanlı darbe girişimine karşı toplumumuzun tüm kesimlerinin şanlı direnişi, milletimizin yüksek ferasetiyle devletimizin parçalanmasını önlemiştir.
Ayrıca bu direniş, FETÖ terör örgütünün yapaylığını, gösterişçiliğini, istismarcılığını, milletin birlik ruhuna karşı besledikleri düşmanlıklarını da göstermiştir.
•
Yalnız bu arada devlet ve millet olarak, kendimizi de sigaya çektiğimizde pek çok kusurlarımız olduğunu görmeliyiz.
Oyunlara geldik, zaaflarımızdan ve zayıf taraflarımızdan vurdular, din ile aldanmalar ve aldatmalar yaşadık. Çok uluslu bir terör örgütünün varlığını kavrayamadık.
Mesela 28 Şubat postmodern darbesinin din ayağında FETÖ terör örgütünün varlığını görenler gördü ama toplumsal bir mutabakat sağlayamadık.
Günübirlik menfaatlerimiz adına göz göre göre; İmam hatip liselerine, İlahiyat fakültelerine, Diyanet teşkilatına karşı yapılan operasyonlara ortak tepki konulamadı.
FETÖ terör örgütünün gösterişçi dindarlıkla kendisini kabul ettirmesine göz yumuldu.
Örgütün takıyyeci, istismarcı ve aldatıcı yönleri, belli kesimlerin de aynı yoldan giderek; takıyyeci, aldatıcı, istismarcı tavır takınmalarıyla üzeri örtüldü.
•
Peki, bu gerçekler o gece mi öğrenildi? Elbet hayır!
Biliniyordu ama devletin tüm stratejik noktaları öyle işgal edilmişti ki, ancak böyle bir kalkışma sonucunda bertaraf edilebilirlerdi.
Cumhurbaşkanının, başbakanın, bakanların, Genelkurmay Başkanının, kuvvet komutanlarının diplerinde duranlara bakıldığında mesele anlaşılmaktadır.
•
Belki geçmişte de defalarca söyledik. İster ibadetinde olsun, ister amelsiz olsun, bu milletin dini ve milli değerleriyle oynanmaz, suiistimal edilmez. Vatanını, devletini, bayrağını, hürriyetini, “namusu” bilir ve ihaneti asla affetmez.
İşte 15 Temmuz gecesindeki “kanlı darbeye karşı” “şanlı direnişin” ana sebeplerinden birisi de bu kutlu değerlerdir.
“Ya Allah, Bismilllah, Allahuekber” nidaları; namusumuz bildiğimiz dinimize ve devletimize karşı yapılan kalkışmanın, canlarımızla korunmasının manevi gücüdür.
•
Bir de şu mesele var:
Öncelikle dini ve milli değerlerle mücehhez kesimlerin iç âlemlerinde, hep bir Mehdi’nin geleceği ve kurtuluşa erileceği inancı vardır.
FETÖ terör örgütünün “her yol mubah” anlayışıyla direkt kurtuluşa ermenin yolunun ise Mehdi olduğuna inanılan örgüt liderine tam teslimiyetten geçtiğidir.
Böyle bedava Cennet vaadine ve kurtuluşa erileceğine inanmak, FETÖ terör örgütünün büyümesine sebep olmuştur. Sonuç ortadadır.
Büyüdüler, geldiler, devlete ve millete bombalar, kurşunlar yağdırdılar.
Diyanet İşleri Başkanlığı bu konuyu kısa sürede açıklık getirmelidir. Ortalık böyle Mehdilerden geçilmiyor çünkü.
Neyse vakit, milli mutabakatımızı güçlendirme vaktidir.







