İstiklalini kaybeden ülkeler ekmeklerini de kaybederler
Görünürde sıradan bir seçim gibi olsa da seçimin altında yatan esas ana unsur, “Bekamız, İstiklalimiz, İstikbalimizdir”. Bundan ötesi lafı güzaftır.
Yaklaşık bir yıldır seçim konuşuyor ve dinliyoruz. Olup biten her şey; insanların akıl, fikir, düşünce ve muhakeme kabiliyetleri ölçüsünde önlerinde.
Üzerinde yaşadığımız ve vatan edindiğimiz, devletimizi kurduğumuz topraklarımızda beka meselesi her vakit birinci gündem olmuştur.
Haçlı Batı ve uşakları, sıcak ve soğuş savaş taktikleriyle birlikte; ekonomik, siyasi ve kültürel olarak sürekli bir işgal peşindedirler ve asla vazgeçmiş değillerdir.
Uzun tarih itibariyle 1683 Viyana Savaşı’nda sonra, yakın tarih itibariyle 1739 Tanzimat’tan bugüne kadar Haçlı Batı, içerideki aktörleriyle daima bağımsızlığımıza karşı her türden yolu denemişlerdir.
Terör başta olmak üzere darbelere, kalkışmalara, koalisyonlara ve değişik şekillerdeki istikrarsızlık ve anarşiye kadar tüm çirkinliklerini sergilemiş ve icraya koymuşlardır.
Hepimizin bildiği gibi ne zaman millet ve devlet olarak kalkınmaya başlasak, derhal bertaraf etmek için harekete geçmişlerdir. Bu hususa dair bir örnek verelim.
•
CHP’nin diktatörlük yılları ve sonrasında Menderes dönemine dair rakamlar:
1940 yılında 1.066 olan traktör sayısı, 1948 yılında 1.756’ya çıkmış.
Peki, Menderes dönemi olan 1955 yılında birden bire bu sayı 40.282’ye nasıl yükselmiştir. Ne oldu da beş yılda bu kadar artmıştır.
Aynı şekilde 1936 yılında sadece 104 olan biçerdöver sayısı, 1952 yılında 3.222’ye çıkmıştır.
Peki, bu kalkınmanın sonucu ne olmuştur? 27 Mayıs 1960 darbesi.
•
Bugüne geldiğimizde ise Cumhuriyetin yüzüncü yılındayız. Bu yüz yılın 80 yılı boyunca savunma sanayimizde ancak yüzde yirmisini gerçekleştirmişiz.
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın iş başına geçmesiyle birlikte son 20 yılda ise savunma sanayimiz yüzde 80’e ulaşmış.
Bugün ülkemizin toprak ve insan bakımından en fakir köyüne gidelim, göreceğimiz manzara, tarımla uğraşan her evde en güçlü traktör, yanında binek araba ve kamyondur.
Topraklarımızın yüzde yetmiş beşi hayati madenlerle doludur. Erdoğan iktidarına kadar bu madenlerin yüzde yirmisi çıkarılırken, şimdi yüzde doksanı çıkarılmakta ve her geçen gün yenileri eklenmektedir.
•
Muhalefetin ısrarla ve inatla, milletimizin zıddına zıddına hareket ederek, kendi yağıyla kavrulan ve Batıya muhtaç olmayan ülkemizdeki tüm gelişmeleri inkâr etmelerinin bir tek izahı olabilir. İstiklalimize ve istikbalimize tuzak kurmak, Batıya “buyur” demektir.
Kaç haftadır, iki ittifakın propagandalarını izliyoruz. Cumhurbaşkanımız Erdoğan ve Cumhur İttifakında kalkınma ve istikrara dair hizmetler anlatılır ve görülürken, muhalefet kanadından sadece yıkım ve talan vaatleri duyulmaktadır.
Ezcümle:
Sandık bir vicdan ve istiklal kutusudur. Kişi reyini sandığa atarken, vicdanına itimat eder ve istiklalini, istikbalini ona göre oylar.
Ya İstiklal ya İzmihlal…







