--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

İstiklal Marşının Ruhu (1)

Hüseyin Öztürk
Hüseyin Öztürk
0

“Mehmet Akif Ersoy, yaşadığı kıtanın tarihini, bütün derinlikleri ile bilen ve dertlerini ömür boyu kendi derdi olarak haykıran ezeli bir düşünce adamıdır”. Cemil Meriç.

Dünyada her devletin marşı vardır. O devletlerin halkına; “marşınız bu denilmiştir”. Hatta sömürge ülkelerin marşlarını da sömürenler belirlemiştir.

Biz de ise İstiklal Marşımız, millet-devlet bütünlüğü içerisinde yazılarak kabul edilmiştir. Yerkürede Müslüman her ferdin ruhunu kucaklayan böylesine bir marş daha yazılmamıştır.

İstiklal Marşı’mız bundan 101 yıl önce, (12 Mart 1921) Burdur Milletvekili olan Mehmet Akif Ersoy tarafından yazılmış ve Millet Meclisinde büyük bir ittifakla kabul edilmiştir.

Yeri gelmişken küçük bir ayrıntıyı kaydedelim.

O gün İstiklal Marşı’nın kabulüne hor bakanların bugünkü nesilleri halen aynı düşüncededirler. Demek ki milli değerlere düşmanlık genetik!

İstiklal Marşı’nın yazılış ve kabul edilişinin üzerinden 101 yıl geçti. Yüz yıl içerisinde nice İstiklal Mücadelesi verdik.

Savaş yorgunu bir milletin bırakın kursağına bir lokma ekmeğin girmesini, bir yudum su içecek mecali olmadığı bir sırada yapılan inkılaplardan tutun da CHP’nin baskı ve şiddetle iktidarda kaldığı yıllar, savaştan-açlıktan-kıtlıktan daha berbattı ve milletimiz onlara rağmen ayakta kalmasını bilmiştir.

Çünkü İstiklal Marşı’nın ruhu, milletimizin inancının tapusuydu ve halkımız, o zulüm yılların biteceğine inanmaktaydı. İnandığı gibi de oldu.

14 Mayıs 1950 tarihinde amentü sahibi halkımız milli iradesine İstiklal Marşı’ndan aldığı azim ve gayretle sahip çıkmıştır.

Bu tarihten sonra İstiklal Marşı’nın son iki mısraının gereği milli iradenin üzerine farz olmuştur.

Hakkıdır, hür yaşamış bayrağımın hürriyet;

Hakkıdır, Hakk’a tapan milletimin istiklâl!

Diye haykırışın gereği, 31 Ocak 1932’de aslı gibi okunması yasaklanan “Ezan-ı Muhammediye”, 16 Haziran 1950 yılında, 18 yıllık esaretten kurtulmuş ve aslına döndürülmüş, milletimiz dini-milli istiklâline kavuşmuştur. Ve İslam âleminde sadece bizde değiştirilmiştir.

Gelin görün ki, halkın ve devletin üzerinden elini çekmeyen, milleti devletten, devleti milletten dışlayan CHP, vesayet rejiminin temsilcilerini millet iktidarına karşı kışkırtarak, 27 Mayıs 1960 darbesini yaptırmıştır. Darbenin ikinci sebebi ezanın aslına döndürülmesidir.

Belli ki, İstiklal Marşı’nın ruhu millet üzerinden silinmek istenmiştir. Artık ülke olarak darbelerle her 10 yılda bir karşılaştık ve halkımızın devletine ve dinine olan sadakati sınanmıştır.

1960’dan 15 Temmuz 2016’ya kadar olan senelerde meydana gelen darbeler, kalkışmalar, muhtıralar, terör, bunları destekleyen-yöneten siyaset, Amerika, Avrupa, topyekûn milli iradeye karşı ortak hareket ederek sürekli milli irademize set olmuşlardır.

Ezcümle:

Peki, sonuçta ne oldu? Bütün ihanetlere rağmen, İstiklal Marşı’nı yazan ve yazdıran o büyük ruh kazandı. Yarına sahip olmak için arkada ne bıraktığımıza bakmalı.

 

Yorumlar

Yorum yazın

0/1000

Yorumlar editör onayından sonra yayınlanır.

Bu içeriğe henüz yorum yapılmamış

İlk yorumu siz yazın — yukarıdaki formu kullanabilirsiniz.

Hüseyin Öztürk Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle