İstihbarat zaafı normal değil mi?
Dünyanın hangi ülkesinde istihbarat zaafı yoktur. Bütün hepsinde vardır. Bizde olması kadar da doğal bir şey yoktur.
Ayrıca velev ki “istihbarat zaafı var” diyelim, bu kadar abartılması doğru değildir. Belki iyi belki art niyetle, medya sürekli abartmakta ve köpürtmekte ama fazlası zarardır.
Cumhurbaşkanımızın ardından başbakan ve bakanların da istihbarat zaafından söz etmeleri, doğru değildir.
Umarız ki, bundan sonra artık bu meseleyi daha fazla gündeme getirip de tüm terör örgütlerinin ekmeğine yağ sürmekten vazgeçerler.
Şimdi bütün işimiz gücümüz bitti de sıra MİT istihbaratı ile Emniyet istihbaratındaki görevlileri dövmeye mi geldi?
Hakan Fidan delikanlılığını sürdürüyor ve “Yeter ama” demiyorsa, milletini ve devletini düşündüğü içindir.
Verilecek bir hesabı varsa işte önceki gün Cumhurbaşkanımıza verdi. Aralarında ne konuştuklarını bilemeyiz fakat “dere geçerken at değiştirilmez” kuralı geçerliliğini korudu.
Bundan ötesi zarardır. Milletimiz devlet yetkililerinin ağzına bakıyor, yanlış bir ifade, zaafa yol açacak sözler, güven ve umudu zayıflatır.
•
Kurt gövdeyi sarmış, devletin kılcal damarlarına kadar girmiş, alyuvarlarımızın, akyuvarlarımızın akışına bile müdahale eder hale gelmiş.
Bu şartlarda istihbarat zaafının olması kadar doğal ne olabilir? Cumhurbaşkanımızın omzunda bekleyen yaveri terör örgütü üyeliğinden tutuklanmadı mı?
Genelkurmay başkanı ve diğer kuvvet komutanlarının başlarına silah doğrultan, yere yatırıp kafalarına basan özel kalemleri, yaverleri, diplerinde yaşamışlarsa, hangi istihbarat bu yakınlıkları aşabilirdi?
FETÖ terör örgütünün bırakın devletin her kademesine nüfuz etmesini, ailelerin durumu devletin durumundan da perişan hale gelmişti.
Bugün hangi aileye sorsanız, ya çocukları yahut yakın ve uzak akrabalarından birileri bunlara aldanmış durumda.
Şu anda Türkiye’de bu yüzden parçalanmamış bir tek aile gösteremezsiniz. Aile ilişkileri, akraba ilişkileri, ortaklık ilişkileri, çok büyük zararlar görmüştür.
Lakin ataerkil aile kültüründen gelmiş olmamız hasebiyle, “aile ve akraba ilişkilerinin zedelenmesi günahtır” diyerek mümkün mertebe bu meselelerin üzeri örtülerek geçinilmeye çalışılmıştır.
Dört beş yıldır, gün yüzüne fazla çıkmayan aile ve akraba ilişkilerindeki huzursuzlukların boyutu darbeden daha tehlikeli hale gelmişti.
•
Cumhurbaşkanımızın 15 Temmuz akşamı milletimizi meydanlara davet etmesi, hem ülkemizin hem de topyekûn ailelerin kurtuluşu olacağına inanıldığı için her yaştan insanımız aniden ve hızlı bir şekilde meydanlara fırlamıştır.
Meydanlar bütün dünyaya gerekli mesajını vermiştir. Milletimiz “Peygamber Ocağı” ordusuyla bütünleşmiştir.
Emniyet teşkilatımız tarihinde böylesine büyük bir onuru ilk defa yaşamıştır. Asker ve Polis, “korkutan” değil, “kucaklayan” konumuna gelmiş, milletimizle bütünleşmiştir.
Kısacası istihbarat zaafının konuşulması bu saatten sonra hayra alamet değildir. Yaklaşık yüzyıldır beklenen büyük birlik gerçekleşmiş, Yeni Türkiye’nin inşası başlamıştır.







