--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

İstanbul’un fetih haberi Ankara’dan verilmiştir

Hüseyin Öztürk
Hüseyin Öztürk

Tarihler öyle kaydeder ki, Osmanlı Sultanı II. Murad, Edirne sarayında misafir ettiği Hacıbayram Veli Hz.lerine İstanbul’un fethini sorar.

Hacıbayram Hz.leri de o sırada kundak içerisinde huzura gelen küçük Muhammed’e (Mehmed’e) nasip olacağına dair işaret verir.

Bu sebeple; “İstanbul’un Fetih haberi Ankara’dan verilmiştir” denilir. Eh bir Ankaralı ve Hacıbayram Hz.leriyle Akşemseddin Hz.lerinin muhibbi olarak onur duymaktayım.

Gönlümden hep şöyle geçer:

-“Acaba derim, İstanbul’un fethi Ankara’dan haber verildiğine göre yoksa Ayasofya’nın açılışı da Ankara’dan mı olacak”?

Tabii sorunun cevabı için akıllara nelerin geldiğini tahmin etmek zor değil fakat sözün yelkenini o tarafa döndürecek değilim.

İçinde şahsımın da olduğu bir Ayasofya açılma hikâyesi anlatacağım.

Yıl 1975. Milli Türk Talebe Birliği, Akıncılar Derneği ve MSP gençlik kollarında en hızlı olduğumuz zamanlar.

İstanbul’un fethinin 522. yılı. Ayasofya Camii ibadete açılacak diye mart ayından itibaren Ankara’dan İstanbul’a gidecek gençliği organize ediyoruz ve heyecanımız dorukta.

Gün geldi, Türkiye’nin her yerinden yüzlerce otobüs, İstanbul’a doğru akmaya başladı. Biz de Ankara’dan kafile kafile yollara düştük.

O vakitler başımızda olanların “iyileri”, şimdi devlet ve millet hizmetinde. Tabii yamuk çıkanlar da oldu. Onlar da tıynetlerinin gereği içimizden ayıklandılar.

Ankara’dan 8-9 saatlik bir yolculukla sabahın altısında İstanbul’a geldik ve Aksaray’da otobüslerden indik.

Henüz İstanbul yeni uyanmış, şehir tüm sakinliğini koruyordu ki, binlerce insan Aksaray’dan Sultanahmet’e doğru, “Zincirler kırılacak Ayasofya açılacak” sloganlarıyla yürümeye başladık.

Sultanahmet Meydanına gelince durdurulduk ve öğleden sonraki açılış mitingini beklemeye koyulduk. Hikâye çok uzun, kısa tutmak zorundayım.

Allah rahmet eylesin Erbakan hocamız miting meydanına geldi, uzun ve muhteşem bir konuşma yaptı. Tabii Ayasofya açılmadı, biz de meydanda namaz kıldık.

Yorgunduk, açtık, gidecek yerimiz yoktu, slogan atmaktan bitap düşmüştük, şehri henüz bilmiyorduk, geri dönüşümüz ise gece 22’deydi.

Acıkmıştık dedim ya o kısmı anlatayım.

On kişilik gruplar halindeydik, civardaki lokantalara gitmeye çekiniyorduk, bir de aldatılma korkusu vardı, aldatılırsak paramız yetmeyebilirdi.

Aramızda para toplayarak zeytin-peynir aldık, Sultanahmet’in dış bahçesindeki bankların arasına oturup akşam yemeğimizi yiyorduk ki, görevli gelip bizi oradan kovdu.

Meğer Sultanahmet’in ışıklı gösterimi yapılacakmış, biz de turistlerin oturacağı yere çökmüşüz. Yer soframızı toplayıp başka yere gittik.

Elimizde ekmek zeytinlerle oradan kovulmamıza yanmadım ama Ayasofya’nın açılmamasına hâlâ yanmaktayım lakin açılacağına dair umudumu da hiç kaybetmedim.

Ayasofya’nın yeniden ibadete açılacağı inancımı koruyorum. Vaktini, saatini bilemem fakat Allah’ın inayetiyle Ayasofya açılacak.

Haçlı dünyanın kızıl elması Ayasofya’nın kiliseye döndürülmesidir, Hilal’in kızıl elması da tekrar camiye çevrilmesidir.

 

Hüseyin Öztürk Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle