--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

İstanbul Mushafı

Hüseyin Öztürk
Hüseyin Öztürk
6

“İstanbul Mushafı hakkında haberleri-yazıları görmüş, okumuşsunuzdur.

Geçtiğimiz gün Kavacık’ta Ataullah Efendi Tekkesinin de içinde yer aldığı İslam Medeniyet Bahçesinde, Mushafı Şerifi büyük bir ekip ve coşkulu bir muhabbetle yazan, Hattat Hüseyin Kutlu hocayı ziyaret ettik.

Malum, “İstanbul Mushafı” adı verilen kitabımız Kur’an-ı Kerim’in, 1400 yıllık İslam Medeniyetinin bütününü temsil edecek şekilde yazılmasını, devletimiz ve milletimiz adına Cumhurbaşkanımız Erdoğan talep etmiş, Hüseyin Kutlu hoca da iğne deliğinden deve geçirecek bir azimle yıllardır üzerinde çalışmaktadır.

İslam Medeniyet Bahçesindeki Kur’an-ı Kerim’e has oluşturulan mekânlarda yazımı ve basımı devam etmektedir.

İslam medeniyetinde Mushaf geleneğinin son halkasını oluşturan bu Kur’an-ı Kerim’in dünyada bir başka örneği yok. Bu haliyle yazılması da mümkün değil.

Çünkü öyle bir niyet ve amel bütünlüğü içerisinde yazılmış ki, Mekke’den Buhara’ya, Endülüs’ten Nil Nehri’ne, Medine’deki hurma bahçelerinden, Kastamonu’daki Şeyh Şaban Veli Hz.’lerinin haziresinde bulunan suya kadar her bir bölgeden mürekkep ve kâğıdın imali için malzemeler getirilmiş.

Yaklaşık 60 imanlı yürek ve parmakların, ibadet gayesiyle yaptığı çalışma, ayrı bir nasip ve emek işidir. Böyle bir sahiplenmeyle mükafatlandırılmak, -iman edenler için söylüyorum tabi- Allah’ın bir nimeti ve ikramıdır.

Hattat Hüseyin Kutlu hayatını, İslam Medeniyetinin neşvünemasına adamış, dünyalığın musalla taşında biteceğine, esas hayatın ondan sonra başlayacağına inanarak, ahiret ve dünya dengesini koruyan birisi.

Sözü Hüseyin hocanın ifadeleriyle sürdürelim.

“İstanbul Mushafı, günümüzde imamesi dağılmış İslam ümmeti için önemli bir mesajdır.

Hz. Osman (r.a.) devrinden bu yana Kur’an-ı Kerim’in yazılış şekilleri bir araya toplanarak, ‘asırlardır bir tek kitabımız var, gelin bir olalım’ denilmektedir.

Yine İslam tarihi boyunca devlet idarecileri, ümmetin hamisi olduklarını yazdırdıkları Kur’an-ı Kerim’i sahiplenerek göstermişlerdir.

Kur’an-ı Kerim’i ilk yazdıran Efendimiz (s.a.v.)’dir. Ardından iki kapak arasına Hz. Osman (r.a.), Hz. Ebubekir (r.a.) zamanında toplanılmış, hatta Hz. Ali (r.a.) tarafından da yazılmıştır. Hz. Ali efendimiz hattatların piridir. Yazdığı Kur’an sayfalarından elimizde örnekler vardır.

İstanbul Mushaf-ı Şerifi, sanat tarihi hüviyeti taşıyacak şekilde, Kur’an etrafında cereyan etmiş; hat, tezhip, cilt, rahle, mahfaza ne varsa, tüm bunları bünyesinde toplamıştır.

Asr-ı Saadet’ten Selçuklulara, Osmanlılara ve bugüne kadar gelen bir medeniyet yolculuğu tamamlanmıştır.

Bu hizmetin, İslam medeniyeti zaviyesinden mütalaa edilmesi gerekir. Bugün, kendi medeniyetini yaşamayan bir İslam ümmeti vardır ve elim bir haldir.

‘Müslümanım’ diyeceksin ama kendi medeniyetinin farkında olmayacaksın.

Velhasıl, devletimiz ve milletimiz hesabına yapılan bu çalışma, İslam medeniyetinin yaşadığını göstermektedir”. Hüseyin Kutlu hoca ve ekibine teşekkürler.

Ezcümle:

Nereden nereye? Kur’an-ı yasaklayan, cezalandıran devlet anlayışından, Kur’an yazdıran devlet anlayışına? Hamdolsun! 

 

Yorumlar

(6)

Yorum yazın

0/1000

Yorumlar editör onayından sonra yayınlanır.

Kuran

11 Mayıs 2022 12:36

Altın varaklı yazdirsan nolur elmastan olsa ne olur içindekini, onun kutsal buyruklarını dinlemedikten ona uymadıktan sonra. Görmüyor musunuz toplumun, ümmetin ahlaki seviyesini, senin o Kur'an yasaklandı dediğin dönemde insanlar daha vicdanlı ahlaklı idi noldu yirmi senede ne değişti geriye gitmekten başka

Sıradaki

11 Mayıs 2022 11:31

Hasan Çelebi’nin mushafını dört gözle bekliyoruz

Nereden nereye

11 Mayıs 2022 11:03

Evet ben de 2000’lerin başında annem, babam ve eşimle birlikte o zamanki GATA Haydarpaşa hastanesine gitmiştik. Eşkiya 28 Şubatçılar hastane girişine karakol kurmuşlardı ve eşim kapalı olduğu için onu doğrudan kapıdışarı ettiler. Annem ise yaşlı olduğundan başörtüsüne yeniden şekil verdirip onu içeri aldılar. Bugün o hastanenin kapısında ne asker, ne polis ve ne de bir eşşek var, herkes rahatça girip çıkıyor. Ve hastanemizin adı da ‘Sultan Abdülhamid Han’! Bu inkılabı yapan Erdoğan’a teşekkür(e, tabi Erdoğan’la uğraşmayı görev sayan bizim taraftaki e...k yazarlarımızı ihmal etmeyip onların da gözlerinden oyarız)

عبدالله

11 Mayıs 2022 06:35

Çok güzel bir çalışma sebep olanların yazanların bu manada zaman harcayanların hepsinden Allah'ım razı olsun

bir

11 Mayıs 2022 04:42

ALLAH cc razı olsun yazınızdan dolayı.

Yasemin

11 Mayıs 2022 03:29

ÇOK ŞÜKÜRLER olsun.

Hüseyin Öztürk Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle