İslam İşbirliği Teşkilatı ve Erdoğan (1)
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ve hükümetin icraatlarının doğru mu yanlış mı olduğunu anlamak ve test etmek için iki şahide bakmak yeterlidir.
İnkâr ve şirk içerisinde yüzenlerle, münafıklığın her çeşidini dolu gibi yağdıran kesimlerin haberler ve yorumlarındaki başlıklara göz atmak kâfidir.
İslam İşbirliği Teşkilatı zirvesi hakkında bu çevrelerin haber ve yorumları, zirvenin son derece başarılı geçtiğini göstermektedir. İzleyenler olarak biz de bu başarıyı gördük.
Aksakallarımız derler ki;
-“Yiğit pusatını bileğiyle değil, yüreğiyle sallar”. İşte Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın zirvede ortaya koyduğu güç, kalbindeki inancının samimiyeti.
¥
İslam İşbirliği Teşkilatı adı çok bilinmekte ama içeriği hakkında bilinenler azdır. Bu yüzden İslam İşbirliği Teşkilatı’nı kısaca tanımakta fayda vardır.
Eski adı “İslam Konferansı Örgütü” (İKÖ) idi. Örgüt, 21 Ağustos 1969 tarihinde İsrail’in Kudüs, El-Aksa Camii’ni yakmalarının sonucunda İslam dünyasında uyandırdığı tepki üzerine, 22-25 Eylül 1969 tarihlerinde, Fas’ın başkenti Rabat’ta düzenlenen İslam Zirve Konferansında alınan kararla kurulmuştur. Türkiye örgüte aynı yıl üye olmuştur.
Teşkilatın adı 2011 Haziran ayında Kazakistan’ın ikinci başkenti Astana’da düzenlenen 38. Dışişleri Bakanları Konseyinde, “İslam İşbirliği Teşkilatı” (İİT) olarak değiştirilmiştir.
İİT, en üst düzeyde her üç yılda bir devlet başkanları ve hükümet başkanları seviyesinde toplanmaktadır. Genel sekreter ise beş yıllığına seçilmektedir.
Mevcut genel sekreter, Suudi Arabistan eski bakanlarından Dr. İyad Medeni’dir ve 2014 yılında göreve gelmiştir.
¥
Bir de teşkilatın şimdiye kadar yüzde 40 kapasite ile çalıştığı ama dönem başkanlığı bize geçtiğine göre en az yüzde doksan kapasite ile çalışması beklenen İİT’in faaliyetlerini kısaca hatırlatalım.
İslam İşbirliği Teşkilatı’nın ana görevi; İslam dünyasının sosyal, siyasal, ekonomik, kültürel ve bilimsel yetersizliklerinin sebebiyle sömürülmelerine karşı tedbirler almak ve İslam ülkeleri arasındaki birliğin güçlendirilmesini sağlamaktır.
Asırlardır İslam âleminin ensesinde boza pişiren batılı güçlerin, Müslüman ülkeleri sömürerek, halk ile idareciler arasına kendi rejimlerini yerleştirme planlarına karşı, siyasi irade birliği ve dayanışmayı gerçekleştirmek.
İslam’ın “adalet, kalkınma, İslam ve insan merkezli” hukuku ve fıkhı çerçevesinde birlik sağlanması.
Terörizmin her çeşidi ve İslamofobi ile kapsamlı mücadelenin yanı sıra, Filistin ve işgal edilmiş Müslüman coğrafyalarındaki çatışmaların önlenmesi, çözümü, barışın tesisi.
¥
Tabii esas olan ekonomik iş birliği yapılması, afetlerde ve Afrika’daki yoksullukla mücadele, yükseköğretim, bilim ve teknoloji, aile, kadın, genç ve çocuk hakları konularında, üye ülkeler arasında kültürel faaliyetler yapılması.
Ve insanca yaşamak için ne gerekiyorsa diğerleri.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, inşallah “dünyayı öteleyip, ahireti önceleyen insanlarla” çalışır da yüzümüzün akıyla, yüzünün akıyla başkanlığı sürdürür.
Meselenin özü burada. Yarına devam.







