İranlı yönetmenin başarısı
İranlı yönetmen Mecid adlı kimse, Peygamberimiz (s.a.v)’in hayatından bir kesitin anlatıldığı film yapmış.
İlgili şahsın yaptığı filmin Türkiye’de vizyona girdiğini, film yüzünden “birbirine giren dostlardan” öğrendim.
Filmi izlemedim, izlemeye de niyetli değilim. Dolayısıyla film hakkında eleştiri yahut övgü yazmam doğru olmaz.
Yalnız kişisel olarak benim İran hakkındaki düşüncem nettir.
İran, İslam âleminde sürekli krizlere sebep olan bir ülkedir. Bu filmin de yine çeşitli krizlere sebep olacağına inanmaktayım.
Halep mahvoldu ama arşın burada. Yakından tanıdığım “ümmet birliği kardeşlerim”, film sebebiyle birbirlerine karşı kırıcı olmaya başladılar bile.
Dolayısıyla Mecid Mecidi adlı kişi, Müslümanlar arasına fesat sokmakta başarılı olmuştur. İranlı yönetmen Mecid’in başarısı budur.
¥
Film hakkında ne eleştiri ne de övgü yazanlara bir diyeceğim yok. Herkesin algıya ve manipülasyona gelme şekli ve zamanı farklıdır.
Bu filmle toplumumuzun nabzı ölçülmektedir. İran yeni bir algı ve manipüle peşindedir. ABD gibi İran da sinemasıyla algı ve manipüle peşindedir.
Dünkü yazımda da söz edildiği gibi algı yöneticileri ve manipülatörler, çoğu zaman amacı gizlemek için sahte amaçlar üretirler.
Esas amacın gizlenebilmesi adına sahte bir amaç var edilmesi gereklidir.
Bu filmde de amacın, Peygamberimiz (s.a.v.)’i anlatmak olduğuna inanmak için ya son derece saf yahut henüz buluğ çağına ermemiş olmak lazımdır.
¥
Sahip olduğu ideolojisine dört elle sarıldığına inandığım bir dostum, filmle ilgili şunu söyledi.
“Mecid Mecidi bu filmi, dünyadaki İslamafobiyi kırmak için yapmış”.
Haydaaa, öp kimin elini öpersen.
Ey Allah’ını sevenler, İran’ın dost olduğu bir tek Müslüman ülke gösterebilir misiniz? Hangi İslamafobiden söz ediyoruz.
Her yıl Hac’da ve umrelerde, Müslümanları rahatsız eden ve huzur bozan İran’dan başka bir ülke bilen var mı? Geçelim.
¥
Filmin tartışması, Süleyman Demirel’i hatırlattı. Bilirsiniz Demirel’in ünlü bir sözü vardır. “Kendim için bir şey istiyorsam namerdim!” demişti.
Filmin ilgili kişisi yahut savunucuları da yapılan filmin, kendi faydalarına değil, bizim faydamıza olduğuna ikna etmeye çalışıyorlar.
Henüz filmin “ön satış” aşamasındayız, olabildiğince tartışma alanları açarak, hepimizin zihnine filmin iyi ya da kötü reklamlarını yerleştiriyorlar.
Zihni alt yapımızın bu filmi izlemeye hazır hale gelmesi için her yol deneniyor. Tabii bu deneme gerçekleşirken, birbiriyle can dost olanlar, birbirlerinden kopmayı sürdürüyorlar.
¥
Sosyal medya denilen şeytan gayyasının çok azında varım. İki grup içerisinde yer almaktayım. İki grupta birbirine en çok güvenen en çok seven, birbirlerinin lafını asla yere düşürmeyen insanlardan müteşekkil ‘idi’.
Gelin görün ki, sarsılmaz denilen dostluklar zarar görmeye başladı. Yarına devam.







