İnsanları ölüm şekillerine göre yargılamak
İnsanları ölüm şekillerine göre yargılamak, bu yargısını bir hüküm gibi kabul etmek ve ettirmeye kalkmak, haddini bilmezlik olduğu gibi kendi sonundan emin olması demektir.
Oysa hiç kimse, ne kendisinin ne de başkasının sonunu bilemez ve göremez. Mayası temiz aklı başında kimselerin de böyle iddiası olmaz.
Allah rahmet eylesin, genel yayın yönetmenimiz Kadir Demirel’i çok acı bir hadise neticesinde kaybettik. Sevenleri ve Akit ailesi olarak kederimiz had safhada.
Haber ajanslara düşer düşmez, dostlar gazetemizin merkezi başta olmak üzere Mustafa Bey’den itibaren tanıdıkları yazarları ve çalışma arkadaşlarını arayarak başsağlığı dileğinde bulundular.
•
Sosyal medya ile hiç bağım yoktur. İlgisi olan dostların birkaçının bildirdiğine göre merhum Kadir Demirel kardeşimizin vefatıyla ilgili sevinç mesajları yayınlamışlar.
Kadir Demirel’i yakından tanıdım. Şimdiye kadar hiç kimseye bir kötülüğü olmadığı gibi kimsenin hakkında da yine olumsuz bir söz söylediğini işitmedim.
Tanımadıkları birine karşı böylesine kin ve öfke kusmak, insana benzer canlıların işi olamaz. Demek ki, ruhlarını kin ve öfkeye esir edenler böyle oluyor.
•
Belli ki Kadir Demirel bir aile içi geçimsizliğinin kurbanı oldu. Ne yazık ki, aile içi huzursuzluklar, problemler, son yıllarda toplumun her kesimini kanser gibi sarmakta.
Aile kurumumuz, birlikte yaşama kültüründen uzaklaşıp, bireysel yaşama alanına doğru hızla yayılmakta.
Baba ile oğul yahut kız çocuğu, anne ile kız veya erkek evlat arasındaki iletişim hatları kopmakta ve tamiri her geçen gün zorlaşmakta.
Hele hele evliliklerin çoğu, “evlenmek, yuva kurmak, aile olmak” için değil; kızlarımızın, oğullarımızın, “evden kurtulmak” için başvurduğu bir oyun haline gelmekte.
Aile birliğini sağlayan inanç merkezli dini ve milli; örf, adet, gelenek ve göreneklerimiz, bir baskı unsuru gibi kabul edilmekle birlikte hızla reddedilmekte.
Ne eğitim hayatımızın ne kültürel değerlerimizin ne de sosyal hayatın bütününde; “aile kurumu” yüz buruşturulan, burun kıvrılan, istenmeyen bir hal almakta.
Evlerimizin bir aile yuvasından ziyade, otel gibi kullanıldığının farkında değiliz. Bu farkın fark edilmemesi için ise ciddi bir sosyal medya baskısıyla karşı karşıyayız.
•
Acılar üzerinden sevinç devşirmek, aynı acıyı, bu sevinci devşirenler yaşamaz diye bir kaide yok.
Normal bir insandan doğan ve insan olduğunu iddia eden hiç kimse; tanımadığı, bilmediği, herhangi bir alışveriş yapmadığı, düşmanlığa sebep olacak hadiseler yaşamadığı halde, sosyal medya üzerinden öfke, kin ve nefret kusabiliyorsa, bu kişiler; başta kendi aileleri olmak üzere bütün toplum için son derece tehlikelidirler.
•
Rabbim cümlemizi böyle elim hadiselerden muhafaza etsin. Kadir kardeşimizin ruhu için el-Fatiha.







