İktidar olmanın nimetleri arttıkça
İktidar olmanın nimetleri arttıkça, nimet sahiplerinin şımarması, bir yere kadar kabul edilebilir. “İnsandırlar, zaaf ve zayıf tarafları vardır” diye hoş görülebilir.
Yalnız bu şımarmanın dozu, kraldan çok kralcılığa doğru gidiyor. Yanlışlar doğru, doğrular yanlışlar gibi görülmeye başladı.
Bir başka tehlike de iktidara güç verenler, destek verenler, her hal ve şartlarda liderlerinin arkasında duranlar; “ötelenmekte ve çantada keklik gibi” görülmektedir.
Bu tehlikenin nasıl bir şey olduğunu Cumhurbaşkanımız Erdoğan bilmektedir ve olabildiğince dikkat ettiğini sanıyoruz. Çünkü siyasi hayatı bu hakikatle yoğrulmuştur.
Tabii Cumhurbaşkanımızın bilmesi yetmez, esas birlikte yol yürüdüğü arkadaşlarının idrak etmesi lazım. İşte büyük kervanın yol haritası burada karışmaktadır.
Siyasi tecrübemiz tarihi içerisinde şu görgüye sahibiz.
Liderleri halk tökezletmez. Liderleri danışmanlar ve bürokratlar tökezletir yahut takoz olurlar.
Bürokrat ve danışman denilince, elbet alınanlar olabilir. Kimse hedefimizde değildir, kimseyle de bir alıp veremediğimiz yoktur.
Aşlarında değilim, ekmeklerinde değilim, yollarında değilim. Dolayısıyla kimseyle de bir hesabım olamaz.
………………
İhanet planlı, gaflet anlıktır. İkisinin de açtığı yara büyük olur. Her ikisi de insanı aniden yakalar, içten içe yaralar ve çürümeye götürür.
Cumhurbaşkanımız Erdoğan, “ideal ve inanç insanıdır. Arkasından eksilmeyen halk desteği de bu yüzdendir. Hem de kaçıncı kez. Daha da peşinden gidilecektir.
Lakin bu desteğin sadece Cumhurbaşkanı fehmindedir. Hemen dibindekilerden itibaren çok da bilindiğine dair emareler görülmemektedir.
Söylediklerime ön yargı ve peşin hükümle bakıp, zihinlerinde muhalefet yumağı oluşturacak olan bürokrat ve danışmanlara, şu kadarını söyleyeyim de tuzumuz olsun.
-“Bakın beyler veya bayanlar!
Sizler henüz portakal ağacında çiçek bile değilken, inancından başka gücü olmayan insanlar olarak, kervanın yolcusuyduk, hâlâ yolcusuyuz ve olacağız.
Ne ülkemiz ne Cumhurbaşkanımız, bu noktaya el bebek gül bebek gelmedi. İnancının gücü ve kendisine inanan halkımızın desteğiyle, geniş ve uzun bir ateş çemberinden geçerek geldi”.
………………
-“Hadi be adam ne söyleyeceksen de”. İşte problem burada. Diyeceğimizi diyemiyor, ıkınıp sıkılıp anca böyle maval okuyoruz.
Her yerde şu soruyla karşılaşıyor ve cevap veremiyorum.
-“Ne oluyor, nereye gidiyoruz, kırılmaktan ne kol ne saklayacak yen kaldı”?
İktidarın nimetleri arttıkça kapitalizme doğru akıyoruz ve hücre hücre; milli-dini değerlerimiz, yerlilik davamız zedelenmeye başladı.
Sadece bir örnek verelim. Sporcu ve sanatçı iftarındaki kareler, tabanda ciddi bir üzüntüye yol açmıştır. Dahasını geçelim.
TBMM Başkanımız İsmail Kahraman her zaman der ki:
“Gemiyi kaptanlar terk etmez, fareler terk eder” der.
Biz kaptanlarımıza güveniyor ve inanıyoruz. Tayfaların da en az kaptanlar kadar güvenilir olmasını istiyoruz. Vesselam.







