İki komşu arasında ilişkiler düzelecektir
B
aşbakan Yardımcısı Prof. Dr. Numan Kurtulmuş’un tespitleri, “haklı ve umut” vericiydi.
İktisadi, siyasi ve tarihi alanda çok yakın ilişkileri olan iki komşu ülke arasındaki problemlerin çözüleceğini ifade ederek, sözlerine düşürülen uçakla başlayarak şöyle dedi:
•
“Biz o zaman da hükümet olarak görüşümüzü çok net ifade ettik. Cumhurbaşkanımız da devletin en üstündeki zat olarak görüşlerimizi ifade etti. Bu uçağın düşürüldüğü anda, Türkiye gerçekten uçağın kimliğini bilmiyordu.
Bunları açık söyledik. Ama Rusya tarafından yapılan çok üst düzeyde açıklamalarla konu siyasi gerginlik ortamına dönüştürüldü.
Şahsi kanaatim, inşallah bu gerginlik uzun süre devam etmeyecektir. İktisadi, siyasi ve tarihsel olarak çok yakın ilişkileri olan iki komşu ülkenin arasındaki meseleler düzelecektir diye ümit ediyoruz.
•
Ancak ilişkilerin bu noktaya gelmesine neden olan Suriye krizinde, Rusya ve diğer dünya ülkelerinin hangi noktaya geldiklerini de görmek gerekir.
Amerika’da faaliyet gösteren bir düşünce kuruluşunun tespitine göre, Suriye’de halen yüzlerce farklı kimlikte örgüt işin içerisine girmiş vaziyettedir.
Suriye şehir şehir, kasaba kasaba, cadde cadde, köy köy bölünmüş vaziyette. Birtakım güçler, bölgede güçlerini artırmak için bu savaşın tarafı oldular.
Bütün bu örgütlerle birlikte, PKK’nın terör saldırılarının arkasında hiç şüphe yok ki Suriye’deki gelişmelerin de büyük payı vardır.
Birtakım örgütleri maşa olarak kullanan büyük güçler, onlar üzerinden bölgesel güç denklemlerinde kendilerine yer edinmeye çalışmaktadırlar.
Bir kısmı da dünyadaki siyasal dengede kendilerini avantajlı duruma getirmeye çalıştığından, Suriye parça parça, lime lime edilmiştir.
•
Bölge halkları arasındaki dirliği ve birliği sağlamak için siyasi ihtilafları ortadan kaldırmanın yolu; silahlı kavgalarla, mücadelelerle sonuç elde etmek olmamalıdır.
Bu çemberin içerisinde yer alan bütün ülkeler, problemleri karşılıklı rıza ve müzakere ile çözmelidir.
Eğer bunu yapabilirsek, eğer bu anlamda yeni bir düzenin kurulmasına yardımcı olabilirsek, Türkiye olarak çok şey yapmış olacağız.
Devlet olarak, ülkemizin emniyet içerisinde olması için her türlü sorumluluğu aldık ve almaya devam edeceğiz. Yalnız burada sadece hükümete görev düşmüyor.
Fikri bir bütünlük içerisinde, yerli ve milli düşünceye sahip, zihni yapısı vatanına ve milletine yabancılaşmamış aydınlarımıza da sorumluluk düşmekte.
Çeyrek aydınlara değil, yarım aydınlara değil. Bu topraklara, bu kültüre, bu millete bağlı olan gerçek aydınlara söylüyorum. En az siyasetçiler kadar aydınlarımız da ellerini taşın altına koymalıdırlar.
Akademisyenlerimize de görevler düşmekte. Sadece bilgi değil, bu bilgiyi bilinç düzeye çıkaracak çalışmalar yapmak hepimizin vazifesidir”.
•
Numan Bey’in ifadelerinin üzerine merhum Akif gider ancak.
Hüsrâna rıza verme.. Çalış.. Azmi bırakma;
Kendin yanacaksan bile, evlâdını yakma!







