İhanet ve Aile Kutsallığı
Cidden samimi şekilde hep kendime soruyorum. “Terör destekçisi akademisyenlerin “devlet-millet ve aile kutsallığı var mıdır” diye.
Elbet biyolojik olarak herkesin annesi babası vardır ve hiç kimse, ebeveynlerinden dolayı suçlanamaz ama bizde “aile”, devletimizin temel taşıdır.
Batılı ülkelerdeki “aile” mefhumu ile bizdeki “aile”, birbirinden çok farklıdır. Bizde “aile” bir devlet gibi idare edilir ve devletin en küçük nüvesidir.
Müslümanlık öğretilerinde aile, hiçbir menfaat hesabının yapılmadığı; paylaşmanın, dayanışmanın, birlik ve dirliğin itirazsız uyulduğu bir kurumdur.
Bu sebepledir ki, silahlı terörle bu terörün beslemesi malum medya, yıllardır içeriden ve dışarıdan “aile” ocağına saldırmaktadır ve hâlâ ciddi manada başarılı olamadıkları için “millet-devlet” bütünlüğümüz devam etmektedir.
Yine hayret etmekteyim ki, Müslüman bir halkın oluşturduğu devletin her türlü imkânlarından istifade ettikleri halde, nasıl bir zihniyetle ihanet edebiliyorlar?
Tabii sadece bunlar mı, bilumum terör örgütleri, bu ülkenin nimetlerinden istifade ederek ihanet etmiyorlar mı etmediler mi?
•
Yalnız akademisyenleri yetiştirenler de, akademisyenler de, onları destekleyen terör seviciler de, teröristler de pekâlâ şunu biliyorlar, haklarını yemeyelim.
Aileyi parçalamak, bir ülkeyi topsuz, tüfeksiz yıkmakla eş değerdir. Çünkü sağlıklı aileler içerisinde yetişen insanlar; ruhen, bedenen ve zihnen; devletine, milletine bağlı nesillerdir.
Yukarıda merak ettiğim soruya Dede Korkut epeyce derinden şöyle cevap veriyor:
“Kız anadan görmeyince öğüt almaz. Oğul, babadan görmeyince sofra donatmaz”. Çocuk, ana-babanın aynasıdır.
Aile, bizim toplumumuzda; “muhkem bir kale gibidir”. Şimdiye kadar yerine konulabilecek bir model de bulunamamıştır.
İçimizdeki ve dışımızdaki ihanet şebekeleri, pek çok denemelerde bulunmuşlar ama toplumumuzun ana damarı olan aileyi bir arada tutan mayanın, “din” olduğunu asla kabullenememişlerdir.
•
Yine malum kesimin inanmayı reddettiği bir gerçek daha var ki, Türkiye her geçen gün, mayasını oluşturan dini-milli-ahlaki” değerlerine yeniden dönme mücadelesi vermektedir.
“Bir toplum kendi özüne dönmeye samimi olarak karar verdiği takdirde, Allah o topluma yardım eder” ayeti kerimesi, Müslüman yöneticilerimizin ve milletimizin şiarıdır.
Bu inançladır ki, milletimiz hiçbir devirde, tüm iç ve dış ihanetlere rağmen, ciddi manada sefalete düşmemiş, her türlü teröre güç yetirmiştir.
Maddi dünyasıyla manevi dünyasını harmanlamayı bilmiş, bu dengeyi yerinde korumuş ve tarihin mezarlığına gömülen halklar gibi yok olma felaketine uğramamıştır.
•
Velhasıl, ahlaki yapıları zayıf veya olmayan, dünyada hiçbir milletin işine yaramayan ve “insan mayası bozulmamış herkesin reddedeceği kirli ve iğrenç ideallerini” dayatmaya kalkan bu güruh, imzaladıkları bildiriyle milletimizin birbirine kenetlenmesine sebep olmuşlardır.
Böylece; “Hayır sandıklarınızda şer, şer sandıklarınızda hayır olabilir” gerçeği bir kere daha görülmüştür.







