--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Hıdırlık Tabyası

Hüseyin Öztürk
Hüseyin Öztürk
0

 

İstanbul başta olmak üzere nerede Bizans ve Roma kalıntıları varsa çıkarmaya, yoksa bile çakıl taşı da olsa “Bu Bizans yapısı” diye tarih yapıştırmaya kalkan resmi yahut özel ihanet odakları, milletimizi vatansızlaştırma gayretlerini açıkça sürdürmekteler.

Sanki vatan edindiğimiz topraklarımızda bin yıl boyunca hiç eserimiz yokmuş gibi devlet-millet bütünlüğüne düşmanca tavır alarak sürekli Bizans kalıntılarının peşindeler ve utanmadan işlerini yapabilmekteler.

Şükür ki, ehli iman halkımızın milli iradesiyle seçtiği Cumhurbaşkanımız Erdoğan’ın sayesinde zihniyetleri Bizanslaşmış cüruflarla mücadele edilebilmektedir.

Sadece 780 bin metrekarelik vatan coğrafyamızda değil, gönül coğrafyalarımızın neresinde tarihi eserimiz var ise TİKA sayesinde onarılmakta ve sahip çıkılmaktadır.

Dün Edirne’de Yıldırım mahallesindeki Hıdırlık mevkiinde bulunan Hıdırlık Tabyasından söz etmiş ve hakkında fazla bilgi aktarmaya yerim kalmamıştı.

Bugün biraz tarihi geçmişine bakalım.

Edirne’de ilk istihkâm inşaatlarına, 1829 yılındaki Rus işgali karşısında, Divan-ı Hümayun tercümanı Hoca İshak Efendi’nin nezareti altında başlanmış.

İnşa edilen bu yapıların en önemlilerinden birisi I. Balkan Savaşı’nda da kullanılan Hıdırlık Tabyasıdır.

Hıdırlık Tabyası, yaklaşık 1800 metreyi bulan çevresi ile Edirne’deki en büyük tabyadır.

Eğer tabyayı; “Benim tarihim ve bugünkü bağımsızlığımı burada savaşanlara borçluyum” düşüncesiyle gezer ve tefekkür ederseniz, tabyadan çıktığınızda şöyle Selimiye Camii’nin minarelerine bakarak: “Ne kadar da şükürden acizim” dersiniz.

Tabi bu söylediğim amentü sahibi kimseler içindir. Yoksa Hıdırlık tepesinde bulunan “Hıdır Baba” türbesinin sağı-solu içki kutularıyla dolu, onlara sözümüz yoktur.

Cumhurbaşkanımız Erdoğan’ın, yurtiçinde ve dışındaki tüm tarihi eserlerimiz gibi Edirne Hıdırlık Tabyasının da aslına uygun inşa edilmesi talimatından önce Tabya ne haldeymiş bir de ona bakalım:

Restorasyon çalışmalarına başlamadan önce şu bilgiler veriliyor:

“Geçen zaman içinde önemli ölçüde tahribata uğradığı, taşların sökülüp götürüldüğü, çöküntüler olduğu görülmüştür.

Yer teslimi sonrasında eserin toprak altında kalan kısımlarının olup olmadığının tespiti için Jeoradar tekniği ile araştırma yapılmış, toprak altında kalmış topçu bataryaları, dehliz odalarında bulunan havalandırma kanallarının bacaları, sarnıç ve kanal olduğu belgelenmiştir.

Mekânların iç ve dış temizliğine, çöküntülerin titizlikle hafriyatına başlanmış, ortaya çıkan mekânların rölöveleri alınarak fotoğraflarla belgelenmiştir.

Özgün eserden taş, tuğla, harç numuneleri alınarak İstanbul Restorasyon ve Konservasyon Merkez ve Bölge Laboratuvar Müdürlüğü’nde testleri yapılmıştır.

Çıkan verilere uygun nitelikte taş temin edilmiş, tuğlalar imal edilmiş, harçlar hazırlanmış ve restore çalışmalarına başlanmıştır.

Restorasyon çalışmaları öncesinde metruk olan eser bilimsel ve özgün teknikler kullanılarak restore edilmiş. Şimdi tarihiyle tanışmak isteyenleri bekliyor.

Az bilinen bir gerçeği de hatırlatalım:

Hıdırlık Tabyası, 1912 tarihinde başlayan I. Balkan Savaşı’nda Şükrü Paşa’nın karargâhı olarak kullandığı alandır.

 

Yorumlar

Yorum yazın

0/1000

Yorumlar editör onayından sonra yayınlanır.

Bu içeriğe henüz yorum yapılmamış

İlk yorumu siz yazın — yukarıdaki formu kullanabilirsiniz.

Hüseyin Öztürk Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle