Her türden şiddetin yayıcısı tv dizileri
Nereden ve kimden gelirse gelsin hepimiz şiddete karşıyız değil mi? Pehh…
Sanki sinema filmlerindeki, dizilerdeki ve haberlerdeki şiddet; görünmeyen, bilinmeyen ve bizim dünyamıza ait olmayan şekilsiz, belirsiz, cisimler tarafından işlenmekte.
Böyle olduğu için de hepimiz şiddete karşıyız. Çünkü her birimiz öyle iyi insanlarız ki, “şiddete başvuran insan değil” diye haykırmaktayız.
Şiddete tevessül edenler, bilerek veya bilmeyerek zemin hazırlayanlar, destek verenler, bizzat şiddetin tam ortasına düşmeden, o acıyı yaşamadan, bedel ödemeden şiddetin ne merhametsiz bir şey olduğunu anlayamaz.
Şiddete ihtiyaç duyan ve yayanların ortak özelliği; kötü alışkanlıklarını, intikamlarını, açgözlülüklerini, kıskançlıklarını, hırslarını, kibirlerini, korkaklıklarını, kinlerini haklı çıkarma çabasıdır.
Şimdi bu çerçevede toplumun değer yargılarını hiçe sayan sinema filmlerine, televizyon dizilerine baktığımızda oluk oluk şiddete davetiye çıkarıldığı görülebilir.
•
Bir başka husus da bu ülke ve bu millet, paraşütle bilinmeyen bir atmosferden inmiş değildir. Dünyanın en zengin tarih, kültür ve sanat havzasına sahiptir.
Topraklarımızda öyle insani hikâyelerimiz vardır ki, başka bir toplumda bulunma ihtimali dahi yoktur.
Kültür, ekonomi ve sosyal tarihimiz asırlarca izlenebilecek, okunabilecek, anlatılabilecek “insan olma” hikâyelerle doludur.
Bu hakikate rağmen şiddet tercih edilmektedir ve en büyük şiddet “reyting şiddetidir”.
“Reyting almıyor, izlenmiyor, reklam alamıyoruz” diyenler de ne yazık ki insan. Peki, şiddet dizilerine prim verenler kimler?
Reyting, reklam, şan, şöhret ve daha çok kazanma uğruna, topluma ait olmayan, esasında reddedebileceği ama izlemekten de geri durmadığı, fiziksel ve duygusal şiddete davetiye çıkaran diziler yapılacak, izlenecek, sonra da şiddete karşı çıkılacak öyle mi?
Yaptığımız mürailik değil mi?
•
Vicdan, insanın içindeki tek ahlak bekçisidir. Ahlaktan söz edince hemen akla din ve dini değerler gelmesin.
Nice insanlar vardır ki, Müslüman gözükür ama ahlakı yerlerde sürünmektedir. Ahlaktan kastedilen; kişinin kendisine ve karşısındakine karşı “insan” olabilmesidir.
Şimdi bu çerçevede soralım:
-“Şiddetin, ihtirasın, entrikanın, ahlaksızlığın vs. vs. bütün çirkinliklerin ulaşılması imkânsız sahnelerle anlatıldığı hikâyelerin hangisi toplumun hangi kesiminde yaşanmaktadır?
Dizilerde işlenen hikâyelerin bir kısmı velev ki yaşanmış olsun. Hangi dizi izlendiği için toplumun hangi kesiminde, nasıl bir iyileşmeye sebep olmuş veya olmaktadır”?
•
Sömürüle sömürüle bitirilemeyen kadın ve kadına şiddet hususundaki mürailiğimiz, riyakârlığımız, menfaatperestliğimiz yüzünden, şiddet hususunda hangi televizyon kanalına, gazetelere, internet sitelerine bugüne kadar müdahale edilebilmiş ve netice alınmıştır?
Duygusal şiddet, fiziksel şiddetten daha berbattır. Birinin tedavisi mümkündür ama diğerinki imkânsızdır.
Ezcümle: Hepimiz günahkârız, yalan söylüyoruz. Ne için bunların hepsi? Hepimiz sonunda göçüp gitmeyecek miyiz bu dünyadan? Değer mi?







