Her Şeye Sahip Olma Hırsının Kaybettirdikleri
Esasında hepimizin farkında olduğu ama fark edilmediğini zannettiğimiz hakikat şu:
Her şeye sahip olma hırsının ayyuka çıktığı garip bir zamanda savrulmaktayız.
Kendi gerçeğimizi bir kenara bırakıp, başkalarına özenmeye başladığımız andan itibaren kayıplarımıza yol vermiş durumdayız.
İlk kayıplarımızdan birisi, sayılı nefes sayımızı ne kadar haklı ve anlamlı şekilde değerlendirebildiğimiz meselesidir.
Lafa gelince; “Yalan dünya, bugün var yarın yok” deriz ama “Benim de olsun, bizim de olsun” hırsına nefeslerimizi kurban ettiğimizi görmezden gelmekteyiz.
Bir başka kaybımız ise bütün dünyada olup biten her şeyin anında ellerimizdeki telefonlara düştüğü gibi 24 saat açık duran televizyonlarda arzı endam etmesidir.
Bu büyük sanal saldırıdan kurtulmak gerçekten zor. Çünkü öyle bir saldırı ki; gözümüzü-zihnimizi-vicdanımızı-cüzdanımızı kirletmekte ve dur diyememekteyiz.
•
Yeri geldi sözü ehline bırakalım.
Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Kemal Sayar, kayıplarımıza dair şunları söylemekte:
- “Daha büyük evlerimiz ama daha küçük ailelerimiz var! Daha çok alet edevat ama daha az zamanımız var! Daha çok diplomamız ama daha az sağduyumuz var! Daha çok bilgimiz ama daha az muhakememiz var! Daha çok uzmanımız ama daha çok sorunumuz var! Daha çok ilacımız ama daha az sağlığımız var!
Aya kadar gidip geldik ama yeni komşumuzla tanışmak için karşıdan karşıya geçmekte zorlanıyoruz. Her zamankinden daha fazla kopya saklamak için daha fazla bilgisayar yaptık ancak çok daha az gerçek iletişimimiz var.
Nicelikte çoğuz ama nitelikte azız. Bu zamanlar; hızlı yiyecek ama yavaş sindirim, uzun boylar ama kısa karakterler, yüksek kârlar ama sığ ilişkiler zamanı.
Pencerenin önünde çok şey var ama odanın içinde hiçbir şey yok”.
Kemal hocaya teşekkürler.
•
Batılı toplumlar, “kaybedecek bir şeyimiz yok” diye insanlık dair hiçbir konuda sınır tanımamakta ve yine insani değerlerle birlikte tüm kâinata karşı tüketim savaşı vermektedir.
Doğal olarak kendi insanlıklarını heba ederken, hastalıklarını da her yolla diğer dünya toplumlarına bilerek, isteyerek ve destekleyerek zerk etmektedirler.
Amerika başta olmak üzere Batılı ülkelerin, diğer dünya ülke ve toplumlarına; ekonomik-sosyal-siyasal ve kültürel olarak insani değerlerle yüklü zerre faydaları yoktur.
Biz Batılı bir toplum değiliz ve olamayız. İstesek de olamayız. Devlet ve millet olarak içimizdeki olmak isteyip de olamayanların musibetleriyle uğraşmak ise başka bir kayıptır.
Ezcümle:
Esas telafisi mümkün olmayan en büyük yitiğimiz şudur. Bu yitik, bir toplumu helake sürükleyecek kayıptır ve kapıdadır.
“Her şeyimiz olsun” derken, bir müddet sonra her şeyin çöpe dönmesiyle bir daha elde edemeyeceğimiz kaybımız; “edep ve hayâdır”!
Edep ve hayâ, insandaki disiplin mayasıdır. Her şeye müsaade etmez.







