--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Her değer gibi adaleti de mahvediyorlar

Hüseyin Öztürk
Hüseyin Öztürk

CHP’nin bilinen tek özelliği; milletin “kutlu” saydığı ve inandığı bütün değer yargılarına düşman olmak ve bu düşmanlıklarını terör örgütleriyle birlikte sürdürmektir.

Siyasi tarihleri boyunca yine en iyi bildikleri ve tek icraatları, aralıksız güven bunalımı üretmektir. Sözde “adalet” yürüyüşleri bu cinstendir.

Devleti tarif edenler şöyle der:

“Halkın onayını alarak devlet yönetmeye kalkan siyasi parti yöneticilerinin, öncelikle milletin kurduğu devlete saygısı olması gerekir”.

Devletle topaç oynanmamalı. Devleti yönetmeye talip olan siyasiler, vıcık vıcık ihanet kokan ikiyüzlülüklerinden vazgeçmeli ve devlete-millete hakaret etmeden, tehdit etmeden söyleyeceklerini beyan etmeliler.

Özleri kirli, dilleri kirli, elleri kirli olanların, elbet niyet ve amelleri de kirli olur. Meyhane ağzıyla ne siyaset yapılır ne devlet idare edilir ne de millete bir çift söz edilir.

Mevcut iktidar ve Cumhurbaşkanı Erdoğan bu yetkiyi milletimizden almıştır. CHP gibi tek çıkar yolları olan darbeler ve terörden değil.

CHP memleketimizin son 75 yılında, devletle topaç oynamış ve hep devletle milleti bir araya getirmeme siyaseti gütmüştür.

Şimdiye kadar halkın özgür iradesiyle hiç yetki alamadıkları için de milletin hür iradesine karşı devamlı öfke kusmaktadırlar.

CHP’nin siyasi tarihi zulümlerle doludur. Şerefli tarihçiler öyle yazar.

Baskıyla geldikleri iktidardan halk tarafından uzaklaştırıldıklarında da rahat durmamış, milleti 40 yıl sıkıyönetimlere mahkûm ettirmişlerdir.

Devleti iğneye, millete ekmeğe muhtaç edip, 2000’li yıllara kadar toplumun sırtından inmemişlerdir.

Kendilerini halktan soyutlayarak seçkin sınıf olarak gören CHP’liler, hep hukuk üstü olarak yaşamış, son on beş yıl içerisinde ilk defa hukukla karşılaşıp, adaletle yüzleşmişlerdir.

Hatta bu şartlarda bile ekranlarda; “Esas olan biziz, ne dersek o olur, halk da kim oluyor”? diye bangır bangır bağırmışlardır.

İşi ehline bırakalım. Bunları en güzel Üstad Necip Fazıl anlatır ve “Türkiye’nin Manzarası” adlı eserinde şöyle der:

“Halk Partisi, sabit ve müspet hiçbir şeye yakınlık iddia edemez. Yalnız menfilikleri ve düşman olduklarıyla bellidir.

Bunların başında da İslamiyet vardır… Halk Partisi ne olduğuyla değil, ancak İslam düşmanlığıyla izah edilebilir”.

“… Normal bir parti olmayan ve tıpkı Rusya’daki komünist partisi gibi kahhar bir rejimin zoraki tellallığını yapmaya memur bulunan Halk Partisidir”…

“…. Halk Partisi üzerine şimdiye kadar dokunulmamış en nazik teşhis… Belli başlı bir fikir etrafında, önceden bir parti halinde kurulup, giriştiği dava mücadelesi neticesinde iktidara geçmiş değildir”.

“… Halk Partisi, vatan kurtarıcılığı hadisesini, sonradan vatanın bütün hisse senetlerine el koyarak, eşi emsali görülmemiş bir tegallüp (baskıcılık, zorbacılık) ocağına tahvil kılmıştır”.

İşte CHP zihniyetine net şekilde anlatan ifadeler.

 

Hüseyin Öztürk Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle