Hepimiz aynı gemideyiz diyerek
“Hepimiz aynı gemideyiz” dediler, söze ayetle başlayıp, hadisle bitirdiler inandık.
“Bu geminin stratejik noktaları, milletimize karşı duranların tekelinde, dini-milli değerlerimizi korumak için oraların elimize geçmesi lazım” dediler, inandık.
“Geminin stratejik noktaları kâfi değil, tayfaların da bizden olması” dediler, hep birlikte “Tabii buyurun” dedik.
Ve 15 Temmuz gecesi, kırk yıldır toplumun bütün kesimlerine ve devlete karşı içlerinde biriktirdikleri; “ABD, İsrail, İngiliz” mayalı, Haçlı kin ve öfkelerini, milletin silahıyla milletin üzerine kustular.
O bela gecesini bu milletin üzerine akıtanları, Allah yer ile yeksan eylesin ve onlara aldandığımız için bizleri de merhametinin yüceliği adına af ve mağfiret eylesin.
•
Hakikatin üzerini hiçbir güç, ebedi örtemez.
Şunu kabul edelim ki, bu terör örgütünün masum ve sinsice büyümesine katkısı olmayan insan sayısı azdır.
Devlet ağacının gövdesine girdiklerini gördük, sesimizi çıkarmadık. Neredeyse girmedikleri aile ocağı kalmadı, yine kimsenin sesi çıkmadı, çıkaranların da sesi duyulmadı veya kesildi.
Bütün bu aymazlıklarımıza rağmen, bilinen veya bilinmeyen masum insanların yüzüsuyu hürmetine, Cenab-ı Allah devletimizi-milletimizi santim santim koruyarak, yeniden istiklalimizi kazanmamızı nasip etti ve büyük bir avans verdi.
Şimdi artık bu avansı iyi ve doğru kullanmanın vaktidir. FETÖ tufanı, ay yıldızlı bayrağın altında toplanan ve “Burası benim vatanımdır” diyen her ferdimizin yeniden doğum tarihidir.
•
Nasıl bir tufandan kurtulduğumuzu ve nasıl bir Nuh Nebi gemisinde olduğumuzu, artık namuslu her yurttaşımız biliyor.
15 Temmuz gecesi bu tufan milletimiz tarafından durdurulmasaydı, şimdi boynumuzda tutsaklık zinciri olacak, Haçlı zihniyetinin 1071 Malazgirt zaferinden bu yana kurdukları hayalleri gerçekleşiyor olacaktı.
Ülkemiz, yıllardır sömürülen üçüncü Afrika ülkesi olmaktan öte geçemeyecekti. Ne şehrimizde ne kasabamızda ne de köylerimizde; “vatan, bayrak, millet, devlet ve demokrasi” diyemeyecektik.
Milletimizin maddi ve manevi değerlerinin, bu değerlerin ruhi inceliklerinin, güzellik algılayışının, tarihi derinliğinin, bu değerlerin oluşturduğu milli şuurumuzun, batı karşısında hercümerç edilişini ve buna destek veren batının ikiyüzlülüğünü göremeyecektik.
•
15 Temmuz’daki işgal, ihanet, istila ve bütün bunların ürünü olan gayri insani ne kadar aşağılık söz ve hareket varsa, bin yıllık tarihimizde asla yaşanmamıştır.
Ayrıca dinin ve dini değerlerin, inkâr ve şirk boyutundan asla çekinmeden, korkmadan, hatta ve hatta Yüce Yaratıcıyı ve Rasulullah (s.a.v.)’i kendi “emir erleri” gibi gören bir harekete de rastlanmamıştır.
Velhasıl; altı asır boyunca, topraklarımızın 22 milyon metrekareden, 780 bin metrekareye gerileyişi içerisinde böylesine bir kalkışmayı tarih kaydetmemiştir.
Evet, “Kulun hakkı kulda kalır. Kul almazsa Allah alır” denilir. Ne edersek kendimize, ederiz kendi kendimize.







