Hazıra dağlar dayanmaz
“Hazıra dağlar dayanmaz” denilir. Emeksiz parayı harcamak pek tatlıdır.
Bedelsiz her menfaat, kişiyi arsız ve açgözlü yapar. Çevremizdeki arsızları ve açgözlüleri tahlil ettiğimizde karakterlerini görebiliriz.
Bir de hikâye anlatılır:
Varlıklı bir baba, oğluna istediği kadar para verir, o da sere serpe harcar, kıymetini bilmez, kişiliğini paraya heba edermiş. Adam bir gün artık evladının çalışmasını ve kendi parasını kazanmasını isteyerek işe yerleştirmiş.
Delikanlı ilk parasını kazandığında babası bir miktar para istemiş, o da vermiş. Baba parayı alınca pencereden dışarı atmaya kalkmış, tam o sırada çocuk babasının eline yapışarak:
-Ne yapıyorsun baba! Ben o parayı çalışarak kazandım, nasıl atarsın” diye sitem etmiş. Baba bunun üzerine:
-Bak evlat! Şimdiye kadar baba parasını istediğin gibi harcadın, bir gün; ‘Baba bu parayı nasıl kazanıyorsun” diye sormadın, şimdi kendi kazandığın paraya kıyamıyorsun. Anladın mı hazır parayı har vurup harman savurmanın ne demek olduğunu” demiş. Geçelim.
•
Devlet olarak “Sosyal Devlet” sorumluluğunu yerine getiren nadir ülkelerdeniz ama galiba kontrolsüz abarttık gibime geliyor.
Üretim ile tüketim arasındaki bu kadar rehavet, sanki bu abartının işaretçisi olsa gerek. Devletimizin elinin ulaşmadığı bir tek ihtiyaç sahibi insanımız ve ailemiz yok şükür.
Belki “var” diyenler olabilir fakat onlar da bu muhtaçlara verilen imkânlara göz diken kimseler olduğundan şüpheniz olmasın.
“Galiba kontrolsüz abarttık” hususuna değinelim.
Devlet kurumlarımız, valiliklerimiz, kaymakamlıklarımız, sosyal yardımları hangi kriterlere göre yapıyor bilemiyorum fakat ciddi şekilde takibe ve denetlenmeye ihtiyaç var.
Bir de daha elzem bir mesele, emekli maaşlarındaki dolandırıcılıkların ve haksız kazanç elde ederek devletin aldatılmamasının önüne geçilememesidir.
Vefat etmiş baba veya annelerinin maaşlarını almak için sahtekâr beyanlarda bulunarak boşananların sayısı yine artmış.
“Kork Allah’tan korkmayandan” denilir ya. Gerçekten böylesine korkusuzluk olur mu?
Ayrıca sırf devleti tokatlamak için sağlıklı kimselere sağlıksız ve muhtaç raporları verilerek, devlet dolandırılmaktaymış. Raporlar incelendiğinde görülebilirmiş.
Bir konunun daha altını çizelim.
Yaşlılık maaşı alan insanlarımız ile farklı gerekçelerle maaş bağlanan insanlarımız araştırılmalı. Paralarını şehirlerde oturan evlatlarına baskı altında veya gönüllü gönderip göndermedikleri, kendi ihtiyaçları için harcayıp harcamadıkları gözlemlenmeli.
Bu mesele böyle kibar söylenmez de kaş yaparken göz çıkarmamak için gerçeğin etrafından dolaşarak yazıyoruz mecburen.
Denetimin ve takibin olmadığı yerde, kişiler vicdanlarını-akıllarını şeytana teslim ederler ve fare gibi her delikten girerler. Kolay para insanı avara eder. Tam da bu hali yaşıyoruz.
•
Ezcümle:
Eskiler der ki; “Ben az söyledim, sen çok anla”! Ahir zamanın fitnesi, “hırs ve tamah hastalığı imiş”. Bu hastalığın tedavisi ancak “Kara Yerde” biter.







