Hayme Ana’nın Huzuruna Varırken
İnsan şükrederken bile FETÖ terör örgütünü lanetleyerek şükrediyor. Esasında Müslümanlar için ne acı bir durum.
Önceki gün, bir belgesel filminin çekimi için Hayme Ana’nın türbesinin bulunduğu Domaniç ilçesi Çarşamba köyüne gittik.
Bilal Arıoğlu ile Yalova, İnegöl ve Domaniç güzergâhında seyrederken, insanlarımızın işinde gücünde olduklarını gördükçe, şükrede şükrede bir hal olduk.
Hamdolsun ki, milletimiz toprağının başında. Milletin devletine, devletin milletine sahip çıkmışlığı her yerde görülmekte ve bilinmekte.
Yollarımız harıl harıl çalışmakta, tarlalarımız, bağlarımız, bahçelerimiz bereket yağdırmakta. Karşılaştığımız insanların ise hamd ve şükürde olduklarını gördük.
“Şükürde” kelimesine şu ilaveyi yapmalıyım. FETÖ terör örgütünün memleketi ve milleti yer ile yeksan etmek istediğini herkes anlamış.
Bu sebeple, insanlar birbirleriyle söze başlarken ilk önce hamd etmekte, ardından FETÖ terör örgütüne lanet yağdırmakta.
¥
İnegöl’den, Domaniç’e doğru yokuşlu ve virajlı çok güzel bir yol bulunmakta. Yolun her iki tarafı da Cennet’ten birer numune gibi gelip gidenleri selamlamakta.
Bu yol, İstanbul ve Bursa istikametinden Hayme Ana’nın türbesine gidecekler için, cennetmekân Sultan II. Abdülhamid Han’ın kendi kesesinden yaptırdığı ilk yoldur.
Tabi şimdi yol genişlemiş, gayet sağlam asfaltıyla birlikte; “sanayileşmemiş, teknolojiye yenilmemiş, paradan önce insan” diyen yerel esnafın işlettiği küçük tesislerle daha da güzelleşmiş.
¥
Yolculuğumuz boyunca durakladığımız tesislerde selam verdiğimiz insanlara; “Ne var ne yok, nasılsınız” dediğimizde; aldığımız cevaplar genelde, “kurtuluşlu şükür” ifadeli selam almalardan ibaretti.
Sözlü iletişim kurmadan sadece bu hal bile devlet ve millet olarak nasıl büyük bir badireden çıktığımızı anlatmaya kâfiydi.
Haliyle sohbet her şekilde FETÖ terör örgütüne geliyordu. Meğer biz şehirdeki tepkileri görüyor ve çok büyük sanıyormuşuz.
Esas tepki, sessiz çoğunluk yahut sesleri ve düşünceleri şehirlere kadar ulaşmayan Anadolu insanının yüreğinde patlamaya hazır bir volkan gibi beklemekte.
Şeyh Edebalilerimizin, Hayme analarımızın, Ertuğrullarımızın, Osman gazilerimizin bu topraklara saldıkları maya canlılığını korumakta.
¥
Hayme Ana’nın huzurunda.
Hayme Ana türbesine varıp çekime başlamadan önce ruhu şeriflerine birer Fatiha okuduktan sonra bahçe duvarının kenarında iş istişaresi yaparken, elindeki tepsiye çay bardakları doldurmuş bize doğru gelen bir hanımefendi gördük.
Türbenin bahçesinde çalışan işçiler vardı, onlara gidiyor sandık ama bize geldi.
“Hoş geldiniz kardeşlerim, buyurun” diye ikramda bulununca, tabiri caizse kalakaldık ortada. Anadolu irfanının ve büyük bir aile oluşumuzun yegâne örneğiydi bu.
Çayı yudumlarken hanımefendinin eşi Mesut Bey geldi. Daha nereden geldiğimizi ve kim olduğumuzu sormadan, o da illa yemeğe davet etmez mi?
Beyler! Bayanlar! Dünyanın hiçbir yerinde böyle bir millet yoktur.
Devamı yarına.







