Hatır Bayramlaşması
Hayırlı Bayramlar olsun!
Müslüman coğrafyalarda bayram muhtevasına uygun olarak en
kapsamlı şekilde bizim ülkemizde ihya ediliyor.
Neden böyle oluyor diye kısa bir mütalaada görüldü ki, ibadetlerin bir kısmını adet,
adetlerimizin bir kısmını da ibadet haline getirmişiz de ondan.
Tabi meselenin fıkhı yönü boyumu aşar. Neresi yanlış neresi doğru bilemem. Dileğim şu
ki, halis niyet halis akıbetle buluşsun.
Mevzuyu yazının başlığı üzerine sürdürelim de kaş yaparken göz çıkarmayalım. Hani ne
denilir ki; “Sakınan göze çöp batar” misali, din derken, adet derken, bir yanlışa düşüp, bayram
gününde zihinleri rahatsız etmeyelim.
…………………
Hepimiz pek âlâ biliyoruz ki, günümüzde “Hatır Bayramlaşmalarının” pek çoğu “El
âlem ne der, ele güne karşı ayıp olur” diyerek yapılır. Kulların ne diyeceği bazen Hakkın ne
diyeceğinin önüne geçmiş gibi olur.
Böyle durumları pek çoğumuz yaşıyoruz ama yine de netice, Hakkın emrine gelip
dayanıyor. “El âlem ne der” ikazının altını “dinimize yakışmaz” mesajı dolduruyor.
Bizim nesil bu, “Ele güne karşı ayıp olur” disiplin ve terbiye ilkesinden çok çekmiştir.
Sadece bizim nesil değil, yeni söylemle bir tık alt ile bir tık üstü nesil de çok çekmiştir.
Bizim nesle giren yıllar; “1955-1965”. Bir tık altı nesil; “1945-1955” Bir tık üstü nesil;
“1965-1975” aralığıdır.
Bu yaşlardaki nesiller bayramları din ile adetlerin disiplini altında yaşamışlardır.
………………
Madem bayram. Madem bayram hoşgörü, kardeşlik, paylaşmak, dayanışmak ve
birbirimizi anlamak, sevmek, sevilmek günüdür, o zaman şöyle biraz gerilere gidelim.
Bayramlarda (ilk-yaz-sonbahar bayramları) kısa kollu gömleklerle, uzun saçlarla, dar
giyimli kıyafetlerle köylere, kasabalara gidemediğimiz gibi bayram ziyaretlerine de gidemezdik.
Şimdiki gibi (erkek çocuklar) kulakta küpe, arkadan saç bağlamalar, vücudu mengene
altına almış pantolon ve gömleklerle asla mümkün değildi.
Hanımların ve kız çocuklarının kıyafetlerine dair bir şey demek istemiyorum o kısım
“cıssslı” kısım lakin bugünkü gibi anneler pür tesettür, kız yahut gelinler anti pür tesettür
giyinmezler ve büyüklerin ziyaret etmezlerdi.
O nesillerde anneler anne gibi anneydi, babalar baba gibi babaydı. “Din adetleşmemişti”.
Hakk adına hatır-gönül bilir, büyük-küçük bilinir, ataerkil aile bütünlüğü korunurdu.
Şimdi artık çok şey değişti. Sözünü ettiğimiz neslin bugünkü yaşayanları, o yılları sadece
ya böyle anmaktalar yahut benim gibi yazmaktalar.
………………….
Ezcümle:
Dünya değiştikçe insan da değişiyor. Oysa bizim neslin söylemi neydi?
“İnsanı ihya etmeden dünyayı değiştiremezsiniz. Aksine dünya sizi değiştirir”.
Evet, İnsanı yaratılış fıtratına, ruhuna göre ihya etmekte çok zorlandığımız için artık
insanımızın önceliğini ruhu değil, bedeni alıyor.
Neyse zülfü yâre dokunmayalım.
Hayırlı bayramlar efendim. Hatırdan değil sadırdan!







