Hatada ısrar çaresizliktir
Hatada inat, bencillik ve kapris sonucu doğan ihanettir. Hatada ısrar, kişinin kimlik kaybına uğradığını gösterir.
Bugün CHP ve onların üretimi olan kesimlerin dedeleri İttihat ve Terakkiciler, inat ve ısrarla takip ettikleri hatalarında ısrar ederek, cihan devletinin sonunu getirmişlerdir.
Şimdikiler de nihayet yeni yeni ayağa kalkarak, devlet-millet bütünlüğünü yakalamış bir Türkiye’nin önüne set çekmek için dereden, tepeden, dağdan, bayırdan, sel gibi ihanet akıtmadalar.
Hatadan dönmek, elbet büyük fazilettir. İttihat ve Terakkicilerle birlikte olup, onların kötülüklerini gören ve ihanet yerine fazilet yolunu seçen son Sadrazamlardan Said Halim Paşa, “Buhranlarımız” adlı eserinde şöyle der:
“Düştüğümüz bu meş’um hata ise şudur:
Biz memleketimizin mesut olması için, Avrupa kanunlarını tercüme edip almanın kâfi geleceğini zannettik.
Ve bu kanunların bizde kabul ve tatbik olunabilmesi için, onlarda yapılacak birkaç değişikliğin yeteceğini hayal ettik”.
¥
İşte Yeni Türkiye ve Yeni Anayasa, Said Halim Paşa’nın sözünü ettiği hatadan çok büyük ölçüde kurtulmanın adıdır.
Rahmetli Satı ebe vardı derdi ki;
-“Oğul elde akıldane pek çok olur, sokma akıl, sokak ortasında biter, elden gelenle öğün olmaz, o da vaktında bulunmaz, herkes yarasını kendi merhemi ile sarmalı”.
Biz kendi yaralarımızı kendi merhemimizle sarmak yerine, Avrupa’nın merhemleriyle sarmaya kalktık.
Yıllardır bırakın yaralarımızın iyileşmesini, acımız da yaralarımız da katlandıkça katlandı. Görüldüğü gibi Avrupa Birliği, terör örgütlerini sahiplenerek ve destekleyerek tüm kinlerini kusmaya devam etmekte.
¥
Yine Said Halim Paşa’dan bir örnek verelim.
“Mesela adalet sistemimizi ıslah etmek için Fransız adalet sistemini esas aldık.
Hâlbuki Fransız cemiyeti, bizimkine asla benzemeyen, aslı ve menşei, ruh hali, adetleri ve gelenekleri, irfanı ve medeniyet seviyesi ile bizden pek farklı olan, ihtiyaçları ise çok ve çeşitli bulunan bir toplumdu.
Fransız adalet sistemi bizi cezbetti ve kabul olunması için kâfi görüldü.
Hâlbuki Fransa’ya hiçbir şekilde benzemeyen bizim gibi bir memleket için, bu sistemin uygun olup olmadığını kimse düşünmedi”.
¥
Evet, Tanzimat’tan bu yana Avrupalılaşmanın meczubu olmuş idarecilerin yüzünden, lime lime olmuş bir sistemin girdabında, yıllardır devlet-millet olarak boğuşup durmaktayız.
Burada şu hususun altını çizelim.
Esasında sistemdeki bütün arızaları ve aksaklıkları, milletimiz sahip olduğu değer yargıları neticesinde elde ettiği irfan ve feraset sayesinde görmekte ve bilmekteydi.
Bütün mesele, bilinen ve görünen hakikatleri harekete geçirecek siyasi iradeye ihtiyaç olmasıydı. Ak Parti ve MHP, bu gerçek adına millet ve devlet adına işbirliğine gitmiştir.
Şimdi görev millet olarak bizde. Bu iş birliğine destek vererek, geçmişteki hatalara müsaade etmeyeceğiz.







